Son Haberler

Bâtın ve Bâtıniyye Nedir?

-
Eylül 12, 2022
Bâtın ve Bâtıniyye Nedir?

Bu mevzu oldukça karmaşık ve uzun bir mevzudur. Bu bakımdan bu yazıda, mevzuyu biraz daha kısaltıp en anlaşılır dille yazmaya çalışacağız. Bu bakımdan evvel batın / batınniye ve daha sonra onun karşıtı olan zahir kelimelerinin anlamını bileceğiz.

Batın ve Zahir Ne Demektir?

Batn ya da  butûn kökünden gelen  “batın” “Saklı olmak; bir şeyin iç suratını bilmek” anlamındadır. Zahir ise “zuhur” kökünden kazanç ve “Bir şeyin dış görünüşü, kabuğu anlamındadır.” Batıniyye ise “saklı olanı bilen, iç suratını bilen” anlamına kazanç.  Bu terim, hicrî IV. asrın ilk yarısında ortaya çıkmış, ondan evvel kullanılmamıştır.

İslam düşünce tarihinde Batıniyye kavrayışı çok genel bir anlamı içerir. Bu terim, insanları zahir- batın ayırımına tabii tutarak genel İslam fikriden değişik olarak açıklayan ve din kavrayışını inkar derecesine gelen gruplar için de kullanılırken bir yandan da saklı siyasal gruplar için de kullanılmıştır.  Bu saklı siyasal grupların temel özelliği ise iktidara karşı başkaldırı faaliyetlerinde bulunmalarıdır. Kaynaklar bu gruplara neden Batıni dediklerini değişik sebeplere bağlamışlardır.

Batıniye mevzusu bu yazıda İslam Ansiklopedisi temel kaynak alınarak anlatılacaktır; bu bakımdan rastgele bir taraf yakalama mevzubahisi değildir; bu  mevzu hakkında ana  ve en detay verici kaynak olduğu için İslam Ansiklopedisi Diyanet baskısı seçim edilmiştir. Bu ansiklopedi de sarihçe yazar ki “Bununla birlikte Bâtıniyye’yi reel suratıyla ve detaylı olarak tanıtan kaynaklar son derece azdır.” 

Batınilik hakkında edinilen balakalar ya Batınilik mezhebini tanıtmaya çalışan kaynaklar değildir; bütün tersine muhalifler tarafından yazılan yazılardır ama bu kaynaklarda Batınilik tarikatına girip onların kaidelerini bilip çıkmış ya da çıkarılmış şahısların görüşleri de bulunmaktadır.

Batınilik’in Doğumu, Büyümesi ve Gelişmesi

Batınilik, değişik ülkelerde değişik isimlerle anılmaktadır. Hemen hem tüm İslam ülkelerinde faaliyet göstermelerine karşın hemen hemen tüm ülkelerde değişik lakaplara maruz kalmışlardır.

Batınilik inancının orijini hakkında elde üç değişik görüş vardır. Bu görüşlere kısaca bakalım:

1. Batıni olduğunu söyleyen yazarlar Batınilik ilminin kaynağını Cafer es Sadık zamanına kadar indirir.

2. Ehl-i Sünnet başka bir deyişle Hz. Muhammed ümmeti ise Batınilik inancının Yahudilik, Mecusilik gibi daha önceki dinlerin bir karışımı olarak belirleyerek İslam dışı olduklarını korunur. Hatta bunu bir din olarak bilek kabul ederler. Bu mevzuda, sünnet ehillerine göre , İslam’ın dağılışını kılıçla yasaklamayan şahıslar sanki İslam kaidelerine uyuyormuş gibi görünüp ona daha önceki inançlardan fikirler karıştırmışlardır. Onlara göre emel, İslam dairesini içten çökertmektir. Buna destek olarak da Batınilerden Meymûn b. Deysân el-Kaddâh’ın Mecusi inancından, Hamdân Karmat ise Sâbiîlik inancından geldiğini söyler ki gerçekten de öyledir. Ayrıca bazı Batınilerin peygamberi inkar noktasına gelmesi,  bu görüşün taraftarlarını çoğaltmıştır.

3. Günümüze daha yakın analistler ise Batıniliği bir mezhep olmaktan çok bir fikir akımı gibi görme meylindedirler. Buna göre Batıni inancının kaynağı “Yeni Eflantuculuk” akımıdır; başka bir deyişle  bir felsefe akımıdır. Acayip olanın ilk defa Yahudi bir feylesof Philion’un Batıni fikirlerini Tevrat üzerinde uygulaması ve bunun da İsmailiyye mezhebinin temel kitabında aynen kopyalanması olmuştur. 

Mezhepler tarihi analistleri hadiseye daha değişik ve doğru bir açıdan en azından tarafsız bir açıdan bakmışlardır. Onlara göre Batınilik hareketinin başlangıcı 8.yy’a kadar iner. Bu yarıyılda İslam dünyasının başında Emeviler bulunmakta ve onların izledikleri ırkçı siyasetler ulus arasında polarizasyonlara yol açmıştır.  Abbasilerin yönetimi ele alması civarı biraz yatıştırsa da aslen zati çözülme Emeviler yarıyılında başlamış ve bir asilzade sınıfı bile oluşmuştur.  Abbasilerin Şii mezhebinden olanlara uyguladıkları baskı, Şiileri saklanmaya itmiş ve İslam karşıtı olan öbür din üyelerinin de onları desteklemesine neden olmuştur. Bu gidişat da ulusu bir başkaldırıya teşvik etmiştir; Batıni  fikir akımının tabanını da böyle bir vaziyet oluşturmuştur.

Batınilik ve Hz. Ali İlişkisi

Birçok kaynak, Batıni inancının kaynağını Abdullah b. Sebe olarak gösterir. Abdullah b. Sebe, Hz. Ali’yi ilahlaştıran birisidir ve Kuran’ı Batıni kavrayışa göre  açıklamıştır. 

Abdullah B. Sebe’den sonra  Muhammed b. Haneffiye ile oğlu Ebu Haşim çevresinde “Keysanniyye” ve “Harbiyye” grupları bir araya gelmiştir.  Onlara göre Hz. Muhammed, kendisine gelen vahyin zahirini getirmiş, Hz. Ali ve soyu ise bu vahyin hakikatini ortaya  çıkarmışlardır.  Bu bakımdan da  bu gruptaki imamların insanların içlerindekileri görebildikleri ileri sürülür.

Zamanla muhtelif gruplardan ortaya çıkan şahıslar, Kuran’ı değişik bir biçimde açıklayarak tarihe geçmişlerdir. Yalnız zamanla Batınilik ile btümör gruplardan birisi olan İsmaliyye arasında bir bağ olmaya başlamıştır.  Bütün Batıniyye inanışlarının imamı kabul edilen Ebü’l Hattap, görüşlerini İslamiyye üyelerine aktarınca Batınilik ile İslamiyye benzerleşmiştir. Bu kadar çok grubu kapsayan Batınilik, bir müddet sonra kendi içinde Karâmita, Nusayriyye, Dürziyye olarak gruplanmıştır.

Selçuklulara kadar Uzanan Bir Fikir Hareketi

İsmailiyye ile benzerleşen ve büyüyen Batınilik inancı, Abbasi halifelerinden Me’mûn yarıyılından başlayarak Anadolu’ya kadar dağılmıştır. 

Abbasi bölgesinden Anadolu’ya kadar birçok başkaldırı Batıni gruplarca çıkarılmış, Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk, Batıniler tarafından öldürülmüştür. Ayrıca birçok Sünni devlet adamı da Batıni cinayetlerine kurban gitmiştir. Oldukça kanlı bir tarihtir Anadolu’daki Batıni faaliyetleri.

Selçuklular, bu grubu teskin etmek için normal üstü çaba tüketmiş; bunu bir düzeye kadar yapmış ama vurucu darbe Moğollardan gelmiştir. Moğollar, Sünni ya da Batıni demeden büyük bir kırım başlatınca  Batıni hareketleri de mecburen sönmek zorunda kalmıştır.

Batınilik ve Saklılık 

Batınilik , genelde Sünni çoğunluğun oldukları devletlerde o çoğunluğun kabul etmedikleri inançları yaymaya çalıştıkları, kimi zaman da kanlı eylemler yaptıkları için her zaman saklı bir teşkilat olmuşlardır. Bu bakımdan da kendileri hakkında kesin balakalara erişilememiş ancak içlerinden çıkanların ya da sızdırılan balakaların ışığında idareleri kavranabilmiştir. Bu idarede şu şahıslar bulunur:

İmam: İnancın en üstündeki şahıs, idareyicidir.
Hüccet: İmam vekilleridir.
Dai  : Ulusu bu inanca davet eden misyonerlerdir.
Mümin-i müstecib: Batıni kişilerdir.

Batınilik İnanç Sisteminin Görüş ve Dayanakları

Batinilik,  rastgele bir ilmi miktar izlemez ya da izliyorsa da bunu biz bilemiyoruz. Kaynaklarını Kuran-ı Kerim olarak gösterirler.  Sünnilerin kabul ettikleri temelleri kabul etmemekle birlikte ayetleri iki biçimde açıklayarak inanç sistemlerini peyda ederler:

Ayetleri Batıni anlamlarla yine yorumlamak
Ayetleri kapsadıkları harflerin rakamına göre ve ebced hesabına göre yorumlamak

Batıniler genelde biltihapçı gidişatı seçim eder.  Onlara göre ayetin Batıni yorumu yalnızca imamlar tarafından bilinebilir; Batıni olmayanlar bunu bilmeyenler. Ayetlerin Batıni yorumlarını bilenler, o ayetlerin zahiri anlamlarını terk etmeliler. 

İslam tarihinde, Sünni düşünürler, Batıni inancını Sünni, Mutezili ve bazı uç Şii alimlerce İslam’a karşı olan bir hareket olarak değerlendirmişlerdir.  Buna neden olan düşünce ise Sünni devlet adamlarının Batıniler tarafından öldürülmesi, Sünni devletlerin dominantlığında olan Batınilerin politik otoriteden ayrılarak Mısır’da Fatımi devletini Bahreyn’de Katımileri kurmaları olmuştur. 

İslam dünyasında 12.yy’da Batıni faaliyetleri eksilse de fikir bakımdan tesirleri uzun sürmüştür. Mustafa Galib’e göre fazla Şii gruplarından olan Dürzilik, Nusayrilik ve Babilik kavrayışlarında Batınilik izini sürdürmektedir.

Mezhep tarihçileri, Batınilik hakkında Batınilerin kendilerinden  çıkma pek az yapıtın var olduğunu ileri sürer; bu bakımdan mevzuya tek taraflı bakmamak ismine elimizde balakalarla hudutlu olduğu için yazıyı burada bitirmekteyiz.