Son Haberler

Bürokrasi Nedir?

-
Eylül 20, 2022
Bürokrasi Nedir?

Bürokrasi Nedir?

Pek çoklarına göre bürokrasi, bereketsiz, anlamsız ve zaman kaybına neden olan formaliteleri ifade eden bir terimdir. 

Siyaset alanında bürokrasi, devletin idare mekanizması anlamına kazanç. Bu terim, devlet idaresinin yürütülmesini sağlamakla görevli olan kamu görevlilerinden ve rütbeli memurlardan oluşan bir kitleyi de ifade eder.

Max Weber’in takipçisi olan düşünürler, bürokrasiyi yalnızca devlet mekanizmasında değil, çağdaş cemiyetin tam alanlarına görülen değişik bir organizasyon biçimi olarak görürler. 

Kuşkusuz devletler geliştikçe ve mesullük alanları genişledikçe bürokrasi politik hayatta daha da ehemmiyetli bir rol oynamaya başlamıştır. Artık idareyiciler ve siyasaları uygulayanlar olarak memurlar, göz arkasını edilemeyecek bir ehemmiyete sahiptirler. Dahası, siyasal süreçlerin anahtar oyuncularıdırlar ve hatta bazen ülkelerini dahi idaremektedirler. Demokratik hesap verilebilirlik ve temsili demokrasi maskesinin arkasında memurlar tarafından idarenme aslı uyuyor olabilir. Bürokratik eforun organizasyonu ve hakimiyeti çağdaş politikanın en zorlu problemlerinden bir tanesidir ve şimdiye kadar hiçbir politik sistem bu problemin kolay bir çözümünü bulabilmiş değildir. 

Bürokrasi meseleseli derin politik kavgaları da birliktesi getirir. Çağdaş zamanlarda genelde bu politik fikirler bürokrasiyi tenkit etmektedir. Misalin Liberaller bürokrasiyi şeffaf ve hesap verebilir olmadığı için tenkit etirler. Öte yandan sosyalistler, özellikle Maksistler, bürokrasiyi bir sınıfı baskılamada kullanılan bir vasıta olarak görürler. Yeni Sağ ise bürokrasiyi bir tek kendine hizmet etmekle ve özü gereği bereketsiz olmakla yargılarlar. Bu çatışan fikirlerin altında bürokrasinin doğası hakkındaki antlaşmazlık uyumaktadır. Kolay bir biçimde, bürokrasi o kadar değişik biçimde kullanılmıştır ki hepsini içeren bir tanım yapmak için belki de hepsini terk etmek gerekebilir. Birbirleri ile çatışan kullanımları anlamlı kılabilmek için bürokrasinin üç değişik kullanımı burada anlatılacaktır. 

Rasyonel İdare Modeli

Bürokrasi ile alakalı akademik çalışmalarda Max Weber’in çalışmalarının ağırlığı görülür. Max Weber’e göre ananesel ve karizmaya dayalı idareler yerine, rasyonel idare sistemleri için ideal tip idare, bürokrasidir. Bürokratik bir organizasyonun özelliklerine belirlemiştir. Weber’e göre bürokratik teşkilatlanmanın en ehemmiyetli özellikleri:

Yasalar ve kaidelerle tanımlanmış resmi yetki alanlarının olması
Bir emir komuta zinciri içinde düşük memurların işinde özelleşmiş yüksek memurlar tarafından sorgulandığı sıkı bir hiyerarşinin olması
İşlerin yazılı belgeler ile ve dosyalama sistemleri ile yürütülmesi
Memurların otoritelerinin gayrişahsi olması ve bu otoritenin kendi karakterlerinden değil bulundukları pozisyondan kaynaklı olması 
Bürokratik kaideler şahsi takdir yetkilerini en aza indirecek kadar sıkı olması.
Bürokraside ceddilme ve yükselme liyakat ile olması. Eğitim, deneyim, yetkinlik gibi profesyonel kriterler mevcut olması.    

Weberyan bürokrasinin temel özelliği rasyonalitedir. Zira Weber’e göre güvenilebilir, öngörülebilir ve her şeyden öte bereketli bir sosyal teşkilatlanmadır. Bürokrasi, çağdaş cemiyetin teşkilatlanmasının karakteristik bir formundan öte bir şey değildir. Bürokrasinin genişlemesi de geridöndürülemez. Bu bürokrasinin yalnızca öteki idare teşkilatlanmalından üstünlüğünü göstermez aynı zamanda bürokrasinin ehemmiyetli ekonomik, politik ve kültürel büyümelerin de bir neticeyi olduğunu gösterir. Bürokrasinin büyümesi kapitalist ekonomilerin oluşması ile yakından iletişimlidir. Özellikle ekonomik bereketlilik için yapılan büyük baskılar ve büyük ölçekli idare üniteleri bürokrasin ortaya çıkmasında ehemmiyetli olmuşlardır. Çağdaş devletin kurulması ve mesullüklerinin de genişlemesi güçlü bürokrasilerin doğmasında bir öteki etmendir. 

Weber’e göre bürokrasinin büyümesi demokratikleşme baskıları ile daha da teşvik edilmiş, anane, ayrıcalık gibi özellikler yerlerini sarih rekabete ve liyakata vazgeçmişlerdir. Ona göre rasyonalizasyon süreci kapitalist de olsa komünist de olsa tam sanayileşmiş cemiyetlerin bürokratik yöenetim şeklini özümsemelerine ve bu sebeple de gitgide birbirlerine benzeyecek olmalarına neden olacaktır. 

Yeniden de Weber demokrasinin dezavantajlarının da olduğunu öğreniyordu. Her şeyden evvel demokrasi bereketli bir teşkilatlanmadır ancak bu teşkilatlanma demokratik temsiliyet pahasına hakikatleşmektedir. Bürokrasilerde liyakat sahibi memurlar, bir hiyerarşi zinciri içerisinde amirlerinin emirleri yönünde kararalar alırlar, kitlelerin isteği istikametinde değil. Bu da misalin komünizmin proleter diktatörlüğünü ihtimalsiz hale getirir ve gerçeğinde memurların diktatörlüğüne dönüştürür. Ancak Weber bu problemin müessesesel ayrılınmalar ve tercihler sayesinde çözülebileceğini düşünür. Ona göre bir öteki problem de mu kadar aygıtlaşmış bir sistemde ruhun hasıraltı edilmesidir. Bürokrasiler şahısların serbestliklerini ve arzularını hudutlandıran demir bir kafese dönüşebilirler.

Efor Bloğu Modeli

Bürokrasiyi bir efor bloğu olarak görenler genelde sosyalist analistler özellikle Marksistlerdir. Marks’ın Weber gibi sistematik bir bürokrasi kuramı olmasa da yazılarından genel bir içerik çıkartılabilinir. Bürokrasiyi karışık sanayi cemiyetlerinin bir neticeyi olarak görmekten çok Marks bürokrasiyi kapitalizmin bir zorunluluğu neticeyi ortaya çıkmış olarak görmektedir. Bu sebeple geniş bir cemiyetsel fenomen olan bürokratikleşmeden ziyade devlet bürokrasisinde sınıfların oynadığı rol üzerinde durur. Bürokrasiyi burjuva sınıfının çıkarlarını koruyan ve kapitalist sistemi gözeten bir mekanizma olarak görür.

Devlet bürokrasisinde sınıfların rolü Ralph Miliband gibi neo-Marksistler tarafından geliştirilmiştir. 1969 Deneyimli bürokratların bir çeşit tutucu veto gurubu gibi davranıp sosyalist bakan ve hükümetlerin aldığı radikal kararları tesirsiz hale getirmeleri hatta yasaklamaları üzerinde özellikle durmuştur. Miliband’a göre azami kademedeki deneyimli bürokratlar, kendi alanlarında ekonomik ve sosyal elitlerin öğrenerek veya öğrenmeyerek bağlaşıklığını yapmaktadırlar. Bu bir ekip nedenler sebebi ile olmaktadır. En aşikarı politik anlamda tarafsız olmaları gerekse dahi azamideki bürokratlar sanayiciler ve iş sahipleri ile aynı eğitimsel ve sosyal geçmişi paylaşırlar ki bu da eş fikirlere ve hayat görüşüne sahip olmaları demektir. Radikal veya sosyalist sempatiye sahip bürokratların yetişmesi de uygun memur olma ve yükselme prosedürleri ile ideolojik olarak suskunlaştırılmaları suretiyle yasaklanmaktadır. Aynı zamanda bu ittifak, işletme kapitalizmi ile devletin yakınlaşmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü artık ulusal çıkar kavramı ile kapitalizm çıkarları ufalamaz bir şekilde belirlenir olmuştur. 

Bürokratik Yapım Aşırısı Modeli

Rasyonel seçim ve kamu seçimi kuramları ile birlikte bürokrasiye gelen tenkitlerin yalnızca sol cenahtan geldiği iddiası artık asıllığını kaybetmiştir. Bu kuramlar Yeni Sağ üzerinde ehemmiyetli tesirlere sahiptirler. Bu modelle belirlenen görüş, bürokrasinin bürokratların çıkarları ve motivasyonları ile yakından alakalı olduğunu korunur. Rasyonel seçim kuramının insan doğası ile alakalı hipotezleri neoklasik iktisatınki ile aynıdır. Fertler rasyonel olarak kendi çıkarları peşinde koşan ve verimlerini maksimize etmeye çalışan varlıklardır. 

1971 senesinde William Niskanen, Bürokrasi ve Temsili Hükümet adlı kitabında yüksek bürokratların kamuya hizmet eden memurlar imajına sahip olmalarına karşın kendi çıkarları için kariyer yapan insanlar olduklarına bu sebeple bağlı bulundukları müessesenin genişlemesini ve bütçesinin çoğaldırılmasını istediklerine vurgu yapar. Bu, bürokratik gelişmenin iş garantisini sağlaması, promosyonlar vermesi, ücretleri çoğaldırması ve büyük bürokratlara büyük eforlar, yetkiler ve prestij sağlamasından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple bürokratlarda bağlı bulundukları müessesenin, hükümetin ve kamu sektörünün gelişmesi yönünde manevi bir motivasyon mevcuttur. Yeni sağ için, soyulmuş bürokratların seçilmiş politiklere politik öncelikleri dikte etmeleri, çok değişik ideolojilere sahip hükümetlerde dahi devletin neden gelişiyor olduğunun anlamlı bir açıklamasıdır. Yeni sağ, çok kolayca, bürokratik eforun hakimiyet edilememesi veya yasaklanamaması halinde hür piyasa siyasalarının galibiyetsizliğe mahkum olduğuna inanır.