Son Haberler

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

-
Eylül 11, 2022
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatı, 1923 senesinden başlayarak günümüze kadar gelen edebiyattır. Bu edebiyatı kavramak için öncelikle bu edebiyatın yaradılışını, evrelerini öğrenmek gerekiyor. Nitekim bu edebiyatın kaynağı Atatürk ve devrimleri kabul edilmektedir.

Cumhuriyet Yarıyılı Türk Edebiyatının Oluşumu

Cumhuriyet devri Türk edebiyatını alana getiren reel unsur, yedi abuhavanın yok etmek için saldırdığı Türk halkının var olma çabasıdır. Bir imparatorluğun devrilip yerine konan ulus – devlet kavrayışının yaşamda kalma ve sihrime çabasıdır. Bu bakımdan da edebiyatımızda özel bir ehemmiyete sahiptir.

Ulusal Çaba’nin galibiyete erişmesinden sonra ulus egemenliğine dayalı, laik bir hukuk devleti kurulması kastedildi ve tüm millet – sanatçılar – aydınlar bunun için uğraştı. Bu uğraş, her alanda köklü farklılıklar, devrimler gerektiriyordu.  Öncelikle idare şekli değişti ve Cumhuriyet bülten edildi.  Daha sonra Halifelik kaldırıldı ve yerine Diyanet İşleri heyetti. Başşehir Ankara oldu ve dil ile tarih alanında çalışmalar yapılmaya başlandı. Bu çalışmalar müesseseselleştirildi 1931 senesinde Türk Tarih Müesseseyi, 1932 senesinde Türk Dil Müesseseyi oluşturuldu.  Bu alanlardan sonra eğitim, ticaret, sosyal, hukuk, ekonomik, sanayi alanlarında atılımlar hakikatleştirildi. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir halk uyanıyor ve gelişiyordu.

Yukarıyada büyümeler, edebiyata da ön ayak oldu. Türk edebiyatında hareketlenmeler başladı. Aslen Türk edebiyatı, Ulusal Çaba yarıyılında Kurtuluş Savaşı’nın coşkusuyla Anadolu’yu merkez alan bir edebiyat kurmuştu ve buna “Memleket Edebiyatı” deniliyordu. İşte bu memleket edebiyatı, Cumhuriyet’in ilk senelerinde devam etti. Bu akımla beraber Türk şiirinde “Beş Hececiler” yarıyılı başladı. Bu şair topluluğu Anadolu’yu gururlandıran, onu merkeze alan bir yönelim içinde başka bir deyişle Anadolu aşkıyla yapıtlar verdiler. Bu bakımdan şiirlerinde millet şiirinin şekil ve özellikleri de görülüyordu.

Beş Hececiler gibi Anadolu’yu mevzu alanlar olduğu kadar bağımsızlar da vardı. Bağımsızlar, Beş Hececiler yanında Saf Şiir kavrayışında olan ve Ulusal Çaba yarıyılının şiir özelliklerini takip eden şairlerimiz de vardı. Bu bakımdan bu yarıyılı yekpare bir kavrayışta toplamak zordur.

Yukarıyada bahsedilen vaziyetten dolayı edebiyat tarihçileri, Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatını 3 kısımda inceler :

1923 – 1950 arasında Ulusal Edebiyat yarıyılı tesirindeki ve Atatürk ile kurulan devleti gururlandıran, Anadolu’ya yer veren edebiyat
1950 – 1980 politik – ideolojik karmaşaların yaşandığı ve edebiyatımıza değişik bakış açılarının girdiği yarıyıl edebiyatı
1980 askeri darbesiyle başlayan ve günümüze kadar uzanan fertsel – felsefi edebiyat yarıyılı

Cumhuriyet’in kuruluşundaki büyümeler, ondan sonraki siyasal ve sosyal değişmeler, darbeler, asker – egemen kültür, cemiyetsel yapıdaki değişmeler edebiyatımızı iyice hareketlendirmiş ve Cumhuriyet yarıyılının oldukça hareketli ve renkli geçmesini sağlamıştır. Böylece hem şiir hem roman hem de öyküde mevzu ve şekil yelpazesi aşırıca genişlemiştir.

Bütün bu büyümeler ve Cumhuriyet yarıyılına genel bakışın ardından bu yarıyıldaki edebiyat, kafa karmaşıklığı daha iyi anlaşılacaktır. Hasta adam olarak nitelendirilen Osmanlı’nın devrilerek doğan bu Türk Ulus egemenliği kimi zaman bocalama ile kimi zaman düşe kalka gelişmiştir. Unutulmamalıdır ki Osmanlı “Hasta Adam” ise Cumhuriyet yeni doğan bir bebektir.

Cumhuriyet Yarıyılı Türk Edebiyatı’nın Genel Özellikleri

Mili edebiyat yarıyılında Genç Kalemler isimli mecmuada kıvılcımlanan “Yeni Lisan” hareketi, bu yarıyılda da devam etmiştir.  Özellikle Türk Dil Müesseseyi çalışmalarıyla dilde yenilenme hareketi sürat kazanmıştır.

Bu yarıyılda yeni kurulan bir ulus devletderi bahsettiğimiz için sanat kavrayışımız “Cemiyet için sanat” kavrayışıdır. Cemiyete hitap eden bir sanatın dili de elbette millet ağzına yakın olmalıdır ki bu bakımdan da yukarıyada bahsedilen dil çalışmaları edebiyat mürettebatınca desteklenmiştir. Reelinde yapılan dil çalışmalarına, millet de katılmıştır. Öyle ki yabancı kelimelerin yerine kullanılacak kelimeler, gazeteler aracılığıyla millete sunulmuştur ve bu biçimde bazı kelimeler dilimize monte edilmiştir.

Türk şiiri, 1940 II. Dünya Savaşına kadar, Ulusal Edebiyat ve Ulusal Çaba edebiyatı tesirindedir. Ama işler 190 ve 1980 sonrasında değişmiş, daha fertselci ve felsefi yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Tesir babına da kazançsak da bu yarıyılda da Türk edebiyatı, Fransız edebiyatını misal almış, Batı edebiyatı ve akımlarını yakında takip etmiştir. Takip ettiği ve sıkça kullandığı akımlar ise: Pozitivizm, Romantizm ve Realizm’dir.

Cumhuriyet edebiyatının temelinin Kurtuluş Savaşına, Atatürk’e ve onun devrimlerine sabrettiğini yukarıyada söylemiştik. Bu bakımdan şiirde, romanda, hikâyede, tiyatro ve bir hayli cinste ulusal ve hamasi mevzuların işlenmesi zaruri sezilmiş, bir nevi bir zafer heyecanı tüm edebiyatımızı sarmıştır. Ayrıca bu yarıyıl edebiyatında bir çağdaşlaşma ve halk olma mücadelesi de göze çarpar; hak verilmesi gerekir ki Osmanlı bir imparatorluktu ve çok ulusluydu; ayrıca gerek din gerekse da dejenerasyon suratından oldukça geri kalmış Cumhuriyet’e sanki kültür enkazı vazgeçmişti Osmanlı.

Ulusal edebiyat ile başlayan millete inme gayreti, Cumhuriyet yarıyılının refah ve çalışma civarında sürat kazanmıştır. Anadolu’yu kalkındırma, sanatı ve edebiyatı geliştirme, edebiyatı milletle birleştirme misyonu elbette ki Cumhuriyet sanatçılarına verilmiştir. Anadolu insanını tanıma ve ülkeyi sanatsal olarak kaldırma bu yarıyıl sanatçılarının biricik amacı ve misyonu olmuştur. Bu yarıyılda edebiyat, İstanbul dışına çıkarılan Mili Çaba yarıyılı edebiyatının tüm Anadolu’yu içermesi biçiminde genişlemiştir.

Cumhuriyet yarıyılı sanatçılarının bir misyonu da Cumhuriyet devrimlerini millete tanıtmak ve millet ile devlet arasında bir bağ kurmak olmuştur.  Bu yarıyılda Ziya Gökalp üstat kabul edilmiş ve onun “yerli olana ve millete doğru gidilmesi” prensibi özümsenmiştir. Ülkenin hem siyasal hem ekonomik alanda kalkındırılmasının gereği olarak ulusun eğitim ve refah seviyesinin yükseltilmesi görülmüş ve bu misyon da Cumhuriyet sanatçısına layık görülmüştür.

Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatının bir öteki kaynağı da millet bilimi başka bir deyişle folklordur.  Türk Toplum Sanatları ve Folkloru oldukça umursanmış ve bu bakımdan da Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatının ana kaynağı olarak tanımlanmıştır. Karacaoğlan, Yunus Emre, Köroğlu başta olmak üzere Millet şairleri misal alınmıştır. Aşık Veysel gibi millet ozanları ünlenip millete tanıtılmıştır.

Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatının şiir devresinde yukarıyada görülen sebeplerin de tesiriyle şiirlerde miktar olarak hece miktarı özümsenmiştir. Dil de günlük konuşma diline indirgenmiştir. Zati Türk Dil Müesseseyi çalışmaları ile dil, bütün bir temizlemeye gidiyordu, kullanılacak çok fazla daha önceki kelime kalmamıştı.

Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatının şiir yarıyılı, şekil açısından da değişmiştir. Tuhaf akımıyla özgürleşen Reelinde ilk özgürleşme Tevfik Fikret ile olmuş, Tevfik Fikret “Sis” şiirinde özlenilen farklılığı yapmıştır ama Tuhaf akımının tesiri kadar tesir edememiştir. şiir bu yarıyıl da daha da hürleşerek düz yazıya yanaştırılmıştır. Öteki yarıyıllarda korka korka söyleyebileceğimiz tespiti direk bildirebiliriz: Bu yarıyıl özgür şiir dönemidir.

Bir düşünürsek Osmanlı yarıyılında yapılan saray edebiyatını kavrayacak bir hanedan ve saray etrafı kalmamıştır. Ayrıca Cumhuriyet bir devrimdir ve devrimlerin en ehemmiyetli özelliği bir imha getirip yeni bir şey inşa etmek ve asla daha öncekine dönmemektir. Cumhuriyet bir devrim olduğu gibi onunla birlikte yaygınlaşan Cumhuriyet yarıyılı Türk edebiyatı da devrimdir. Bu bakımdan ne Saray edebiyatına ne de bu edebiyattaki mevzulara, dile geri dönülebilirdi. Yapılacak en kapsamlı iş, Millet edebiyatını temel alan bir edebiyat kurmaktı ki zati Cumhuriyet de millet mahsulüydü. Cumhuriyet yarıyılı sanatçıları da bu işi zaferle yerine getirdi.