Son Haberler

Dünya Edebiyatında Sembolizm

-
Eylül 10, 2022
Dünya Edebiyatında Sembolizm

Sembolizm ki Türkçe ismi ile Sembolcülük, yalnızca şiir için geçerli bir akımdır. Coşumcular gibi ya da Reelciler gibi roman dünyasını da etkilememişlerdi.

Simgecik, Fransa’da ortaya çıkmıştır ve ortaya çıkışı bir deklarasyon ile olmuştur. Sembolcülük için dört ad zikredilir ve bu dört ad gerçekten de bu akımın esasını oluşturmaktadır ki az sonra o dört şairin üçüne değineceğiz.

1886 senesinde Sembolizm beyanı ortaya atılmıştır ve 19.yüzyılın ikinci yarısında da

Dekadanlar
Sembolistler

olmak üzere iki grup ortaya çıkmışlardır. Öncelikli mevzumuz Sembolistlerdir.

Bu akımın mimarı Parnasçılardır…

Parnasçılar, kesintisiz yalnızca dış dünya ile ilgilenen bir şiir dünyası yaratmışlardır. Bu dünyada simge yoktur, Aristo’nun tabiri ile bütün anlamıyla bir  “Doğa taklidi” vardır. Doğanın insanda uyandırdığı düşünceler değil doğanın kendisi şiiri oluşturmuştur. Parnasyenler, doğanın hoşluklarını kağıda değişik bir biçimde aktararak bir sanat yaratmak istemişlerdir. Aslen bu da onları yalnızca çiçek böcek şairi yapmış ve kuru bir sanat deneyimini çekmiştir. Sembolistler ise Parnesyenlere karşı bir akım başlatmışlardır, hakikatinde Sembolist akımın mimari Parnesyenlerdir desek hiç de haksız sayılmayız.

Sembolistlerin yaradılışı için yalnızca edebiyat…

Sembolist akım rastgele bir politik akım ile Dadaizm gibi oluşmadı. Evet, 19.asır Fransa’sı bir devrim yaşamış, ülkeler ufalanmış, Cumhuriyet kurulmuştu ama hakikatinde Sembolizm bunların hiçbiri sayesinde oluşmadı.  Bu akım yalnızca bilimin sanata kadar erişen determinist kavrayışına karşı yapılan sanatsal bir ataktır. Öyle ki determinist açı, yalnızca var olanı ya da var olmak üzere olan şeyleri deney ve gözlem dayanağıyla sarihler ve bu da Parnasyen açısını birebir verir. Sembolistler ise bilimin soğuk elleri yerine şahsın hayal eforuna değmeyi ister ki bu da hakikatinde bir edebiyat alanına en çok uyan istektir. Nitekim Sembolistler de bunu muvaffak olmuşlardır ve Sembolist akım Fransa’da başlayıp evvel Rusya’ya sonra da hemen hemen her medeniliğe erişmiştir.

Sembolist düşünce yapısı

Yukarıyada da bahsedildiği gibi Sembolizm şiirde usu yalanlar bu bakımdan o güne kadar ki öbür düşünce akımlarından –ki Sembolistlerden evvel Realistler, Natüralistler ve yalnızca şiir alanında karar süren Parnaslar vardı – değişik bir düşünce yapısına sahiptir.

Sembolizm, Pozitivizmi yalanlar ve İdealizme yakın bir düşünce çizgisi çizer. Kâinatta bir bilinmeyenliğin olduğunu özümseyen Sembolistler yeniden bilime hemen hemen karşı olan Sezgicilik kavrayışına sahiptirler. Realizm gibi bilime önemsemezler zira onların bilim dedikleri şeyin cihanı çözmekten aciz olduğunu düşünürler. Bu surattan şiirlerinde mana ya da bilim kırıntısı yoktur. Sembolistler hakikatinde tüm bu özellikleri ile şiiri kendilerine has kılmışlardır ve elbette Sembolist şiir kapalı bir şiirdir.

Sembolizm Tarihçesi

1860’lı senelerde ilk sembolist şair o zamanlar 39 yaşında olan Charles Baudelaire’dir; dolayısıyla ilk Sembolist şiir de Baudelaire tarafından kaleme alınmıştır. Ayrıca bir başka ehemmiyetli nokta da ise ilk “Simge” isminin Baudelaire’ce kullanılmış olmasıdır. Baudelaire, yaşı dolayısıyla hem Romantik hem de Parnas şiirini tanımış ve dolayısıyla genç şairlerce “Şiirin Yaradanı” olarak adlandırılmıştı. Yalnız yalnızca bu kadar ile Sembolizm’in kurucularından sayılmaz Baudelaire. O, Sembolizmi ayıran en ehemmiyetli noktada durduğu için de ehemmiyetlidir: Şiire Ben’i koymak.

Baudelaire’in 1857’de Les Fleurs du Mülk ismi ile yayınladığı bir şiir kitabı var ki bu şiir Türkçeye Üzüntü Çiçekleri olarak çevrilmiştir. Oysaki sözcüğü sözcüğüne bütün tercümesi Makûsluk Çiçekleridir. Baudelaire’in kitabına bu adı seçmesinin sebebi ise Sembolizmi ayıran o noktadır: Baudelaire bu kitabında kendi duygularından, kendi içindeki makûsluklardan kısaca kendisinden bahsetmiştir. Hatta kitap fazla derecede yakışıksız bulunduğu için devrinde basılmamıştır. Baudelaire’in bu sansürlü kitabı ile Sembolistler ikiye bölünmüşlerdir:

Şiirlerinde kendilerinden bahsedenler
Şiirinde kendilerinden bahsetmeyenler

Stéphane Mallarmé ve Paul Marie Verlaine ise Sembolizmin öbür ayaklarındadır ki hakikatinde bu iki şair Sembolizmi sistemi bir hale getirmişlerdir.

Mallarmé şiirlerinden kendisini ve ben duygularını işlemez bu bakımdan Baudelaire ile parçalar. Bu anlamda Sembolist şiir iki ana ekole parçalar ama bu sefer bu tesirin oluşturucularının isimleri ile:

Baudelaire Tesiri/Akustikli: Şiirlerinde kendilerinden ama özellikle makûs özelliklerinden bahsedenler
Mallarmé Tesiri/Akustikli: Şiirlerinde kendilerinden bahsetmeyenler

Bu ekoller yalnızca Fransayı değil, Sembolizmin dağıldığı her medenilikte karar sürmüş ve şairler bu ekolleri özümsediklerini yazılaştırmış ve hatta bir hayli zaman bu şairler ait oldukları ekolün sıkı birer fanatiği dahi olmuşlardır.

Dekadanlar

Sembolizm mevzusunda özellikle Fransa’da başka bir deyişle kaynağında Sembolist akımdan bahsedildiğinde Dekadanlar mevzusu anlatılmadan mevzu tamamlanmaz ki bizde mevzuyu bu ekol ile kapatıyoruz.

Fransa’da bir mecmua çıkıyor, ismi: Décadentisme. Bu mecmuada o zamanın Parnas şiirindeki sarihliğe ters olarak oldukça kapalı ve anlamsal olarak tabakalı şiirler yazılıyor. Bu şiirleri kavrayamayan insanlar bu mecmuadakiler için snop, çok öğrenmiş gibi yakıştırmalarda bulunuyorlar. Bu münakaşalar öyle bir noktaya geliyor ki mecmua kapatılıyor, yalnız bu mevzunu Sembolizm ile alakası şudur: Bu mecmuadan çıkanlar Sembolist bildirgeyi yayınlıyor. Bizim bu mevzuyu sona vazgeçmemiz ve Sembolizmin tarihçesinde bu vakaya yer vermememizin sebebi ise bu mecmuadan evvel de bir Sembolist akımın var olmasıdır.