Son Haberler

Etnografya Nedir?

-
Eylül 11, 2022
Etnografya Nedir?

Etnografya en kısa tanımı ile kültürleri ve kültür yaradılışlarını inceleyen bilim ismine verilen isimdir. Türkçe’de buduv tasviri ya da kavmiyat sözcükleri ile kullanıldığı da görülmüştür. Yunanca bir kelime olan Etnografya genel olarak bir cemiyet bilimidir ve Yunancada insanlar ya da cemiyet anlamına gelen “ethnos” ile yazım, yazma, çizme anlamlarına gelen “graphein” sözcüklerinin bir araya gelmesi ile oluşmuştur. Kültürlerin niceliksel ve aynı zamanda niteliksel özellikleri, insanların kültürlerin oluşmasında oynadıkları roller vs. bu bilim dalının mevzularıdır.

Etnografya bilimi bir çok alt başlıkta değişik mevzulara daha yakından bakışlar sunar. Araştırmalarında ve belirti çalışmalarında genellikle tamlıkçı bilimsel adımları kullanır. Bu özelliği ile insan ve cemiyet kavramlarını birbirinden ayırmadan bir tamlık içerisinde analize gayret gösterir.

Ufak sosyal grupların incelenmesinde yeniden aynı biçimde bütüncüllük bakış açısını vazgeçmeyen bilim dalı, bu en ufak sosyal grupları incelerken bile sadece akrabalık bağlarını değil aynı zamanda ekonomik, siyasi, sosyal ve ekolojik açılardan da ele alarak inceler. Etnografya biliminin en çok kullandığı bilimsel araştırma usullerinden bir tanesi ankettir. Bu usulün farklı sosyal gruplar içerisinde zaferli bir biçimde kullanılabiliyor olması için bu bilim dalında araştırma yapan bilim insanlarının kendilerini araştırma yapacakları sosyal grupların dili konusunda da geliştirmelerini gerektirir. Zaferli bir etnografik anket çalışması ya da en küçük bir sosyal araştırma bile o bölgedeki insanların dilini öğrenmeyi ve akıcı bir biçimde kullanabiliyor olmayı gerektirir.

Etnografi bilimini bir başka biçimde belirlemek gerekirse cemiyetlerin yaşayış şekillerini araştırma, tanıma ve tanıtma bilimi olarak da belirlenebilir. Etnografya terim olarak ilk kere 19. yy’in başında günümüzdeki hali ile kullanılmaya başlanmıştır. İlk kullanılış emeli ise bugünkünden azıcık değişiklik gösterir. 

Etnografya Kelimesinin Doğuşu

Etnografya ilk kere kullanıldığında dünya üzerinde varlık göstermiş toplulukların dillerini incelemek emeli ile kullanılmıştı. 1910 senesinden sonra ise bu araştırma sadece cemiyetlerin alfabesi ya da dili olmaktan çıktı ve genel olarak cemiyetlerin kültürlerinin araştırılması haline dönüştü böylece kültürün sahip olduğu tam parasal kıymetler Etnografya biliminin konusu oldu.

Etnografya kelimesi bütün olarak Türkçe’ ye çevrildiğinde karşımıza; ilm-i akvam, kavmiyet, akvamiyet, tasvir-i akvam tabirleri çıkmaktadır. Ancak gerek ulus arasında gerekse profesyonel araştırmalarda bu tabirlerle değil genelde Etnografya olarak kullanımı öğrenilmektedir.

Bir kültürün parasal varlıklarını incelediğini söylediğimiz Etnografya bilimi hakkında bilgi vermeye devam etmeden evvel kısaca bir kültürün parasal kıymetlerinin neler olduğuna bakmamız gerekirse bu kıymetler şu biçimde sıralanabilir: Tarih boyu kullanılan, konut aletleri, avlanma ve avcılık malzemeleri, konutlarda kullanılan süs eşyaları, insanların günlük sosyal yaşamlarında asırlar süresince kullanmış oldukları aksesuarlar ve süs eşyaları, ekim ve yapımda kullanılan tarım aletleri, cemiyetsal sanatların aralıksızında kullanılan sanatsal alet ve edevatlar, konut eşyaları genel olarak, taşıma ve araç vasıtaları gibi buna eş tam parasal bedellerin bir kültürün parasal kıymetler tamını oluşturur.

Etnografik Araştırma Metotlarına Yakından Bakış

Etnografik Fotoğrafçılık
Etnografik Film
Etnografik Röportaj

biçiminde sıralanabilecek olan metotları günümüzde çoğaldırmak olasıdır.

Etnografik çalışmalarda kullanılan usulün ne olduğu en başta betimlenmek ya da anlatılmak zorunda değildir. Ancak yapılan araştırmaların adımlarını genel olarak maddeler halinde sıralayacak olursak şu başlıklarla karşılaşırız:

Günlük Yaşam: Natural Settings Burda anlatılmak istenen incelenecek topluluklar natürel etraflarında incelenmelidir ve bulundukları natürel etraftan koparılmadan araştırmalar devam ettirilmelidir.
Tamlık: Holism Tahlilci, araştırmasını yaparken bütüncül yanaşmalı ve karşılaştığı reaktion , refleks ya da tutumların varolma sebeplerini sadece bir şahısta ya da bir gidişatta değil incelediği alanın tamında aramalıdır.
Tanımlayıcılık: Descriptive Bu adım tahlilcinin araştırmasını yaparken, asılcı, rasyonel ve nesnel olması gerektiğini anlatır.
Katılımcı Gözlemci: member’s point-of-view Tahlilci gözlemlerini yaptığı sosyal etrafa o civarın basmakalıp bir personeli olarak katılmayı muvaffak olabilmeli ama bu katılım sonucu çevresindeki büyümeleri ve detayları takip etmeyi bırakmamalıdır.

Türkiye’de Etnografya Çalışmaları

Etnografya biliminin Türkiye’deki gelişimine baktığımızda Etnografik alandaki araştırmaların topraklarımızda ilk olarak Meşrutiyet Devrimi’nden sonra başladığını görürüz.

Bir misal vermek gerekirse 1912 senesinde Satı Bey’in, Mekteb-i Mülkiye’de başlı başına bir ders olarak okutulmasını Etnografya biliminin Türkiye’ deki ilk misali olarak göstermek olasıdır. 1912 senesinde okutulan bu dersin ismi tarih kitaplarında Etnografya İlm-i Akvam biçiminde geçmektedir ve Satı Bey’in bu anekdotları arşivlemiş olması sebebi ile daha sonra bir kitap halinde bir araya getirilmeyi ve bu biçimde yayınlanmayı muvaffak olmuştur. 

Bu seneden sonra Etnografya bilimi ülkemizde büyüyerek devam etmiştir. Bu bilim alanındaki kitapların, yazı ve mecmuaların ve genel olarak yapılan araştırmaların artması hem bu bilim dalının gelişmesine hem de insanlar arasında bu bilim dalını öğrenilirliğinin artmasına neden olmuştur. Dr. Hamin Zübeyir Koşay, A. Rıza Yalman’in araştırma ve yayımları ile ülkemizde de dünyada olduğu gibi hakikat Etnografya çalışmaları yapılmıştır.

Türk kültürünün Orta Asya ve Anadolu’ daki parasal kültür malzemeleri ve  bu alandaki bedelli defineleri Türk Ocağı tarafından yayımlanan Türk Yurdu isimli bir mecmuada muhtelif yazılarla yayınlanmıştır. Bu biçimde yayınlanan Etnografya alanındaki ilk yazılara daha yakından baktığımızda, ülkemizde bu cins yazılar paylaşan öteki yayımlara ve ilk misallere bakmak gerekirse yerel, yöresel bazı mecmualar karşımıza çıkmaktadır. Isparta şehrindeki Şan Dergisi, Bursa şehrindeki Türk’üm Dergisi ve Balıkesir’de yayınlanan Kaynak Dergisi bunlara misal olarak gösterilebilir.

Daha çok yöresel yayınların bulunduğu bu ilk misal senelerinden daha sonra, bazı devlet ve özel kuruluşlarca muhtelif yazı ve eserlerin paylaşıldığını görüyoruz. Yurdumuzdaki ilk Etnografya Müzesi 1930 senesinde Ankara’da açılmıştır. Bu müzenin açılmasından evvel bugüne kadar topraklarımızda mevcudiyet göstermiş bir çok Etnografik çalışma bir araya gelmeye çalışılmıştır. Ankara’dan sonra sırası ile Adana’da, Afyon’da, Bergama’da, Bursa’da, Diyarbakır’da, Edirne’de, Erzurum’da, Gaziantep’te, İzmir’de, Konya’da, Küta-hya’da, Manisa’da, Kastamonu’da, Kayseri’de, Kahramanmaraş’ta, Niğde’de, Sivas’ta, Sinop’ta, Tire’de, Tokat’ta, Van’da ve İstanbul’da Etnografik eserlerin sergilendiği müzeler birbiri arkasına açılmıştır. İzmir’de açılan ilk Etnografya Müzesi’nin binası 19. asırda Neoklasik stilde inşa edilmiştir. Bu binanın 1800’lu senelerde bir hastane olarak kullanıldığı öğrenilmektedir. 

1845 senesinde ise Fransızlar tarafından onarılan bu bina fukara Hristiyan aileler için bir bakım konutu olarak kullanılmıştır. Konya şehrindeki Etnografik Müze’ ye baktığımızda ise bu binanın ilk kere eğitim emelli inşa edildiğini görürüz 1975 senesinde ise bu bina resmi olarak bir Etnografya Müzesi haline gelmiştir. İstanbul’da bulunan bedelli müzelerden Türk ve İslamiyet Eserleri, Topkapı, Resim ve Heykel Müzeleri bünyelerinde çok bedelli etnografik eserler bulundurmakta ve alakalılar için sergilemektedir. Ancak Etnografik alanda yapılan tam bu çalışmaları bakıldığında yeniden de bu kadar köklü ve eski bir Kültür zenginliğine sahip olan coğrafyamızın etnografisi günümüzde dahi hali hazırda bütün anlamı ile tespit edilmiş gidişatta değildir.