Son Haberler

Deneme Türü Nedir?

-
Eylül 8, 2022
Deneme Türü Nedir?

Sınama bir yazın başka bir deyişle edebiyat cinsidir. Öğreniyoruz ki birisi manzum değişik nesir olmak üzere başlıca iki cins vardır yazın hayatında. Sınama bu yazın cinslerinden nesir başka bir deyişle düzyazı kısmına aittir.

Sınama, Atilla Özkırımlı’nın literatüründe şu biçimde belirlenmektedir : “Rastgele bir mevzuda, düşüncelerin genellikle bireysel bir görüş olarak açıklandığı, kesin yargılara varılmaktan çok okuyanın o mevzu üzerinde düşüncesinin hedeflendiği bir düzyazı şeklinin ismidir.”

Sınama, uzun uzun tanımı olmasına karşın henüz bütün anlamıyla yeri tespit edilemeyen bir yazın cinsidir. Edebiyatımızın hemen hemen her mevzusunda yazılan, net bir uzunluk ya da kısalığı olmayan  ve herkesin yazabileceği bir yazın cinsi olduğu için çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Hatta sınama bu surattan başka bir deyişle geniş kaliteli ve sınırları bütün olarak tespit edilemeyen bir yazı olduğu için çoğu analist onu bir nezaketi cins olarak kabul etmez.

Sınama Cinsinin Özelikleri

Sınamanın bir yazın cinsi olarak sayılmasını yasaklayan ve değişik yazın cinsleriyle karıştırılmasını sağlayan özellikleri vardır. Bu özellikleri sayalım:

Sınama oldukça çok kaliteye sahiptir. Bu da onun sınırlarını çizmemizi engeller
Denemede, mevzunu her şey olabilmesi onu tanımlamaması güçleştirir.
Kendi kendisiyle konuşuyor gibi yazmak, onu söyleşi cinsine yaklaştırabilir.
Bireysel mevzular ya da bireysel mevzuların emin bir düşünceyle noktalanmaması onu yazın cinsi olarak görmemizi engeller.
Giriş – büyüme – sonuç kısımlarının sevinci olması başka bir deyişle yazar inisiyatifinde olması sınamaları gruplandırmada sorun yaratır.

Buna direnerek sınama cinsinin özelliklerini şu biçimde yazabiliriz:

Her mevzuda yazılabilir.
Yazılacak mevzu bireysel düşüncelerdir. Bu düşünceleri ispat etmeye ya da kesin bir yargıya bağlamak zorunda değiliz.
Özneldir.
Bilimsel yazılar ya da didaktik metinler gibi değildir, bu bakımdan dilin sade olması beklenmez çoğu zaman.
Genelde karşındakiyle sohbet ediyormuş gibi bir havayla yazılır.
Yazı kumpası aranmaz. Tipik bir kompozisyon kumpasında olması beklenmez.

Bu özelikleri bakımından edebiyat dünyasına en çok karıştırılan cins sayılır zira hasbıhal biçiminde yazılan bir tenkit yazısı da sınama olarak görülebilimektedir. Bunun yanında en genel anlamıyla sınama için şunu söyleyebiliriz:  Şiir, tiyatro metni gibi karakteristik özelliği olmayan her cinsle karıştırılabilir.

Denemeyi Neye Göre Gruplandırılabiliriz?

Sınamanın bu karmaşık yapısı bizi ancak yazarın nasıl yazdığına bakarak ayırt etme yoluna götürür. Bu bakımdan sınama yazılarını Batı’da kullanılan bu ayırt etme usulüne göre ayırmalıyız. Yapılan tespitlere göre sınama şu gruplara ufalayabilir:

Yazarın gözlemlerini ve buna ait düşüncelerini kapsayanlar objective essays
Salt yazarın görüşlerinin yer aldığı yazılar subjektive essasys
Şahsın kendi özelliklerini iç dünyasını, alışkanlıklarını kapsayanlar familiar essays
Kimi bireylerin ya da cemiyetin özelliklerini anlatanlar character essays
Bir yeri öznel bir davranışla yansıtanlar descriptive essays
Edebiyat tenkitsini mevzu edinenler critical essays
Felsefe, din, cemiyet bilim alanına giren mevzuları işleyenler philosophical essays
Bilimsel araştırmaları mevzu alanlar scitific essays  [Atilla Özkırımlı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi c.2 s.356

Görüldüğü gibi sınamaların ayırt edici tek bir yanı tamamen öznel görüşleri içermesi, incelemesidir. Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir nokta da tenkitte bilimsel usullerin kullanılmamasıdır, bu sözü geçen yazın cinsi makaledir.

Sınama yazarları ve sınamanın fikir babası

Sınama cinsinin fikir ve isim babası, sınama cinsini ayırmak için kullandığımız kıstasları tanımlayan birey Fransız yazar Montaigne’dir.

Sınama kavramını ilk kullanan şahıstır ve bu cinsin yaratıcısıdır. Bu Fransız yazar, Yunan ve Latin klasiklerini okumuş ve bunun üzerine vefat, aşk, acı gibi kült kavramlar üzerine bireysel görüşlerini belirten yazılar kaleme almıştır. Bu yazıları, rastgele bir yargı çıkarma ya da fikirlerini kabul ettirme emeliyle değil fikirlerini duyurma emeliyle yazmıştır. 1580 – 1595 seneleri arasında Les Esasirs Sınamalar ismiyle kitabını yayınladığında sadece Fransa’da değil değişik Avrupa ülkelerinde de alaka görmüş ve yeni bir cinsin fitilini ateşlemiştir. Ondan sonra İngiliz Francis Bacon da sınamalar yazmış ve böylece bu stilde yazılan tüm yazılara sınama denilerek sınama yazıları artmaya, dağılmaya başlamıştır.

Sınama günümüze kadar nasıl geldi, neden bu kadar çok sevildi…

Sınama, bireysel görüşlerin ifade edildiği bir yazın cinsi ama şunu kavramak gerekli ki 15. ve 16.asrın ortalarında ortaya çıktı bu akım. Ondan evvel kraliyet hâkimdi ve edebiyatta da tekil düşünce, ben’li düşünce diye bir şey yoktu. Montaigne sınamaları 1580 senelerinde yayımladı, başka bir deyişle Avrupa’nın hümanist ve ben’li kavramlara “Merhaba” dedikleri bir tarihte.  Başka Bir Deyişle Murat Belge tanımıyla Montaigne “Avrupa’da Rönesans ile ortaya çıkan, Rönesans’ın getirdiği yeni bir hayat kavrayışını ve dünya görüşünü temsil eden bir yazardı.” [Birikim s.5, 1975 ] Aynı kaynakta Rönesans “… büyük cemiyetsal başkalaşımların, yeni büyük yönelişlerin kültürel – ideolojik uzantısı, parçasıydı.” Bu da sınama cinsinin Avrupa’da ortaya çıkan yeni bir fikir – kültür – ideoloji kavramının yazın vasıtayı olduğunu gösteriyor. Kralcılık yerine ulusçuluk, biz yerine ben, nesnellik yerine öznellik seçim ediliyor.

İşte Montaigne, bu metamorfozun mahsulüdür. Sreyliler sınıfının devrilip burjuvazinin egemen olduğu, yeni bir dünya görüşünün filizlendiği, özgürlük, bireysellik gibi kavramların benimsendiği çağda, sadece kendi düşüncesini yazarak sınama cinsini oluşturmuştur. İktidar değişecek, biz’li sesler ortadan kalkacak, yeni bir kültür oluşacaktır, bunu ise en iyi “sınama” cinsi ile yazılan yazılar yapacaktır. Atilla Özkırımlı “Bir bakıma burjuvazinin yükselişiyle sınamanın gelişimi koşut olarak yürür”  der sınama için.

Türkiye’de ve Osmanlı Dönenimde Sınamacılık

Bizde modern edebiyatın miladı Tanzimat yarıyılı kabul edilir ama Tanzimat yarıyılında sınama  cinsine rastlamıyoruz. Şinasi, Namık Kemal aydın kesim, sınamadan çok yazı gibi yazılar yazmıştır zira emelleri nesnel olan bilgileri aktarmak olmuştur. Tanzimat yarıyılında Avrupa’daki gibi bir düşünce devrimi ya da düşünce imali değil var olan bilgileri aktarım söz mevzusudur. Bu bakımdan da Tanzimat yazarları yazıda çakılı kalmışlardır. Bizde sınama cinsinin Osmanlı çağında görülmeme sebebi Avrupa’da görülen yapısal metamorfozun bizde yaşanmamış olmasıdır.

Tanzimat yarıyılında hala devam eden “biz” kavrayışı Edebiyat-ı Cedide yarıyılında kadar “ben” kavramına dönüşememiştir. Türk edebiyatında fertçi edebiyat 1908 Meşrutiyet’in duyurusundan sonra başlar. Buna göre batı sanatına yaslanarak oluşturulan ilk sınamalar Cenap Şehabettin, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yahya Kemal tarafından kazanç ki bu da bize bunları ilk sınamacı  bülten etme lüksü verir.

Bütün olarak sınama Cumhuriyet bülteni ile başlar…

Bütün olarak sınamacılık, Cumhuriyet devrinde başlar. Cumhuriyet, milletçi bir kavrayışla modernlik kavramının en hat safhada yaşandığı senelerdir. Türk ulusu sadece bedenen değil, kültürel olarak da yine doğuşunu Cumhuriyet yarıyılına borçludur. Cumhuriyet kültürünün oluşturulmaya çalışıldığı bu yarıyılda, insancıl ve fertçi düşünceyi en iyi ifade eden sınama cinsinde en çok misal bu zamanda verilir. Cumhuriyetçilik, bireysellik ve özgür düşünce demektir.

Türk edebiyatında sınama cinsinin ilk özgün misalleri Nurullah Ataç tarafından verilir. O, tıpkı Avrupa’nın Montaigne’si gibi Latin ve Yunan kültürüne hâkim olarak ilk yerli ve özgün sınama misallerini verir. O, Montaigne’ce okur ile konuşur gibi yazar, yargılarında bireyselcidir, yazılarında da ise olabildiğinde özneldir.

Ataç’ın yanı sıra bir isim daha vardır ki o da daha milletçi bir yaklaşımla yazar sınamalarını: Sabahattin Eyuboğlu. Bu iki yazar, sınama cinsinin iki ayrı mezhebini temsil eder gibidir aslında. Eyuboğlu ve Ataç da dogmatizme karşıdır ve dogma ile savaşır ama Eyuboğlu hümanizmi bir dünya düşüncesidir, Ataç için hümanizm ise insanın bireyselliğini vurgulayan bir kavramdır.

Ataç, edebiyat üzerine ama özellikle şiir üzerine kurar sınamalarını, Eyuboğlu ise tüm bir kültürü kucaklayıcı bir tutumla yazar. Ama sonuçta ikisi de Cumhuriyet kültürünün yaradılışın bel kemiği sayılan  Çeviri Bürosu kuruluşunda görev alırlar.

Bugün ise sınama cinsinin temsilcisi olarak Memet Fuat gösterilebilir. Çağını Göreöğrenmek 1982, Unutulmuş Yazılar 1986, Modernimiz Makyavel 1992, Tenkit Sorumluluğu 1994, İki Doğrultulu Dejenerasyon 1995, Konuşan Cemiyet 1996, Dağlarda Vicdanım 1996, Özgünlük Avı 1996 onun sınamalarıdır. Ayrıca şuan Küçük İskender de süregelen sınamaların devrimini haber verecek cinste sınamalar kaleme almaktadır.  Değişik ehemmiyetli sınama yazarlarını şu biçimde sıralayabiliriz:

Suut Kemal Yetkin 1903- 1980
Mahmut Sadık:Takvimden Yapraklar 1912
Refik Halit Karay: Bir Avuç Saçma 1939, Bir İçim Su 1931
Falih Rıfkı Atay: Eski Saat 1933, Niye Kurtulmak 1953 , Çile 1955 sınama yazılarına misal gösterilebilir
Ceyhun Atıf Kansu: Devrimcinin Takvimi, Ya Bağımsızlık Ya Vefat , Köy Hocasına Mektuplar…
Cemal Süreya 1931-1990:  Şapkam Dolu Çiçekle
Bedri Rahmi 1913-1975: Delişmen 1975
Mehmet Kaplan
Hilmi Yavuz
Mehmet H.Doğan
Enis Batur
Cemil Meriç