Son Haberler

Denizanası Nedir, Özellikleri Nelerdir?

-
Eylül 14, 2022
Denizanası Nedir, Özellikleri Nelerdir?

Denizanası Nedir, Özellikleri Nelerdir?

Denizin derinliklerinde yaşayan denizanalarının, sırlı hayatları hakkında her şeyi bilmeye ne dersiniz?

Scyphozoa ve Cubozoa sınıfından olan denizanası, dünyanın en daha önceki canlılarından biridir. Şemsiye görünümlü yapılarıyla yüzmeye geçim sağlamış ve yassılaşmış olan bu canlılar, oldukça alaka çekicidir. Saydam ve jelatine eş formu olan ve bazı vaziyetlerde dünyanın en büyük riskine dönüşebilen bu canlı, denizin içinde öbür canlılarla beraber yaşamaktadır.

Denizanasının Özellikleri

Denizanaları poliplerden daha karışık yapıda olan, alaka çekici canlılardır. Mercan ya da anemonların akrabası sayılabilecek denizanaları, onlarla aynı türe ait olmasa da daha değişik özellikler barındıran bir yaradılıştır. Beden biçimleri genelde yayvandır ve şemsiye şeklinde olan uzuvları sayesinde yüzmeleri kolaylaşır. Bir öbür adı ‘medüz’ olan denizanaları, omurgasız olup; yaradılışlarında kalp, beyin, göz, kemik ve pul da bulunmamaktadır. Bu özellikleriyle denizanaları herkeste merak uyandırmaktadırlar. Denizanalarının yapısal özelliklerine bakıldığında; yüzde 95’inin su, yüzde 4’şöhretin tuz ve geriye kalan yüzde 1’lik kısmının ise proteinden alana geldiğini söyleyebiliriz. Denizanalarının beyinleri olmasa da asap sistemleri iyi bir biçimde gelişmiştir. Işığa ve kokuya karşı oldukça duyarlıdırlar. Yapısal olarak hidrodinamik bir bedene sahip olmadıkları için hareketleri yavaştır. Saldırgan değillerdir. Akıntı ve medcezir hareketlerini hakimiyet ederek hareket ederler. Kimilerinin gövdelerinin çevresinde dokunaçlar vardır. Kimilerinde ise kamçı biçiminde uzantılar olabilmektedir. Denizanasının genel yapısında; ağız, dokunaçlar, oral kol, gövde, mide ve yumurtalık bulunur. Denizanası gerçeğinde hidralar ve ahtapotlarla aynı aileden gibidir. Kendisinden daha kolay olan hidralarla, çok daha karışık bir yapıda olan ahtapotların ortasında kalan bir ara cins gibidir. Denizanalarında beyin olmadığı halde, ahtapotların beyni oldukça gelişmiştir ve üç tane kalpleri vardır.

Denizanaları bilim adamları tarafından ilk kez 1940’lı senelerin başında araştırılmıştır. Bunun evvelinde denizanaları öğreniliyordu ancak analistler bu esrarengiz deniz canlılarının yaşamları hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değildi. Onlara ‘bilinmeyen canlılar’ sınıyordu. Denizanaları tabiatta 650 milyon yıldır yaşam gayretini sürdürüyor. Bir Hayli canlı cinsi zamanla jenerasyonunu yitirse de denizanalarının bu gayrette zaferli olduğu ortada.

Denizanaları Zehirli midir?

Denizanasının dokunaçları ve kamçıları küçük saydam keseciklerle doludur. Bu keseciklerin içinde, zehirli madde madde; öbür bir deyişle ‘zehir’ bulunmaktadır. Denizanasının bir hayli cinsi için ‘zehirli’ dersek yanlış olmaz. Başka bir canlıyla olan temasında, hatta bazen denizanası ölü olduğu vaziyetlerde dahi, zehirleme tesiri gösterebilir. Denizanasının teması vaziyetinde, dokunaçları tene doğru büzülür ve yapışır. O sırada dokunaçların üzerindeki kesecikler henüz açılmamıştır. Açılmamış bir keseciğin açılma anı, zehirli maddenin tesir şiddetini artırır. Bu nedenle, bir denizanasının teması vaziyetinde, yapılacak en doğru şey; keseciklerin açılmasını yasaklamak ya da temas ettiği yüzeyden denizanasını geri sürüklemektir.

Dünyanın en zehirli canlısından biri…

Öğrenilen en zehirli denizanası ‘kutu’ denizanasıdır. Yalnızca denizanası çeşitleri içinde değil, tüm dünyadaki canlılar içinde öğrenilen en zehirli canlılardandır. Kutu denizanasının zehri 90 dakika içindebir insanı öldürebilir. Dokunaçları, 60 adettir ve boyu takribî 3 metre kadardır. Kutu denizanası en çok Hint ummanı ve Hint pasifiğinde yaşamaktadırlar. Bunun dışında; Filipinler, Vietnam sahilleri, Yeni Gine ve Avustralya Darwin’de de oldukça sık karşılaşılan bir cinstir. Kutu denizanaları yalnızca suda değil karada da risklerini absürt özelliğine sahip olan öldürücü bir canlıdır. Kutu denizanası milyarlarca zehirli kapsülü ile tek bir seferde 70 şahsı tesirsiz hale getirebilir. Diğer cinslerde olan denizanalarına göre, kutu denizanası renkleri çok iyi ayırt edebilir. Zoolog Donald Vernon kutu denizanasını ilk kez, Avusturya kıyılarında gözlemlemeyi muvaffak olmuştu. Vernon’un araştırmalarına göre, kutu denizanalarının basmakalıp bir denizanasından bütün 350 kat daha fazla zehir taşıdığı tespit edilmiştir.

Kutu denizanalarının en büyük tuzağı görünmez olacak kadar saydam bir yapıda bulunmalarıdır. Güneşle temas ettiği anda can veren bu canlı cinsi, temkinsiz yüzücüler için oldukça büyük bir tehlike etmenidir. Kutu denizanasının yüzen birine ilk tesiri, kalp krizi biçiminde olur.

Ülkemizde Zehirli Denizanası Var mı?

Kutu denizanaları 2011’den bu yana ülkemizde de evham yaratan bir deniz canlısı olmuştur. Yunanistan’ın Mora sarihlerinde 2011 yılında görülen kutu denizanasının ülkemizin kıyılarında bulunma ihtimali henüz tartışılır haldedir. Uzmanlar bu zehirli canlının saydam olduğu için pek fark edilememesi suratından insanları bilinçlendirmeye çalışmaktadırlar. Tüm bunlara ek olarak, bazı denizbilimcilere göre; artan dünya ısısı, etrafsal etmenler ve küresel ısınma nedeniyle yakın gelecekte daha fazla yerde denizanası ve onların devirici tesirleri görülecektir.

Ülkemizde en sık görülen denizanaları şöyledir: Ay denizanası, Deniz ciğeri denizanası, Mor sokar denizanası, Maviş denizanası, Pusula Denizanası, Ters-düz denizanası, Muhacir denizanası, Beyaz noktalı denizanası. Bu cinslerin içinde en riskli olanı Muhacir denizanasıdır.

Bir Denizanasıyla Temas Ettiğinizde Neler Olur?

Bir denizanası derinize temas ettiğinde, sezeceğiniz şey yanma hissidir. Denizanasının bu özelliği vücuduna dokunan yabancı bir canlıya ya da nesneye karşı gösterdiği tepkidendir. Saldırganlık meyli olmayan bu deniz canlıları, kendi güvenlikleri için her daim önlemlidirler. Tehdit olarak idrak ettikleri vaziyetlerde, ‘nematosist’ ismi verilen hücrelerini devreye sokmaktadırlar. Nematosistler deniz canlılarının kimilerinde bulunmakla birlikte; kendilerini koruma, avlanma ya da tutunmalarına fayda sağlar.

Denizanalarında ise kendilerini korunma mekanizmaları gereği harekete geçen bu hücreler, başka bir yüzeyle temas halinde hemen kendilerini salarlar ve bulundukları yüzeyde yakıcı tesir gösterirler. Bazı araştırmalara göre, bir hayli denizanasının nematosistleri oldukça büyük ağrıya da neden olabilmektedir. Nematosistler, patlamaya başlar ve bütün o süreçte yakıcı olmaktadırlar. Her zaman olmamakla birlikte, denizanası derinize dokunduğunda, yanmaya ‘kaşınma’ da eşlik edebilir. Ayrıca ciltte yanmanın yanı gizeme kızarma da olur.

Denizanalarına karşı ihtiyatlı olmakta her zaman fayda vardır. Her ne kadar beyinleri olmadığını öğrensek de etçil canlılar olduklarını unutmamak gerekiyor. Dünyanın en riskli hayvanları listesine ön sıralardan giriş yapmış olan bu deniz canlısı, aynı anda onlarca şahsı öldürebilecek kadar zehirli madde salgılayabilir. Dünyanın en kaba, güçlü ve riskli hayvanlarıyla aynı derecede riskli olabilmektedir. Bazı denizanası cinsleri nematositsleri sayesinde, kurbanlarını tamamen tesirsiz hale getirip, yeme davranışı gösterirler.

Genelde kurban seçmek, avlanmak gibi davranışlara girecek maharetleri yoktur. Bu surattan istikamet bulma marifetleri de oluşmamıştır. Önlerine çıkan her canlıyı yemek isteyebilirler. Suda ilerlerken, karşısına çıkan canlıya fışkırtarak zehirli maddelerini salgılar ve daha sonra tesirsiz hale gelince de yer. Genelde suda buldukları gıdalar; larvalar, küçük ebatlarda deniz canlıları ve yumurtalardır.

Daha Öncekinden denizanaları, deniz kaplumbağalarının yiyeceğiydi. Şimdi etraf lekeliliği sebebiyle deniz kaplumbağaları, denize atılan torbaları denizanası varsayarak yediği için, boğularak can veriyorlar.

Denizanaları Işık Saçar mı?


Denizanalarının en çok alaka uyandıran bir özelliği de ışık absürtleridir. Denizin derinliklerinde yaşayan bazı denizanalarında parlak ışıklar absürt özelliği bulunmaktadır. Yukarıyada yazdığımız gibi bazı denizanaları kendini korunmak ya da beslenmek için nematosistlerini kullanırken, birkaç cinsi de bu gibi vaziyetlerle başa çıkabilmek için ışıklarını kullanırlar. Atollodenizanası bu cinsin en öğrenilen adlarından biridir.Ayrıca bu canlılar, bir düşmanla karşı karşıya kaldıklarında gövdeden yayılan ışığı keserek, dokunaçlardan ışık yaymaya devam ederler. Bu biçimde düşmanın dikkatini kendi vücudundan kopabilen dokunaca yönlendirebilir. Atollo’nun bir öbür ismi de ‘alarm denizanası’ olarak öğrenilir. Bu adın hikâyesi ise şuradan gelmektedir; Kendi varlığını tehdit eden bir düşmanla karşılaştığında ışığını yayarak daha büyük bir deniz canlısının dikkatini sürüklemeye çalışır. Gerçeğinde bu ışık birçeşit takviye çağrısıdır. Daha yırtıcı bir deniz canlısının gelmesiyle, dikkatleri onun üzerine sürükler ve oradan uzaklaşır. Bu cinste denizanaları kendisini her türlü riskten gözetebilir.

Öğrenilen öbür ünlü ışık saçan denizanası ise Aequorea Victoria’dır. Adı da Hidromedusa olan bu ışıklı denizanasının, Türkçe’de öğrenilen ismi ‘Kristal’ denizanasıdır. Dünya üzerinde Kristal denizanalarına Kuzey Amerika’nın batı sahillerinde tesadüfülmektedir. Oldukça tesirli bir biçimde ışık saçabilen bu denizanası, kalsiyumla etkinleşen protein ve yeşil ışık yansıtan protein bakımından ilk keşfedilen su organizmalarındandır.

En büyük denizanası ise…

Denizanası cinslerinin içinde en büyük olanı ise ‘aslan yelesi denizanası’ olarak ifade edilir. Genelde Arktik, Kuzey Atlantik ve Kuzey Pasifik ummanlarında görülmektedir. Bugüne kadar kayıtlara geçmiş olan en büyük misali ise 1870’de Massachusetts Körfezi’nde kıyıya vurmuştur. Bedeni 2.29 metre olan bu canlının dokunaçlarının boyu ise bütün 37 metre uzunluğundadır. Aslan yelesi, genelde sıcak sularda yaşayamaz. Çoğunlukla sarih denizleri hoşlansalar da 1 yıllık ömürlerinin sonunda sığ ve korunaklı körfezlere doğru gitmeyi seçim ederler. Aslan yelesi denizanası, öbür küçük deniz canlılarının yanı gizeme; başka denizanaları ile beslenmektedir.

Denizanaları Nasıl Artar?

Denizanaları hem bir eşeysiz faize biçimi olan tomurcuklanmayla ürer hem de eşeyli üreyebilirler. Eşeyli üremede, dişi yumurta hücreleri erkek sperm hücreleri ile döllenir. Daha sonra eşeysel bezlerde bulunan faize hücreleri suya dökülür ve yumurta suda döllenir. Yumurta sırasıyla larva ve polip safhalarını geçirdikten sonra bir denizanası haline gelecektir.

Kültürlere Göre Denizanasının Tesiri

Dünyanın çoğu ülkelerinde denizanası, insanların çekindiği ve tedbirli davrandığı bir canlıdır. Hatta kıyı kasabasında yaşayanların fobili düşü dahi olabilmektedir. Fakat Uzakdoğu ülkelerinde denizanasının değerlendirilme biçimi değişiktir. Evcil hayvan gibi konutlarda akvaryumlar içinde beslenen denizanalarıolduğu gibi, yiyecek olarak harcananlar da vardır. Özellikle Çin, Japonya ve Kore gibi ülkelerde denizanası, bir besin olarak sofralarda yer almaktadır.

Denizanasından Korunmanın Yolları

Denizanası olan bölgelerde gözetici elbise giyilmelidir.  
Ölü dahi olsalar denizanalarının zehirli madde salgıladıkları unutulmamalıdır. 
Denizanası zehirlenmelerine karşı temkinler alınmalı, gereken ilaçlar ilk takviye malzemesi olarak taşınmalıdır. 
Denizanası ile temas halinde, denizanasını tenden aydere için sert ataklar yapmak yerine; deniz suyuyla o bölgeyi yıkamalı ve daha sonra teni sivri kenarlı bir aletle kazımalısınız. Teni ovuşturmak ya da kaşımak yanlıştır. Tene sirke uygulamak zehirli madde maddeleri tesirsiz hale getirmek açısından faydalıdır.  
Soluk almada ve yutkunmada güçlük, göğüs bölgesinde ağrı varsa şipşak hekime gidilmelidir.