Son Haberler

Gemi Mülkiyeti

-
Eylül 10, 2022
Gemi Mülkiyeti

Gemi mülkiyeti ile alakalı bu yazımızda öncelikle geminin ne cins bir eşya olduğunu ardından Türk Medeni Kanunu’ndaki yerini araştıracağız.

Gemi Mülkiyeti

Yaşamımızda geminin taşınır veya taşınmaz grubuna girme vaziyeti tartışılır bir mevzu fakat gemi taşınır bir eşyadır. Ancak bu gidişatın Türk Medeni Kanununda nerelerde kullanacağının iki maddesi vardır. Bu maddeler;

Türk Ticaret Kanunu madde 996/1 – Kanunda aksine karar bulunmadıkça, bu bvefat kararları yalnız Türk Gemi Siciline kayıtlı bulunan gemiler hakkında uygulanır.

Bu maddeye direnerek ayni hakla yapacağımız açıklamaları sicile patentli olan ve sicile patentli olmayan gemiler olarak ikiye ayırmamız gerekir.

1. Sicile Patentli Gemiler: Türk Ticaret Kanunu kararları uygulanır.

2. Sicile Patent Edilmemiş Gemiler: Türk Medeni Kanununun menkul mülklere ait kararları uygulanır.

Türk Ticaret Kanunu madde 997 – Türk Gemi Siciline kayıtlı bulunmayan Türk gemileri üzerindeki mülkiyet ve hudutlu ayni haklara, Türk Medeni Kanununun taşınırlara ait kararları uygulanır.

Gemi veya hissesinin devri halinde, taraflardan her bkocaman, giderleri karşılamak koşuluyla, kendisine devre ait resmi veya imzası noterce onaylı bir bono verilmesini isteyebilir.

Mülkiyet Hakkının Kazanılması

Aslen Kazanım Halleri üçe parçalar;

Zapt
İstimval
Cebri icra

Özel ve Kamu hukuku kaidelerine göre kazanılması olmak üzere iki başlıkta araştırılır.

Özel Hukuk Kaidelerine Göre Kazanılması: Bu noktada sicile patentli olan ve olmayan gemiler olmak üzere bir ayrım yapılır. Ardından kanuna uyarak devam edilir.

Kamu Hukuk Kaidelerine Göre Kazanılması: Zapt ve müsadere terimlerine uyulur. Bu iki terim birbirinden ayrı düşünülemez ve zapt tek başına yeterli bir karar değildir. Bunlar savaş zamanı başka bir ülkeye ait olan gemilere devlet tarafından el konulması buna ek olarak da duruşmanın müsadere kararı gerekir.

Müsadere kararı için müsadere duruşmaları vardır. Bu duruşmaların kararı ile alakalı geminin mülkiyeti devlete gider. Bu kararın sonunda geminin üzerindeki bütün haklar arınmış olur.

Savaş zamanı ile hudutlandırmamak gerekir. Devletin zapt ile alakalı beynelmilel hukukun kendine izin verdiği bütün noktalarda hukuka ters mülk taşıyan gemilere de el koyma hakkı vardır.

Geminin Kamulaştırılması İSTİMVAL

İstimval taşınır olduğu için kullanılan bir terimdir. Taşınmazlarda bunun ismi istimlaktır. Gemi devletin el koyması ile kamulaştırılır. Zapttan farkı hukuka ters bir gidişatın olmamasıdır. Bu vaziyette de üçüncü şahıslara ait tüm haklardan temizletilmiş olarak edinim mevzubahisidir. Bu vaziyet aslen iktisap olarak kabul edilir.

Cebri İcra gidişatında alakalı geminin üzerinde hakkı olanların tüm hakları ödendikten, üzerinde hiçbir hak kalmadan, gemi yeni sahibine verilir. Bu gidişatta patentli ve patentsiz gemiler olmak üzere ikiye parçalamıştır fakat iki vaziyette de aynı prosedür uygulanır.

Donatma İştiraki

Birden fazla bireyin müştereken malik oldukları gemiye, deniz ticareti şirketlerinde donatma iştiraki denir. Bu iştirakte hisseyi olan şahıslar arasında bir ekip ilişkiler ve gemide bkocamanının hissesini ötekilerine bırakma vaziyeti vardır. Mülkiyetin bırakma yoluyla iktisabı yalnızca donatma iştiraki bakımından geçerlidir. Bu iktisap donatma iştirakindeki ortaklar iştirakteki hisselerini karşılık almaksızın öteki maliklere üç halde bırakabilir. Bu üç hal madde 1008’ de açıklanmıştır.

İştirak hissesinin bırakılması yoluyla

Türk Ticaret Kanunu madde 1008 – Donatma iştirakinde, yeni bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda gemiyi tamir ettirmeye yahut donatma iştirakinin mesul olduğu bir gemi alacağının ödenmesine karar verilirse, karara iştirak etmeyen hissedar donatanlardan her bkocaman, rastgele bir karşılık istemeksizin iştirak hissesini bırakmak suretiyle, kararı yerine getirmek için gereken ödemelerde bulunmaktan kurtulabilir.

Bu hakkını kullanmak isteyen hissedar donatan, kararın verildiği tarihten, şayet karar verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı ise, kararın bildirilmesinden itibaren üç gün içinde, noter aracılığıyla, hissedar donatanlara veya gemi müdürüne bildirimlerde bulunmak zorundadır.

Bırakılan iştirak hisseyi üzerindeki mülkiyet hakkı, ikinci fıkra uyarınca yapılacak bir bırakma bildirimi ile iştirak hisseleri miktarında diğer hissedar donatanlara geçer.

İstemi kapsayan tebliğ sevk edildiği anda maliklere bırakılmış sayılır. Öteki hissedarlar ise bildikleri anda mülkiyet hakkını kazanmış sayılır.

– Gemi yeni bir yolculuğa çıkacak,

– Geminin tamir edilmesi gerekiyor,

– Bir gemi alacaklısının alacağı ödenecek hudutlu sayı prensibine tabi 3 hal oluşur. Bu üç halden rastgele bkocamanına dair iştirak sahipleri karar alırsa alttaki vaziyet mevzubahisi olur. Ret gidişatında

A, B ve C hissedarlarının gemileri uzun bir yolculuğa çıkacak ve bu yolculukla alakalı bir karar alındı misalinden yola çıkılır. A hissedarının geminin uzun ve riskli bir yola çıkmasının riskli ve giderli olduğunu dile getirir ve bu yolculuğu yalanlar. Bu gidişatta;

A hissedarı oradaysa şipşak, değil ise karar alındığında tebliğden itibaren 3 gün içerisinde A hissedarının gemi hissesinin rastgele bir karşılık bilave edilmeksizin bıraktığına dair istem beyanını noter aracılığıyla öteki hissedarlara yollamalıdır. Böylece A hissedarının oranı öteki hissedarlara kendi oranlarında dağıtılır. A hissedarı istem beyanını yolladığı anda bırakmış sayılacaktır. B ve C hissedarı bildikleri anda mülkiyeti kazanmış sayılacaklardır.

Bu gidişatın yanı gizeme A hissedarı bıraktı ve 3 gün sonra öteki hissedarlar bildiklerinde gemi üzerindeki hissenin sahipsiz kalmaması için şöyle bir yol izlenir; teknik olarak gemi siciline patentli ve patenti lüzumlu olan gemiler bakımından sahipsiz geminin sahibi devlettir. Bu vaziyet hisse için de geçerlidir. Bahsedilen 3 gün içerisinde devlet hisseyi sahiplenmek isterse sahiplenme hakkı vardır.

Mülkiyetin İnşaat Kontratıyla İktisabı

Bu başlıkta gemi inşa kontratının yasal kaliteyi ve mülkiyet hakkının kime ait olacağını araştırıp devri mal gidişatına bakacağız. Gemi inşaat kontratı birkaç biçimde olabilir.

1. Gemi siparişi ile: Kontratın ismi gemi inşa kontratıdır, ödün akdi/eser kontratı ihtimale göre de vekalet kontratı olabilir.

2. Tersane sahibinin en çok giden gemiye göre siparişi: Satış kontratı uygulanır. Muhtelif vaziyetler vardır, bu vaziyetler neticesinde karma bir kontrat da varlığını gösterebilir. Bunun yanı gizeme geminin kime ait olacağı münakaşası ortaya çıkar. Bu vaziyet şu biçimde çözülür;

a. Malzemenin tersaneciye ait olmasıyla mülkiyet tersaneciye aittir.

b. Malzemenin mülkiyeti sipariş verene ait ise yapının mülkiyeti de sipariş verene aittir.

A maddesindeki gibi bir vaziyet var ise gemi bittiği zaman mülkiyetin nakli gerekecektir. Bu gidişatta yapı siciline patent varlığı aranacaktır. Var ise mülkiyet ona göre nakil olacaktır, yok ise menkul mülklerde lüzum olan zilyetliğin devrine, zilyetliği nakletmesi gerekecektir.

Mülkiyetin Yasal Harekât Yoluyla İktisabı

Bu başlık gemi siciline kayıtlı gemilerde mülkiyetin iktisabı yasal harekâtlar yoluyla nasıl olur ve gemi siciline kayıtlı olmayan gemilerde nasıl olur gidişatını araştıracağız.

Gemi siciline kayıtlı olmayan gemilerde madde 1001’ e bakılmalıdır.

Türk Ticaret Kanunu madde 1001 – Gemi siciline kayıtlı olan bir geminin devri için, malik ile iktisap edenin, mülkiyetin iktisap edene devri hususunda uyuşmaları ve geminin zilyetliğinin geçirilmesi koşuldur.

Mülkiyetin devrine ait uyuşmanın yazılı biçimde yapılması ve imzaların noterce onaylı olması gerekir. Bu uyuşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir.

11. maddenin üçüncü fıkrası kararı gizlidir.

Daha Önceki Türk Ticaret Kanunu’nda gemi mülkiyetinin nakli için tarafların uyuşmaları yeterlidir hiçbir biçim koşulu aranmaz ibaresi mevcuttu fakat günümüzde kanun biçim koşulu öngörmüştür.

Mülkiyetin Devri

İki harekâttan oluşur: Mülkiyetin devri için vaat ve tasarruf operasyonu.

Vaat operasyonu

Kanun maddesi bu gidişatta bir borçlandırıcı harekâta işaret etmektedir. Biltihapçı fıkrayı iki yol ile açıklayabiliriz.

Biltihapçı yol;

– Taraflar kendi aralarında yazılı kontrat yapar,

– İmzalar noterde veya sicil müdürlüğünde onaylanır,

– Zilyetlik nakledilir,

– İsteğe bağlı gemi sicil nakli gerçekleşir.

İkinci yol;

-Taraflar kendi aralarında yazılı veya laflı uyuşma yapar, yazılı kontrat geçerlilik koşulu değildir.

– Geminin zilyetliğinin geçirilmesi koşuldur.

İkinci fıkradaki karar ise sicile kayıt için başvurulduğu zaman zorunlu belgenin gösterilmesinden ibarettir. Sicil müdürü patent için bir yardım arayacaktır ve ikinci fıkra da bu yardımdır. Bir nevi kanıt koşuludur. Vaat operasyonu her türlü olmalıdır fakat biçim koşulu aranması tartışılır bir vaziyettir.

Tasarruf Operasyonu

Bu harekât mülkiyetin devri için zilyetliğin devri olarak kabul ediliyor. Tasarruf operasyonu tarafların aralarında uyuşması ve zilyetliği nakletmesine reelleşir. Bu sebepten dolayı gemi sicilindeki mülkiyete ait karine artık bütüne müteveccih olarak getirilmiştir. Ehemmiyetli unsur zilyedin kim olduğudur. Bu surattan emin sıfatıyla zilyet olan şahıstan taşınırı iktisap eden kimsenin de iktisabının korunması gerekir. Emin sıfatı zilyetten ayni hak iktisap edenin iktisabı korunur. Geminin sadece sahibi değil kiracısı olan şahıs da bir başkasına zilyetliğini naklederek satıp devredebilir.

Tasarrufun İlli veya Mücerret Harekât Olması

Gayrimenkuller ve menkuller bakımından illidir. Esasında borçlandırıcı harekât geçersizse tasarruf operasyonu da geçersiz olacaktır. Doktrin bu vaziyeti destekleyecek güzergahtadır.

Zilyetliğe Gerek Olmaksızın İktisap Hali

Türk Ticaret Kanunu madde 11/1’in ilk tümcesi şöyledir; Ticari firma, kapsadığı mülk varlığı unsurlarının devri için lüzumlu tasarruf operasyonlarının ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün halinde devredebilir ve öteki yasal harekâtlara mevzu olabilir.

Bu maddeye direnerek ‘’Geminin bir ticari şirketin mülküyle ve ticari firma devrediliyorsa geminin de ticari firmadaki bütün malvarlığı unsurlarıyla birlikte yazılı kontrata dahil olması gerekir ve ticaret siciline patent ile bülten edilir.’’ yorumu ortaya çıkar. Dolayısıyla ticari firmaya müteveccih yapılacak yazılı bir kontrat ile ticari şirketin bütün malvarlığı unsurları devir alana geçmiş olacaktır. Gemi var ise; sicil kaydı koşulu aranmaz.

Mülkiyetin Malik Olmayandan İyi Gayesiyle İktisabı

Daha Önceki kanunda tarafların uyuşması ile mülkiyet kazanılırdı fakat daha önceki Türk Ticaret Kanunu döneminde sicile patent koşulu yoktur. Bunun sebebi daha önceki Türk Ticaret Kanunu döneminde gemi sicilindeki kayıt geçerli ve oradaki mülkiyet kaydı karine olarak kabul edilirdi. Aynı zamanda tarafların kendi aralarındaki uyuşma da yeterli sayılırdı ve gemi siciline patent koşulu bile aranmazdı. Aralarındaki bağlantıya gelecek olursak kanun sarihçe geminin zilyetliğinden laf ediyor bunun tersti bir vaziyet olsaydı gemi sicilindeki kaydın mülkiyet için karine oluşturduğu söylenirdi. Bu vaziyetten yola çıkınca varılan netice emin sıfatıyla zilyetten iyi gayeyle hak iktisap eden korunur.

Mülkiyetin Kazandırıcı Zaman aşımı ile Kazanımı

Banal ve fantastik olmak üzere iki maddede tertip edilir.

a. Banal Zaman aşımı ile Kazanımı;

– Kayıt gerekir,

– Zilyet ismine kaydın yolsuz olması,

– Gemi sicilindeki kayda emin ve iyi hedef aranmaz,

– 5 sene boyunca nizasız ve kazasız zilyetliğinde bulundurmalıdır,

– 5 sene sonra kendiliğinden mülkiyet hakkını kazanmış olur.

Gayrimenkuller bakımından iyi hedef aranır fakat gemiler bakımından iyi hedef aranmaz.

b. Fantastik Zaman aşımı ile Kazanımı;

İki gidişatla kazanılır. Sicile kaydı gerekirken kaydetmemiş gemi ve sicile kayıtlı olmasına karşın malikinin mülkiyet hakkının kim olduğunun anlaşılamaması veya malikinin gaip olmuş olmasıyla ilgilidir.

Sicile kaydı gerekirken kaydetmemiş gemi 10 sene boyunca nizasız ve kazasız asli zilyet sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kimse duruşmanın kararıyla mülkiyet hakkı kazanır.

Gemi siciline patent edilmesi halinde malikinin kim olduğu anlaşılamıyor veya malikinin gaipliğine karar verilmiş 10 sene boyunca üzerinde hiçbir kayıt yok ise nizasız dava açılmaksızın ve sürekli elinde bulunduran kimse duruşmaya başvurmalı ve duruşmanın kararıyla mülkiyet hakkını o günden itibaren kazanacaktır. İlk vaziyetteki gibi geçmişe dönük mülkiyet kazanımı mevzubahisi olamaz, duruşma kararı koşuldur.

Gemi siciline patentli olmayan gidişatlarda;

– Türk Medeni Kanunu kararları uygulanır,

– Taşınır mülk olarak kabul edilir,

– Türk Medeni Kanun kararları olduğuna göre sahipsiz mülkün sahibi devlet değildir. Kim iktisap edinirse mülkiyet o şahsındır. Bu vaziyet aslen iktisaptır. Dolayısıyla sicile patentli gemiler bakımından sahipsiz geminin devlet tarafından sahiplenilmesi mevzubahisidir. Fakat sicile patenti olmamış gemiler bakımından aynı vaziyetten laf edilemez.

Gemi Siciline Kayıtlı Olmayan Gemiler ve Gemi Hisseleri Üzerindeki Mülkiyet Hakkı İktisabı

Gemi siciline kayıtlı olmayan gemiler bakımından Türk Medeni Kanununun taşınıra ait kararları uygulanır. Gemi siciline patentli olmayan bir gemi gidişatında yapılması gereken tasarruf operasyonu zilyetliğin devri ve uyuşmadır. Taraflar aralarında uyuşurlar ve zilyetliği devrederler. Emin sıfatıyla zilyetten iyi gayeyle hak iktisap edenin hakkı korunur prensibi geçerlidir. Zilyetlik hakikat karine olduğuna göre emin sıfatıyla zilyetten hak iktisap edenin iktisabı korunur.

Gemi siciline patent edilmesi zorunlu ya da afaki ama patent edilmemiş olan bir gemiye Türk Medeni Kanun kararları uygulanır. Fantastik zaman aşımı sorunu ortaya çıktığında ise gemi siciline patentte patenti gerekirken patent edilmemiş olan gemiler patenti lüzumlu gemilerdir vaziyeti korunur. Patenti lüzumlu olan gemiler de 18 gros tonilato ve üzerindeki ticaret gemileridir. Şöyle bir ayrım korunacaktır; 18 gros tonilato ve altındaki bir gemi varsa bahsedilen karar uygulanır lüzumlu olup da patent edilmemiş olanlara madde 1000 fıkra 1 uygulanır. Zaman aşımı süresi ikisinde de 5 yıldır, yalnızca uygulanacak kararlar değişmektedir. Bcerahatte Türk Ticaret Kanunu ve iyi hedef aranmaz öbüründe ise Türk Medeni Kanunu uygulanır ve iyi hedef aranır.

Menkul mülklere gelince Türk Medeni Kanunu’na göre elinde bulunduran mülkiyet hakkını kazanır.

Yapı Siciline Patentli Gemilerdeki Mülkiyet Hakkının Devri

Gemi siciline patentli gemilerdeki devir operasyonu ile aynı harekât uygulanır. Taraflar arasında istenilen yazılı uyuşma yapılır. Noterden tasdikli imza alınır ve zilyetlik devredilmiş olur.

Devren İktisap

İki hisse vardır; Ortak mülkiyet halindeki hisse ve donatma iştirakindeki hissenin devri. İki devir de madde 1007 de tertip edilmiştir.

Gemi hissesinin devri için yalnızca tarafların uyuşmaları yeterlidir, ayrıca zilyetliğin devrine gerek yoktur. Buradaki gemi hissesini donatma iştirakindeki gemi hissesinden ayırıyoruz. Bir gemiye müştereken malik olan şahısların kendi hisselerini devretmesidir.

Donatma iştirakinde ise bir ortak ve mülkiyet vaziyeti doğar ve gemiyi deniz ticareti emeliyle şirketleri gerekir. Gemi deniz ticaretinde işletildiğinde ismi donatma iştiraki, hissenin ismi ise iştirak hisseyi olur. Uyuşma ve patent koşulu aranır bu hissenin devri için. Patent kurucu unsurdur, olmadığı zannedilirse iştirak hisseyi devredilmemiş olur. Dolayısıyla uyuşma ve patent koşulu mevzubahisidir.

Bir eşyayı devrederken bütünleyici parçalarla birlikte devri yapılır. Aksi kararlaştırılamaz. Eklentilerin aksi kararlaştırılabilir. Bu gidişatta Türk Medeni Kanununun 862. maddesi üçüncü fıkrası devreye girer.

Rehinin Kapsamı

Türk Medeni Kanunu madde 862 – Rehinin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte mükellef kılar.

Rehinin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi sarihçe eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar kolonuna yazılan şeyler, kanuna göre bu kalitede olamayacakları kanıt edilmedikçe eklenti sayılır.

Üçüncü şahısların eklentiler üzerinde hakları gizlidir.

Üçüncü fıkraya göre üçüncü şahısların hakkı ipotek için gizlidir fikri ortaya çıkar fakat bu vaziyet mülkiyete uygulanamaz. Hak farkı mevzubahisidir bkocaman mülkiyet değişiği ise ipotektir. Dolayısıyla emin sıfatıyla zilyetten hak iktisap eden bireyin hakkı korunur. Bu eklentinin mülkiyeti bir başka şahsa ait olsa bile zilyet/malik karşı tarafa devrederken mütemmim cüz ve eklentileriyle devredecektir. Zilyet ikisi üzerinde de mülkiyet hakkı kazanır.

Devrin Kapsamı

Türk Ticaret Kanunu madde 1002 – Taraflarca aksi kararlaştırılmış olmadıkça, iktisap eden, geminin mülkiyeti ile birlikte, iktisap anında var olan ve devredene ait eklentinin mülkiyetini de kazanır.

Devir neticesinde, devredene ait olmayan veya üçüncü şahıslara ait haklarla sonlandırılmış bulunan eklenti de iktisap edenin zilyetliğine geçerse, Türk Medeni Kanununun 763, 988, 989 ve 991. Maddeleri uygulanır. İktisap edenin iyi gayeyi hususunda zilyetliği elde ettiği an temel alınır.

Gemi yolculukta bulunduğu sırada devredilirse, devredenle iktisap eden arasındaki ilişkilerde bu yolculuğun kar ve hasarı, aksine kontrat bulunmadıkça iktisap edene aittir.

Bu gidişatta kar ve hasar aksi kararlaştırılmadığı sürece müşteriye aittir. Navlun fiyatı ve kira fiyatı dahil edilebilir. Yasal semereler olarak kabul edildiğinde tamamı müşteriye geçer.

Gemi Mülkiyetinin Kaybı

Kamu hukuku kaidelerine göre;

Gemi kamulaştırılırsa,
Gemi zapt ve müsadere edilirse,
Gemi icra kanalıyla satılırsa gemi mülkiyeti kaybedilir.

Özel hukuk kaidelerine göre;

Donatma iştirakindeki hissedarlardan bkocaman bırakırsa,
Yasal harekâtlarla,
Zaman aşımıyla,
Gemi kurtarılamayacak biçimde batmışsa,
Gemi tamir edilemez halde ise gemi mülkiyeti kaybedilir.

Sigorta tazmini olabilir fakat gemi mülkiyeti kaybedilmiş olur. Gemi bu vaziyetlerden sonra bir nitelik taşımaz.