Son Haberler

Etkili İletişimde Empati

-
Eylül 9, 2022
Etkili İletişimde Empati

İnsanların en fazla yakındığı vaziyetlerden biridir anlaşılamamak. Çağdaş çağda teknoloji ilerledikçe ve hayatın uzunca bir maratona dönüşmesiyle beraber fertlerin tahammül eforu ve anlama kapasitesinde de eksilme gözlemlenmektedir.  Peki cemiyette huzur ve refah içinde yaşamak için fertlerin en çok reelleştirmesi gereken olgu nedir, suali sorulduğunda uslara ilk gelen kavramlardan birisi empatidir.

Empati en kolay deyimle ferdin rastgele bir gidişat ve olay karşısında kendisini başkasının yerine koyup, onun gibi düşünmeye ve sezmeye çalışmasıdır. Empati, doğuştan kazanılan bir olgu olmakla beraber çok ivedi kaybedilen bir yetidir. Bir olay hakkında süratli yargıya varmaktan sakınarak, bir gidişat üzerinde detaylıca düşünerek, ilk evvel kendimizi tanımaya çalışarak empati olgumuzu kaybetmeyi yasaklayabilir ve geliştirebiliriz.

Hz. Muhammed SAV bir hadisinde: “Kendi iyiliğimizi ve çıkarımızı istediğimiz gibi, başkalarının da iyiliğini ister çıkarlarını korursak ortada fenalık kalmaz.” emretmiştir. “Gülme komşuna kazanç başına.” atasözünde yeniden şahısların yaşamlarıyla alay etmemek gerektiği vurgulanmıştır. Bir kızıldereli atasözü der ki: “Bir insanı kavramak istiyorsan, gökte üç ay aşınana kadar onun ayakkabılarıyla gezmelisin.”Değerlendirmek, yargıya varmak kolay olsa da reel mesele suçlamadan evvel düşünmek, karşımızdakini anlamaya çalışmak ve kendimizi onun yerine koymaktır.

Fertler arasında sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda değişiklikler yaşanmaktadır. Bulunduğu etrafta gördüklerini misal alan fertler diğer yaşantıları kavramakta güçlük sürükleyebilirler. Misalin zengin bir etrafta yetişen fert, yokluğun ne demek olduğunu öğrenmediğinden fukara insanları yadırgayabilir, onların dünyasından uzak kaldığı için kendisini yaşanılan vaziyete uzak sezebilir. Oysa ebeveynleri tarafından başka hayatların da var olduğu, fukaralığın ve naçarlığın şahıslara acı verdiği, herkesin dünyaya kazançken aynı oranda kısmetli olmadığı ve fukaralara dayanak edilmesi gerektiği anlatılırsa, ferdin “empati kurma” süreci daha kolay ilerler ve dünyada herkesin aynı yaşantıya sahip olmadığını öğrenir.

Empati mevzusunda en iddialı kitaplardan birisi de Adam Fawer’ın “Empati” isimli romanıdır. Romanda reelleşen olaylarda yazar, insanoğlunun yaptıklarına ve yaşadıklarına değişik bir gözle bakmaktadır. Yazarın empatik şahsiyetini gözler önüne seren romanda, şahısların kararlarını gerçeğinde kendilerinin vermediği, içlerindeki heveslerinin hareketlerine ve düşüncelerine istikamet verdiği anlatılmaktadır. Aynı zamanda kişiliklerin karar verme süreçlerinde hep empati gerektiren gidişatlarla karşılaştıklarını da romanda görmekteyiz.

Empati mahareti gelişmiş fertler ayakları yere sağlam basan, herkesten evvel kendisini tanıyan ve olaylara değişik bakış açılarıyla bakabilen fertlerdir. Empati, her iş dalında lüzumlu olan bir olgudur. Tecrübeler, edinilen bilgiler şahısların empati sürecinde takviyeci olur.  Bir hoca, talebelerinin derste motivasyonunu çoğaldırmak ve bilmelerini kolaylaştırmak için onların algılarının yüksek olduğu süreci, dersten koptukları anları iyi takip etmeli ve onların gidişatlarını anlayışla karşılayarak empati kurmalıdır. “Ben de sizin geçtiğiniz yollardan geçtim.” dedikleri öğrenilir hocaların. O surattan da talebelerinin psikolojilerinden anlayıp ona göre davranmaya çalışırlar. Hekimler, yaşama ihtimali çok az veya olanaksız olan hastalarına gidişatlarını sarihçe söyleyemezler. Zira kendilerini hastalarının yerine koyarak bu vaziyetin fertte nasıl ağır bir travma yaşatacağını varsayım ederler. Liderler millete verimli olmak için onların düşüncelerini ve isteklerini anlayabilmeli, her kesimden insanın yaşayabileceği güçlükleri onlar gibi düşünmeye çalışarak tanımlamalıdır ve bu güçlükleri aşmak için strateji tanımlamalıdır. Böylece modern, rafah içinde ve mutlu fertlerin yaşadığı bir cemiyete liderlik yapar.

Ailede, dostlukta, konutta, mektepte, caddede, sağlık kurumunda kısacası her türlü yaşam alanında empati kurulduğu sürece fertler anlayışlı olabilmektedirler. İnsanlar karşısındaki insanı algılamaya çalışır, benmerkezciliği vazgeçerse güç zamanlarında anlayışla karşılaşacağı fertleri yanında bulur. Aynı Konfüçyüs’nam dediği gibi: “İnsanlar “Beni kavramıyorlar” diye kaygılanmam. Şayet ben insanları kavramazsam kaygı dinlerim.”