Son Haberler

Ebabil Kuşu Özellikleri ve Fil Hikayesi

-
Eylül 2, 2022
Ebabil Kuşu Özellikleri ve Fil Hikayesi

Ebabil, dünyanın en esrarengiz kuşudur. Ömrünü havada geçirir, hatta havada yatar. Dünyanın en çok merak edilen ve en az görülen kuşudur.

Ebabil Kuşu Özellikleri ve Fil Hikayesi

Ebabil kuşu, diğer kuşlardan çok değişik ve acayip özellikleri olan bir kuştur. Ebabilleri görmek çok güç olduğu için seslerini de dinlemek neredeyse imkânsız. Genellikle gece geç saatlerde yuvalarına inerler. Ömürlerinin neredeyse tamamını semanda geçirirler. Üremek dışında yatmak için dahi yere inmezler. Özellikleri nedeniyle dünyanın en esrarengiz ve sırlı kuşu olarak öğreniliyorlar. Haklarında en çok araştırma yapılan kuştur. Kesintisiz havada yaşamaları nedeniyle çok rakamda araştırmaya mevzu olmuşlardır. Yüksek binaların çatılarının uzak ve ulaşılamayacak noktalarında yuva yaparlar. Çok süratli bir kuştur. Millet arasında baharın habercisi olduğuna inanılan bir kuştur. Ebabil göreöğrenen insanlar talihli sayılır. İnsanlardan kesintisiz kaçtıkları için “ürkek kuş” olarak öğrenilir. Kesintisiz saklanmak ve kaçmak isterler. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde görülebilirler. Tükürükleri ile yaptıkları yuvalarının şifalı olduğu mazereti ile Çin’de bu yuvalardan çorba yapılırmış. Ebabille alakalı öğrenilen hakikatlerin dışında bilinecek daha çok şey var!


Özellikleri Nelerdir?

Ebabil, Sağangiller Apodidae familyasının “apus apus” türü bir kuştur. Ebabillerin genellikle koyu kahverengi, boz, ufak ve ak karınlı cinsleri vardır. Dünya çapında süratlerine, renklerine ve yaşadıkları bölgelere göre çok rakamda cinsi bulunur. Boyları 10-25 santimetre arasında, kanat sarihliği 35-45 santimetre arasında değişebilir. Ömürleri 20 ila 30 sene arasında olabilir.

Ebabil kuşunun en ayırt edici özelliği neredeyse tüm ömrünü uçarak geçirmesi ve yalnızca üremek için yere inmesidir. Diğer kuşlar ile ebabil arasındaki en bariz özellik budur. Hatta yatmak için dahi yere inmezler, gökyüzünü yatarlar. Kanat yapıları, semanda süzülerek yatmaları için imkân sağlar. Beslenme ve su lüzumlarını da havada giderirler. Havadaki böcekleri, su birikintileri, göller, göletler ve derelerin üzerindeki sinekleri, uçan canlıları, tarlaların üzerinde uçan böcekleri, yuvalarının yakınındaki veya yüksek binaların çatılarındaki örümcek ve haşeratları yiyerek beslenirler. Hava örümcekleri, yusufçuklar, karıncalar, yaprak bitleri, arılar ve bazı ufak kuş cinsleri menülerindeki diğer canlılardır.

Yavrularına alakaları da diğer kuşlara göre daha azdır. Semanda çok kaldıkları için yavruları ile pek ilgilenemezler. Yavrular uçacak ebada geldiklerinde anaç kuşlar yuvayı terk eder. Yavrular da natürel yaşama tutunmaya çalışır. Genç ebabiller genellikle 6-8 haftada yuvayı terk eder. Yavrularına çok fazla beslenme dayanağı vermezler. Bazı ebabiller yavruları gelişmeden yuvayı terk edebilir.

Kanatları bumerang aparatına eş ve çatallıdır. Uçarken kanatlarını genellikle kapatmazlar. Süzülerek uçarlar. Kanat çırpmaları da enderdir ve yavaştır. Saniyede 4-8 defa kanat çırpabilirler. Kanatları süzülmeleri, yatmaları ve beslenmeleri için çok bereketlidir. Kısa ve çatallı bir kuyruğu vardır. Çevik beden yapısı süratli uçmasını sağlar. Çok aşikar ve duyarlı göz yapısı vardır. Geceleri de çok iyi görürler. Tek eşli bir kuş cinsidir. Havada uçarken çiftleşirler. Sürüler halinde tiz sesler çıkararak uçarlar. Hengameli ve dikkat toplayan bir biçimde öterler. Tellere ve ağaç dallarına tünemezler. Duvarlara, ağaç dallarına, dik yerlere tutunamazlar.

Ebabiller, yuvalarını yüksek binaların çatılarında gözlerden uzak, uç noktalara yaparlar. Yuvalarını tomurcuklar, tüyler, likenler ile yaparlar. Topladıkları malzemeleri tükürükleri ile bir yüzeye veya duvara yapıştırırlar. Bir mağara duvarına, bacalara, yüksek kaya parçalarına, ağaç oyuklarına yuva yapabilirler. Bazı cinsleri palmiye ağaçlarının dallarına sarkık yuva yaparlar. Bu cinsler, yuvaları ters dönme riskine karşı yumurtalarını tükürükleri ile yapıştırır. Yuvalarına çok süratli girip çıkarlar. Muhacir kuşlar arasında yer alır. Kış mevsimlerinde sıcak bölgelere göçerler. Bu nedenle görüldükleri bölgelerden baharın habercisi olarak öğrenilirler.


Ebabil ve Fil Hadisesi

Ebabil kuşu, Kur’an-ı Kerim’de Fil Suresi’nin üçüncü ayetinde ismi geçen bir kuştur. Arapça orijinli “ebabil” sözcüğünün sürü halinde, bölük ve grup gibi anlamları var. Kur’an’da da “sürü sürü” anlamında kullanılmıştır. Ayetin meali şöyle; “Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü ebabil kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.”

Kur’an’da da bahsi geçen fil hadisesi, Hz. Muhammed’in sav doğduğu miladi 570 senesinde hakikatleşti: Yarıyılın Yemen Valisi Ebrehe, Sana kentinde ‘kulleys’ ismini verdiği bir kilise yaptırır. Emeli Kâbe’yi ziyaret eden Arapları bu kiliseye sürüklemekti. Bu vaziyete tepki gösteren Fukaym kabilesinden bir Arap, gece kiliseye girerek kirlettirir. Ebrehe bu vakayı dinleyince sinirlenerek Kâbe’yi devirmeye karar verir. Binlerce asker toplar ve orduya filler de koyar. Kendisi de ‘Mahmud’ isminde büyük bir file binerek Mekke’ye doğru yola çıkar. Yol üzerinde kendilerini yasaklamak isteyen bir hayli grubu veya orduyu yenerek yollarına devam ederler. Askerlerin bir kısmı Taif kentinde kalır, ötekileri Mekke’ye doğru yola devam eder. Taif’te kalan askerler Hz. Muhammed’in dedesi Kureyş reisi Abdülmuttalib’in iki surattan fazla devesini ve köyün tam hayvanlarını gasp ederler. Bunun üzerine Abdülmuttalib Ebrehe’ye giderek develerini ister. Bunun üzerine Ebrehe, “Benden develerini istiyorsun ama ben Kâbe’yi devirmeye geldim. Ondan hiç bahsetmiyorsun.” der. Abdülmuttalib de, “Ben develerin sahibiyim. Kâbe’yi sahibi korur.” biçiminde yanıt verir ve develerini geri alır.

Mekke ordusu, fillerin de bulunduğu bu güçlü orduyla gayret edemeyeceğini kavrayarak beklemeye başlar. Ebrehe’nin ordusu, Kâbe’yi büyük halatlarla bağlayarak fillerle sürükleyip, devirmeyi düşünür. Mekke’ye girecekleri sırada Ebrehe’nin yol rehberi Nüfeyl bin Habip, Ebrehe’nin ‘Mahmud’ adlı filinin kulağına, “Ey Mahmud çök! Sakın ilerleme, sağ salim geri dön!” diyerek fısıldar. Fil, Mekke’ye girerken dayanarak yere çöker. Bu sırada semanda sürüler halinde binlerce ebabil kuşu belirir. Her birinin ağzında ve ayaklarında nohut büyüklüğünde birer taş vardır. Kuşlar, bu taşları ordunun üzerine atarlar. Taşlar isabet eden askerlerin bedenlerini kurşun gibi delip geçer. Ebrehe ise, geri kaçmak isterken taşlardan kısmetini alarak can verir.

Araplar, Ebrehe’nin ordusunda yer alan fillerden dolayı bu hadiseye “fil olayı”, vakanın geçtiği seneye de “fil seneyi” ismini vermiştir.


Ebabille Alakalı Acayip Bilgiler

Ebabil, havada genellikle kırlangıçla karıştırılır. Uçuş biçimleri ve daha büyük boyları ile kırlangıçlardan bölerler. Kırlangıç ile ebabili ayıran en ehemmiyetli özelliklerden biri de kırlangıçların kanat çırpmasıdır.
Ebabil, tam canlılardan kaçma meylindedir. Çok süratli hareket eder, çeviktir.
Ebabil, eş cinsleri arasında en süratli kuşlar arasında birinci sıradadır. Saatte 110 km sürate erişebildiği belirtiliyor. Ebabilden daha süratli uçabilen kuş ise şahindir.
Bir ebabilin kesintisiz havada kaldığı için senede en az 200 bin km yol aldığı hipotez ediliyor.
Kırlarda pek görünmezler, yuvalarını mesken yerlerine yaparlar. Canlılardan kaçan bir kuşun mesken yerlerinde yuva yapması da diğer acayip bir özellik.
Bazı çatılarda yaptıkları yuvalarında akşam saatlerinde ötüşleri dinlenebilir. Uzun zaman yuvaları takip kollanırsa girip çıktıkları görülebilir. Tabi bu çok düşük bir olasılık…
Yaz aylarında semanın çok yüksek noktalarında uçtuklarından çok ufak görünürler veya görünmezler.
Türk kültüründe ebabil kuşu görenlerin sene boyu hoş bir yaşam süreceklerine inanılır ve ebabil gören birey talihli olarak görülür.
Çin’de ebabil kuşları yuvasından “kuş yuvası çorbası” yapılır. Bu çorbanın afrodizyak ve sıhhate verimli olduğuna inanılıyor.
Ebabillerin bazı cinsleri jenerasyonlarının tükenmesi ile karşı karşıyadır.
Ebabil ömrünün büyük bir kısmını havada geçirdiği için görülmesi neredeyse imkânsızdır.
Ebabillerin ayak yapıları, yerden havalanmaları için pek uygun değildir. Ayaklarının ucu kıvrıktır. Diğer kuşlar gibi ayaklarının üzerinde dik bir biçimde duramazlar ve yürüyemezler. Bu nedenle yüksek binalara yuva yaparlar ve uçmak istediklerinde kendilerini boşluğa vazgeçerek havalanırlar.
Yerde bulunan ve uçamayan ebabil kuşlarının yaralı veya hastalandığı varsayılır. Gerçeğinde yerde bulunan bir ebabil, ayak yapıları nedeniyle havalanamamıştır.
Ebabil çok ender görüldüğü için görüldüğünde haber olabiliyor. İstanbul Zeytinburnu’nda 3 Ağustos 2017 tarihinde yerde bulunan bir ebabil kuşu, haberlere mevzu oldu. 14 Mayıs 2017 tarihinde de Sivas’ta görülen bir ebabil kuşu haber olmuştu.