Son Haberler

Dede Korkut Kimdir?

-
Eylül 5, 2022
Dede Korkut Kimdir?

Dede Korkut Kimdir?

Tüm Türk topluluklarının, halklarının ortak kültürüdür. Dede Korkut; Dedem Korkut, Korkut Ata, Atam Korkut olarak da bilinir. Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve öbür Türk şehirleri, Dede Korkut’u değişik isimlerle ama aynı öykülerle tanır.

Genel anlamda birçok kaynak Dede Korkut için “Oğuzların bilicisi” olarak geçer. Dede Korkut hakkında bir özyaşam ya da yaşam hikayesi yoktur, biz onu bize bırakılan ve kendi ismiyle anılan Kitab-ı Dede Korkut eserinden biliyoruz. Varsayımımızca Dede Korkut, bir çıkış noktası olarak düşünülmelidir ki tarihte hemen hemen her Türk halkı bu biliciye sahip çıkmış ve bu surattan da onun hakkında net ve kesin balakalara erişemez hale gelmiştir.

Dede Korkut’un Orijini Hakkında Yazılanlar

“Dede Korkut kimdir” suali tarihi kaynaklar inceleyerek yanıt aranan bir sualdir ama tarihi kaynaklara baktığımızda önümüze kesin balakalar çıkmamaktadır. Yukarıyada da dediğimiz gibi tarihte hemen hemen her Türk şehri bu zatı sahiplenmiştir.

Biz ise eserlerde Dede Korkut’u arayacağız. Bakalım hangi eserlerde nasıl geçmiştir

Dede Korkut:

1. Câmi’u’t – Tevârîh

Reşîdüddin Fazlullah-ı Hemedânî’nin ö. 718/1318 eseridir. Tarihlerin derlemesi olarak çevrilebilir. Çağdaş anlamda ilk tarih derlemesidir. İlhanlı hakanı Gazan Han’ın isteği üzerine yazılmıştır. Asya ve Avrupa bölgelerindeki imparatorluk ve devletlerin tarihleri tarafsız olarak ilk kere ele alınmıştır.

Bu eserde Dede Korkut, Oğuzlar’ın Bayat boyundan gösterilmiştir. Daha da detaya girecek olursak Dede Korkut’un 10. Oğuz Hakan’ı Kayı İnal han’ın baş danışmanıdır. Yeniden Oğuz tarihinde 14.sırada Han olan ve 90 sene han olarak görev yapan Kanlı Yavguy, doksan sene boyunca Dede Korkut’u danışman olarak görevlendirmiştir.

Onun hakkındaki başka bir duyum ise Kayı İnal Han’ın Hz.Muhammed ile modern olması ve iki vezirini de Peygamber’e yollayıp Han’ın da Müslüman olmasıdır.

2. Şecere-i Terâkime

Türk tarihi için unutulmaz bir eser ve en ehemmiyetlisi bir kaynaktır.

Ebülgazi Bahadır Han, 1659’da bitirdiği bu eserini Türkmen ileri gelenlerinin ricaları üzerine ve herkesin kavraması için Arapça ve Farsçadan uzak olarak sade Türkçe ile yazdığını belirtmektedir. Eserde Türkmenlere dair balakalar bulunmakta, Oğuz Han ve jenerasyonundan, Türk damga ve ongun kuşlarından bahsedilmekte ve sanki bir “Oğuznâme” metni verilmektedir.

Ebülgazi Bahadır Han eserini kaleme alırken yazılı ve sözlü kaynaklardan faydalanmış bu bakımdan da geniş bir balaka birikimini göz önüne sermiştir. Özellikle Türkmen breylerini, şehirlerini dolaşmış, beylerin, kamların, baskıların, ozanların soylarını değerlendirmiş, sözlerini eserine almıştır. Yazılı olarak yukarıyada bahsettiğimiz Cami’u’t Terakime eserinden faydalanmış ama ondan daha geniş bir balakalar bulunmaktadır Şecere-i Terâkime’de.

Şecere-i Terâkime’de Dede Korkut, Oğuzların Kayı boyundan gösterilmiştir.

Kaynaklarda, ortak olan bir balaka da bu bilicinin uzun seneler yaşadığıdır : Reşîdüddin ve Ebülgazi Bahadır Han onun 295 sene yaşadığını söylerler. [İslam Ansiklopedisi, Orhan Şaik Gökyay]

3. Bahrü’l Ensab

Seyyid Muhammed b. Ahmed b. Amidüddin Ali Hüseyni en-Necefi tarafından yazılmıştır. Burada Korkut Ata’nın dış görünüşü için bir dedikodu vardır: Dede Korkut aydın, berrak gözlü dev kızından dünyaya gelmiştir. Boyu 60 arşındır. [İslam Ansiklopedisi, Orhan Şaik Gökyay]

4. Öbür efsaneler…

Dede Korkut ya da Korkut Ata hakkındaki söylencelerin hepsi yazıya aktarılmamıştır. Bazı menkıbeler, ulus arasında sözlü olarak yayılmıştır.

Kimi ulus kaynaklarına göre Dede Korkut, 1000 sene yaşamıştır.

Onun ebediliğiyle alakalı olarak da Kazak efsaneleri vardır. Kazakların yaygın ulus öyküsüne göre Korkut Ata, 20 yaşında düşüne giren mahlukatlarca kendisine ebedilik verilen birisidir. Allah, ona “Vefatı kendin arzu etmedikçe can vermeyeceksin” diye byatarmıştur. Onun vefatı hakkında daha birçok dedikodu vardır.

Dede Korkut’un Özellikleri

Dede Korkut’un hikayelerinden yola çıkılarak ona biçilen özellikler vardır. Dede Korkut hakkında elimizde kesin ve net balakalar yoktur, bu bakımdan da elde edilen özellikler destansı özelliklerdir.

Destan şahsıdır bu bakımdan da mucizevi özellikleri vardır.
“Oğuzların bilicisi”  olarak bilinir.
Gaipten haber verdiği söylenir.
Kahramanlara gelecekten haber verir.
Kahramanlar arasındaki meseleleri çözendir.
Ad koyma ananeyi vardır Türklerde ve hikayelerde ad koyma ananesini yerine getiren Dede Korkut’tur.
Dede Korkut, ozanlık marifetlerine sahiptir. Kopuz çalar.
Oğuzhanları ile alakalı hikayeler anlatır, o hakanları över.
Söylentiye göre Peygamber ile çağdaştır.
Bilgedir, danışılandır.

Yukarıyada bahsedilen özellikler, destansı bir özellik taşıdığı için ne yazık ki tarihi bir kişilik olarak görülemez.

Kitab-ı Dede Korkut Kitabı Hakkında…

Dede Korkut öykülerinin bir araya geldiği kitaptır. Kitap hem edebi hem de cemiyetsel anlamda oldukça ehemmiyetli bir yapıdadır.

Kitabın cemiyetsel yapıdaki ehemmiyeti, bu kitabın bir şahsın değil bir cemiyetin  öykülerinin derlemesi olmasıdır. Bu bakımdan kitaptan çıkacak tüm özellikler Türk halkına mâl edilir.

Kitaba ilk bakan şahıs, bu kitabın bir İslam savaşı olduğu kanısına kapılabilir zira kitabın büyük kısmında Hıristiyan komşular ile Oğuzların yaptıkları savaşlar anlatılır.  Ama anlatılan savaşlardan ziyade bir cemiyetin kültür esası, o cemiyet sağlam ve kaliteli şahsiyeti görülmektedir.

Dede Korkut kitabında 12 öykü vardır. Bu öyküler şunlardır:

Dirse Han Oğlu Boğaç Han
Salur Kazan’ın Konutu Yağmalanmadığı Boyu
Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek
Kazan Bey Oğlu Uruz’un Esir Olduğu Boyu
Duha Koca Oğlu Çılgın Dumrul
Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
Kadılık Koca Oğlu Yüğnek Boyu
Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi
Begil Oğlu Emren’in Boyu
Uşun Koca Oğlu Segrek
Salur Kazanın Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı boyu
İç Oğuz’a Taş Oğuz İsyankar Olup Beyrek Can Verdiği

Öyküler, konularına göre de gruplandırılmıştır.  Böyle bir vaziyette karşımıza şu tablo çıkmaktadır:

a   Kendi babası için savaşan evlat/oğul: Dirse Han Oğlu Boğaç Han, Kadılık Koca Oğlu Yüğnek Boyu, , Begil Oğlu Emren’in boyu, Salur Kazanın Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı boyu.

b   Oğul için savaşan baba: Salur Kazan’ın Konutu Yağmalanmadığı Boyu, Kazan Bey Oğlu Uruz’un Esir Olduğu Boyu

c   Kardeş için savaşan kardeş: Uşun Koca Oğlu Segrek

d   Kocası için kendisini feda eden/savaşan hatun: Duha Koca Oğlu Çılgın Dumrul, Kanlı Koca Oğlu Kanturalı

e   Kan kardeşleri için savaşan Oğuz beyleri: İç Oğuz’a Taş Oğuz İsyankar Olup Beyrek Can Verdiği

[Orhan Şaik Gökyay, Dedem Korkud’un Kitabı]

Dede Korkut öyküleri masal değildir. Dede Korkut öyküleri bayat bir ifadeyle destancılıktan öykücülüğe geçiş yarıyılı eseridir. Bunun ne demek olduğunu biraz açalım:

Destanlarda mucizevi hadiseler vardır ve anlatıcı da bu mucizevi hadiselere inanan şahıstır. Lakin Dede Korkut öykülerinde de destan özellikleri vardır. Bu özellikleri [ temleri ] maddeler halinde sayarak andırmak gerekirse ortaya şu tablo çıkar:

a      Kahraman oğlun babayı kurtarması

b      Kahraman oğlanın babasını esir edenden intikam alması*

*Ayrıca  Dede Korkut öykülerinde tem, anlatım stili, dil ve tanzim edilişi Batı destanlarına da benzer. Bu mevzudaki detaylı balaka için Homeros Destanları ile Dede Korkut Hikâyeleri Arasındaki Kurgu, Yapı, Tip Ve Tema Benzerlikleri – Adem CAN yazısına bakılabilir.

Dede Korkut’ta bu temler kullanılmıştır ama destandaki kullanımında fark vardır. Destanlarda bu tem kullanıldığında kahraman, yer altı ya da yer üstü canavarları ile uğraşır ve tem başka bir deyişle emel tamamen unutulup bu özellikler öne çıkar. Dede Korkut öykülerinde ise bu temler üzerine gidilir ve öykünün esası olarak kalır.

Dede Korkut için dil de çok ehemmiyetlidir. Dede Korkut öyküleri araştırıldığında sekiz bin küsür öz Türkçe tabir ve söze tesadüfülür. Bu da dil malzemesi olarak ayrıca ehemmiyetli bir trajiğedir. Ayrıca eserde Azeri Türk lehçesi kullanılmıştır. Okuyucuyu etkileyen ve öykünün başından sonuna kadar devam eden şuan çok sık kullanılan bir söz dizimi başka bir deyişle sentaks da dikkat çekicidir. Acayiptir ki Dede Korkut, kendisinden asırlar sonra ortaya çıkan Yunus Emre’ye, Enveri’ye , Ahmet Paşa’ya dil mevzusunda tesir etmiştir.

Türk Ulus Edebiyatının tipik bir özelliği olarak Dede Korkut öykülerinde de nazım ve nesir karmaşık olarak kullanılmış, hadisenin anlatımı nesir, kahraman diyalogları nazım biçiminde kaleme alınmıştır.

Dede Korkut öyküleri yalnızca Türk dili ve edebiyatı için değil Dünya edebiyatı için de ehemmiyetlidir. Batılı edebiyatçılar bu öykülere Türk İlyadası diye hitap ederken, yabancı radyo programları ya da dil araştırmalarında Dede Korkut öykülerinden parçalar verilir.

Asıl ismi “Kitab-ı Dede Korkut alâ lisan-ı tarife-i Oğuzan” olan bu dünya eserinin iki nüshası vardır. Birisi Vatikan öbürü Dresden nüshalarıdır. Bu nüshalar arasında dil farkı vardır ama bu fark Türkoloji araştırmalarına mevzu olan detaylardır. Daha detaylı balaka için bu mevzuda yazılan yazılara bakabilirsiniz: Dede Korkut Kitabı’nın Vatikan Nüshasındaki Bazı Değişik Kelimeler Üzerine- Vahid ZAHIDOGLU ADILOV