Son Haberler

Dekadanlık ve Dekadizm Nedir?

-
Eylül 13, 2022
Dekadanlık ve Dekadizm Nedir?

Dekadanlık  ve dekadizm hakkında evvel lügatlere müracaat eteceğiz. Türk Dil Kurumu Büyük Lügat’te “dekadan” anlamı şu biçimde  verilmektedir.

Fr. décadent 

a. XIX. asır sonlarında Fransa’da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına liderlik etmiş olan sanatçı: “Fakat son zamanlarda zuhur eden sembolist yahut dekadan edebiyatlar terbiye noktainazarından muzır amillerdendir.” -Z. Gökalp.

Görüldüğü gibi kelime Fransızcadan dilimize girmiştir.  Ziya Gökalp’in sözüne göre de bir edebiyat akımıdır; üstelik bu edebiyat akımı da sembolizmdir. Natürel burada iki mesele göze çarpar; bizde dekadanlık bu anlamıyla mı kullanılmış yoksa farklı anlamlara zuhur etmiş mi?

Bu sual için evvel Türk Dil Kurumu Yazın Terimleri lügatine bakmalı daha sonra da dekadanlık terimini aydınlarımızın nasıl kullandıklarına dikkat kesilmeliyiz:

dekadan   Fr. décodent 

XIX asır sonlarında Fransa’da natürelciliğe karşı çıkan ve sembolcülük akımına liderlik etmiş olan sanatçılara verilen ad. BSTS / Yazın Terimleri Lügati 1974

Servet-i Fünun edebiyatının başat adlarından olan Cenap Şahabettin “Dekadan” mevzulu yazısında bu terimi şu biçimde belirlemiştir:

Özel bir hissi ifade eden değişik yapıtlara Fransızlar “Dekadan” dediler;  lügatte “geriye giden” anlamında olan bu terimin bu biçimde adlandırılmasını sebebi şudur ki yeni yazarlar bundan birkaç asır evvelki şairlerden -misalin Ronsard gibi- kimilerinin terk etmiş oldukları şiir yazma stillerini taklit  ediyorlardı; bundan başka yeni yazarların anlatmak istedikleri özel hisler sarihçe herkesin dinleyeceği şeyler olmadığından her biri bir duygusal illetin garip bir göstergesi gibi kabul edildi. Tüm Fransız aydınların, edebiyatçıların  bir asap hastalığı içinde bulunduklarına karar verildi. Bu karar ve görüş de dekadan teriminin bir kalem işi yazarlıkolmasına takviye etti. *

Cenap Şahabettin’in bu tanımından sonra  dekadanlığa misal olarak sembolist akımın başat adlarından birisi olan Charles Baudelaire’ı verir. Hatta bunu ilk dekadan olarak belirtir ama  bu vaziyette dahi dekadan teriminin onun zamanında kullanılmadığını da sarihler. Dekadan teriminin Paul Verlain ile Arthur Rimbaud’ın  Charles Baudelaire’nin şiir stilini bir stil haline getirdikten sonra ortaya çıktığını söyler.  Cenap Şahabettin yazısının devamında ise  dekadanlığın  lügat anlamı gibi bir gerileme olmadığını ileri sürerek bunu ispatlamaya çalışacaktır. Pekala Cenap Şahabettin Servet-i Fünun gibi bir mecmuada neden “dekadan” başlığında bir yazı yazma gereksinimi duydu? Bu lüzum, Servet-i Fünun şairlerinin Fransız edebiyatına ama özelikle sembolizme olan düşkünlükleri ile alakalı bir gidişat muydu, onu konuşalım..

Bir Tartışma Mevzusu Olarak Dekadizm

Türk edebiyatı, Tanzimat yarıyılı ile gazete ve mecmualarla tanıştı. Bu safhadan sonra da tartışmalar ortaya çıkmaya başladı. Aslen divan şiirindeki hicivler bir nevi tartışma sayılsa da şimdiki anlamıyla tartışma Tanzimat yarıyılında başladı. Tanzimat yarıyılında çıkan mecmua ve gazeteler, yazarların düşüncelerini açıklaması için bir zemin oluşturdular.  Cenap Şahabettin de bu zeminleri kullanan aydınlarımızdı zira o dekandan ve dekadizm ile alakalı olan yazısını bir kalem savaşı esnasında başka bir deyişle tartışma esnasında kaleme aldı. Bu kalem savaşı başka bir deyişle tartışma direk Servet-i Fünun edebiyatçılarına karşı Ahmet Mithat Efendi tarafından açıldı. Bu tartışma da üç ehemmiyetli aydın vardır: Ahmet Mithat Efendi, Cenap Şehabettin ve sonradan dahil olan ama kavgaya son noktayı koyan Şemsettin Sami.

Ahmet Mithat Efendi Servet-i Fünun edebiyatı taraftarlarına “ Dekadan” yakıştırmasını yapar ve onların dilinin ağır olmasından yakınarak Servet-i Fünuncuların, “ Veysilere, Nergisilere rahmet okuttuğunu” söyler. Bu tenkit  yazısının  dili ağırdır ve o zamanlar tek bir çatı altında başka bir deyişle Servet-i Fünun mecmuası çevresinde bir araya gelen şuan bizim Servet-i Fünun edebiyatı dediğimiz edebiyatı oluşturan şairler ve yazarlar evvel bu kavgaya katılmamaya karar verirler.  Ayrıca işin daha acayip yanı Ahmet Mithat Efendi’nin yazısında kullanılan “dekadan” kelimeyi o günden itibaren özellikle sıfat olarak kullanıldığında Servet-i Fünun aydınlarıyla alay etmek hatta deyim-i caizse onları aşağılamak emeliyle kullanıldı. Bu vaziyette Servet-i Fünun aydınları bir yanıt vermek lüzumunu hissettiler. İşte bu yanıtlardan birisi de yukarıyada bahsettiğimiz  Cenap Şahabettin’in yazısıdır. Bunun yanında hemen hemen tam Servet-i Fünun aydınları başta Cenap Şahabettin ve Hüseyin Cahit Yalçın olmak üzere düzgün bir üslup ile Dekadanlık ve Dekadanizm’den ne kavradıklarını  yazdılar.  Ayrıca bu adlar kendilerine dekadan sıfatını yakıştırmadıklarını  da belirtmişlerdir. Yalnız bazen karşı tarafın sert ve alaycı davranışlarına direnerek onlar da stillerini keskinleştirmişlerdir. Buna karşın dekandanlık denilerek ne demek istendiği Süleyman Nesib’in “Tekamül ve Terakki” isimli yazısına uzun uzadıya ve yumuşak bir dille anlatılmıştır.  Böylece, başka bir deyişle bu yazı ile  edebiyatımıza giren “dekadan” teriminin kapsamını, bu terimden ne kast edildiğini sarihçe görebilmiştik.

Dekadanlık Tartışmayı Nasıl Sona Erdi?

Süleyman Nesin, “Tekamül ve Terakki” isimli uzun yazısında tenkitlere karşılık verirken karşı tarafın da haklı olduğu yanları dile getirmiş ama yeniden de haklı olarak üyeyi olduğu Servet-i Fünun mürettebatını  doğru bulmuştur. Ayrıca yeniden aynı yazıda Servet-i Fünuncuların yaptıkları edebiyatın dile hasar verdiğini de belirterek bir nevi özeleştiri yapmıştır. Bu yazıdan da yola çıkarak Servet-i Fünuncuların tenkit noktalarını ve neden dekadan benzetmesine maruz kaldıklarını gözden geçirelim :

Ahmet Mithat ve mürettebatı Servet-i Fünun edebiyatını taklitçi bir edebiyat olarak görmüşlerdir. Bu taklidin kaynağını da Fransız edebiyatı olarak görmüşlerdir.

Yeniden  aynı taraf, Servet-i Fünun’un laf varlığını da tenkit etmiştir. Bu laf varlığının Fransızcadaki tümce yapısı olduğunu ileri sürmüşlerdir.  Fransızca tümce yapısını yanı gizeme Arapça ve Farsça bütünlemelerin de varlığından davacı olmuşlardır.

Servet-i Fünuncuların kopya yapıtlar ortaya koyduklarını söylerler.

Dil mevzusunda da Servet-i Fünuncular tenkit etilmiştir. Servet-i Fünuncular dili “avam” ve “havas” başka bir deyişle  seçkin grup dili ve millet dili olarak ayırmışlardır ki bu da en çok tepki sürükleyen nokta haline gelmiştir.

Tüm bu sebeplerden dolayı dekadan yakıştırmasını alan Servet-i Fünun edebiyatçıları kendilerini şu biçimde korunmuşladır:

Yeni duygu ve düşünceler ancak yeni imge ve kelimelerle ifade edilir.

Her yeni gidişat bir taklit neticeyi ortaya çıkar.  Daha sonra kendi yolunu bularak özgün hale kazanç. Cenap Şahabettin “Dekadan” yazısından

Dekadanlık lügat anlamından farklı olarak bir geriye gidiş değildir. Bütün tersine yeniliği korunan bir akımdır. Bu kelimenin lügat anlamı onun ifadelerini bütün karşılayamadığı için lügat anlamının kendilerine yakıştırılmasını uygun görmezler.

Servet-i Fünun dilini, edebî lüzumlar lüzumlu kılmıştır.

Servet-i Fünun abonelerinden dekadanlığı korunan dekadanlığı sembolizm ile ilişkilendiren azalar da vardır ama genel itibari ile Servet-i Fünun edebiyatçıları kendilerini dekadanlık ile sembolizm ile anmazlar.

Tartışma birbirlerine taraf olanlarca iki cihetten asıllaştırıldı. Birincisi ciddi birisi de gayriciddi taraflardı. Yalnız bir vakit sonra her iki taraf da aynı çizgide devam etmeye başladı. Burada ehemmiyetli olan bir güzergah ise Servet-i Fünun mecmuasının  bir tarafı oluşturması ve onun karşısında ise başta İrtika ve Bilgi mecmuaları başta olmak üzere birden çok mecmuanın olmasıdır.  Zati bu münazaralar genelde mecmualarda devam etmiş,  gazeteler de pek görülmemiştir.

Tartışmanın son bulması Şemsettin Sami’nin kavgaya dahil olması ile asıllaştı. Şemsettin Sami, Servet-i Fünun tarafında yer aldı. Ahmet Mithat Efendi “Teslimet-i Hakikat” isimli bir özür yazısı yayımladı. Hatta bu yazı da başından beri Servet-i Fünuncuların yanında yer alan Tarik isimli gazetede yayımlandı.

Türk edebiyatı, bu biçimde bir tartışma başka bir deyişle kalem savaşı ile dekadan terimini tanımıştır. Dekadanlık  teriminin Fransız edebiyatında kullanılma şeklinden çok Türk edebiyatında nasıl göründüğünü düşünmek gerekir. Öğrenilmesi gereken en ehemmiyetli nokta dekadan teriminin bir akım ya da düşünce stili olarak edebiyat tarihinde yer almamasıdır. Bu terim yalnızca  Servet-i Fünun yarıyılında bir tartışmanın çıkış noktasıdır. Bugün bu terim edebiyat dünyasında pek fazla kullanılmamaktadır.

*Bu yazı Servet-i Fünun mecmuasında Teşrin-i Evvel Ekim 1313 Miladi : 1897 Cenap Şahabettin tarafından yazılmıştır. Yazının tercümesi yazısı Celal Fedai tarafından yapılıp günümüz Türkçesi ile yazımı da Diba Bahadıroğlu tarafından yapılmıştır. Metnin Celal Fedai tarafından Osmanlı Türkçesinden Latin abecesine çevirimi şu biçimdedir: ““Bir hiss-i  müstesnâyı ifade eden âsâr-ı ahîreye Fransızlar “ Dekadan” dediler, lügaten “geriye giden” mânasına olan bu ıstılâhın sebeb-i vaz’ı şu oldu ki yeni muharrirler bundan birkaç yüzyıl evvelki şuarâdan -meselâ Ronsard gibi- kimilerinin üslûb-ı metrûkunu taklid ve ihya ediyorlardı; bundan başka yeni muharrirlerin teşrih etmek istedikleri müstesnâ hisler ale’l ıtlâk herkesin dinleyeceği şeyler olmadığından her biri bir maraz-ı manevînin alâmet-i garîbesi gibi telakki olundu, tam Fransız üdebâ-yı cedîdesinin malûliyet-i agresife içinde bulunduklarına hükmedildi. Bu ahkâm ve telakkiyat da dekadan ıstılahının bir iş-i kalemîye alem edilmesine takviye etti.”