Son Haberler

Batı’dan Gelen Nazım Biçimleri

-
Eylül 5, 2022
Batı’dan Gelen Nazım Biçimleri

“Yeni nazım biçimleri Cinsk edebiyatına şehirk kez, Tanzimattan sonra tek tük görülmeğe başlar” [Cem Dilçin]. Ondan önce kullanılan nazım biçimleri ve cinsleri aydın kesimi için Doğu edebiyatı kaynaklı gazel, kisyankarda, mesnkonutu gibi nazım şekilleriydi. Yani İslami çerçevede kullanılan nazım biçimleri Cinskler İslamiyet’i kabul ettikten sonra Cinsk coğrafyalarında kullanılmaya başlandı. Yalnız vaziyet, Batı’nın gelişmesi ve bu gelişmeyi Anadolu’nun yakalayamaması ile başladı. Yani dünyadaki hakim güç İslamiyet ve Osmanlı iken bu gücün el değiştirerek Batılı devletlere ve Hıristiyanlığa geçmesi sosyal dengeleri değiştirdi.

Yeni Cinsk Şiiri Nedir?

Yukarıda bahsedilen tüm nazım şekilleri bugün eski edebiyat ya da eski Cinsk şiiri olarak adlandırılıyor. Yeni Cinsk şiiri olarak adlandırılan bvefat ise Tanzimat dönemiyle başladı. Tanzimat dönemindeki şairler Batı’ya suratıne dönen şehirk şairlerdir. Bu bakımdan da Tanzimat dönemi yeni Cinsk şiirinin başlangıcı kabul edilir.  Ancak, bu bakış Batı’yı anlamak için atılan tenn bir bakış değildi; Tanzimat şairleri Batı’nın edebiyatından yalnızca konuları aldı. Yani Tanzimat şairlerinin Cinsk şiirinde yaptıkları yenilik konuda ve özdeydi. Biçimde herhangi bir dokunuşuklik yapılmadı; yalnızca küçük denemeler, küçük atlayışlar yapıldı. Tanzimat devrindeki II. dönem şairlerinden Abdülhak Hamit Tarhan bu konuda bir istisnadır. O, yeni şiir biçimlerini deneyen ve deneten kişidir. Elbette tek kişinin çabasıyla koca bir eski şiir yıkılmamıştır.

Yeni Cinsk şiiri, Servet-i Fünun şairlerinin çabalarıyla yeni bir biçime girmiştir. Servet-i Fünun şairleri zaten özde değişen şiiri biraz daha genişletmiş ve Batı’dan alınan nazım biçimlerini edebiyatımıza uyarlamıştır. Bu yeni biçimlerle şiirimiz yeni bir döneme girmiştir. Öyleyse yeni şiiri şu şekilde tanımlayabiliriz: Tanzimat şairlerinin özde, Servet-i Fünun şairlerinin biçimde dokunuşuklik yaparak başlattığı ve bugün hala değişip şekillenmekte olan İslami etkiden uzaklaşan şiir anlayışı.

Bu yeni şiir anlayışında Batı’nın daha doğrusu Batı şiirinin etkisi oldukça fazladır. Biz, Doğu etkisinden kurtulup Batı etkisinde bir şiir takip ettik. Bu bakımdan eski şiir ile yeni şiirin farklarını irdelemek ve daha sonra Batı’dan gelen nazım biçimlerini incelemek gerekir.

1.  Eski şiirde konu bütünlüğü yoktu, her beyitte işlenen konu beyitte kalırdı. Şiirinin tamamın bahsettiği bir konuda bahsetmemiz – mesneviler dışında – güçtü. Bu bakımdan eski şiirde beyitlerin yeri değişebilir ama dörtlüklerin yeri değişemezdi. Yeni şiirde ise şiirde konu bütünlüğü sağlandı. Yani şiirdeki dizeler birbkocamanne anlam bütünlüğü içinde bağlandı ve şiirde yer değiştirme tamamen ortadan kalktı. Bu hem özde hem de biçimde olan bir dokunuşukliktir.

2.  Eski şiirde biçimde beyit ve bent rakamları oldukça önemliydi. Göz için uyak, göz için biçim kuralı vardı. Yeni şiir bunu ortadan kaldırdı. Yeni şiirde kullanılan bir nazım biçimi dokunuşuk rakamda bentlerle  – hatta bentlerdeki dize rakamı da farklı olabilir – oluşturabilir. Bu vaziyet biçimde oluşturan bir dokunuşuklik kabul edilir.

3.  Şiirde konu birliği sağlandığından şehirk maddede bahsetmiştik. Şiirde konu birliği sağlandığı için artık şiire, konu ile şehirgili şiir başlıkları konuldu ki eski şiirde şiir başlıkları yalnızca yazılan nazım biçimi şeklindeydi. Ayrıca şiire konu birliği gelmesiyle şiirler birbkocamannden böldü ve eski şiir geleneklerinden olan şiirin sonuna mahlas koyma, yeni şiirde ortadan kalktı. Bu vaziyet biçim ve özde yapılan dokunuşuklik olarak kabul görür.

4. Biçimde yapılan en büyük dokunuşuklik ise şiirin yapı taşının değişmesi oldu. Eski şiirde şiirin yapı taşı beyit iken yeni şiirde şiirin yapı taşı dizelerdir.

Bütün bu dokunuşukliklere bakarak Batı edebiyatından gelen nazım biçim ve cinslerini gözden geçirelim. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise burada görülecek nazım biçimlerinin daha önce kullanılmamış olması ve bile şimdi de kullanılmıyor olmasıdır. Bu bakımdan, Batı’dan gelen nazım biçimlerinin bazıları yalnızca eski şiirin zincirlerini kırmak için gelmiş, çok da fazla kakdikeni olmamıştır.

A. NAZIM BİÇİMLERİ

Nazım biçimleri konusunda üç ana başlığımız olacak:

Düzenli nazım biçimleri, serbest düzenli nazım biçimleri ve Divan şiirinden geliştirilen nazım biçimleri.

1. DÜZENLİ NAZIM BİÇİMLERİ

Buradaki nazım biçimleri Servet-i Fünun şairleri tarafından edebiyatımıza getirilmiştir. Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde oldukça fazla sevilen bu cinsler daha sonra geçerliliğini yitirmiştir. Altta göreceğimiz başlıklarda Sone ve Triyole Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde; sarma, çapraz ve düz uyak ise Cumhuriyet döneminde çok sevilmiştir.

Bu başlıkta daha çok Batı’dan gelen nazım biçimlerini göreceğiz. Başlıklar halinde göreceğiz nazım biçimleri şu şekilde olacak : Sone, Triyole, Çapraz Uyak, Sarma Uyak, Örüşük Uyak, Düz Uyak ve Halk Şiirinden Alınan Nazım Biçimleri. 

Şimdi bu düzenli nazım biçimlerini örneklerle açıklayalım.

1.A. SONE

İtalyan edebiyatından doğan Sone, orada Fransız edebiyatına geçmiştir. Biz ise Fransız edebiyatından aldık bu cinsi. Bütün Avrupa’ya dağılmış olan Sone, çok meşhur bir nazım biçimidir. Yalnızca William Shakespeare’in 154 sonesi vardır.

Sone 14 mısradan oluşur. Şehirk iki bent dörder, son iki bendi üçer dizedir. Sone, uyaklanışı bakımından ikiye parçalar:

İtalyan Tipi Sone 

İtalyan tipi sonede uyak düzeni değişir. Bent rakamları aynıdır. Bu sonenin uyak düzeni şöyledir:

1. bent

****a

****b

****b

****a

2.bent

****a

****b

****b

****a

3.bent

****c

****c

****d

4. bent

****e

****d

****e

Fransız  Tipi Sone 

Fransız tipi sonede uyak düzeni değişir. Bent rakamları aynıdır. Bu sonenin uyak düzeni şöyledir:

1. bent

****a

****b

****b

****a

2.bent

****a

****b

****b

****a

3.bent

****c

****c

****d

4. bent

****e

****e

****d

Bu iki tip sonede de ayrım son  bentte olur. Yalnız Cinsk şairleri uyak düzeninde bazı dokunuşuklikler yaparak kullanmışlardır. Bu dokunuşukliklerden en sık kullanılan uyak düzenleri şunlardır:

a b b a – c d d c – e f f – e g g 

a b b a – c d d c – e e f – e g f

a b a b – c d c d – e f f – e g g 

a b a b – c d c d – e f f – g g f

Sonelerde yalnızca biçimsel dokunuşukler yoktur. Soneler, Cinsk edebiyatındaki manilere benzer bir anlam vurgusu yaparlar. Sonede şehirk iki bent son iki üçlükte söylenecek olana hazırlıktır; yani duygu son mısralarda toplanır. Örneklersek:

MAKDEM-İ YÂR

Pervâne-i zerrin gibi her zühre-i zerrin

Titrerdi zümürrüd-geh-i lerzân-ı çemende

Çağlardı leb-i sîm-i hıyâbân-ı semende

Bir çeşme-i billûr ile bir cûy-i bilûrin

Düşmüştü siyeh berg-i şebe şebnem-i sîmîn

Şebnem gibi titrerdi kamer leyl üzerinde

Bir şeb-pere-i hutfe bir âhû-yı çerende

Vermişti bu nüzhet-gehe bir vahşet-i nermîn

Âhû ile şeb-perre vü evrâk ile azhâr

Nâ-gâh fısıldaştı leb-i âb-ı revânda

Zîrâ şu perî-hâneye karşı bu evânda

Ey dürr-i yetîm-i sadef-i şefkâtim, ey yâr

Sen bir meh-i zî-ruh gibi yükseliyordun

Muzlim korunun zıllı içinden geliyordun  

Cenap Şahabettin

1.B. TRİYOLE

Sone 14, triyole  10 dizelik bir nazım biçimidir. Başta iki dize,sonda dörder tane iki bent olur. Uyak düzeni soneye göre biraz daha karmaşıktır.

Baştaki iki dize farklı şekillerde uyaklanır.  Şehirk iki dizenin şehirk dizesindeki uyak ile şehirk mısrayın son dizesi uyaklanır. Yalnız yalnızca uyak benzerliği değil anlam bütünlüğü de aranmalıdır.

Triyolede genel olarak iki uyak bulunur. Baştaki iki dize uyaksız olmakla birlikte son mısralarda bir uyak aranır. Bu bakımdan tipik ikinci kafiyeyi şemada gösterirken ses kıymetleri yanında sayı bedelleri de kullanacağız.

Triyolenin uyak şeması ve şemada kullanılan kıymetlerin açıklaması şu şekildedir:

a – uyak

a 1 – ikinci uyak

b – uyak 

b 1 – İkinci uyak

Şehirk iki dizenin şehirk dizesindeki uyak ile şehirk mısrayın son dizesi uyaklanır. Yalnız yalnızca uyak değil anlam bütünlüğü de aranmalıdır. Buna yinelenen dizeler de denir.

Uyak şeması :  a1 – b2 / a a a a1 / b b b b1

Bu nazım biçimine örnek verelim:

HİLÂL-İ SEHER

Suratınde hasta-i sevdâ gibi melâlet var, — a1

Nedir bu hâl-i perişanın ey hilâl-seher-–b1

Sabâh-ı feyz-i bahâride mübtesem ezhâr—a

Çemen çemen mütemevvic nesîm-i anber-bâr: —a

Niçin? Ben anlamadım kimden etsem istifsâr?—a

Suratınde hasta-i sevdâ gibi melâlat var!—a1

Dem-i seherde yanında şu parlayan ahter—b

Hazan içinde solan bir çiçek gibi dil-ber—b

Sürûr fec ile şâdân iken bütün yerler,—b

Nedir bu hâl-i perişanın ey hilâl-i seher? —b1

Tahsin Nahit

1.C . ÇAPRAZ UYAK

Dörtlüklerden oluşur ve dörtlüklerin rakamı sınırlı değildir. Dörtlüklerdeki  tek rakamlı dizeler kendi aralarında; çift rakamlılar kendi aralarında uyaklanır. Cumhuriyet döneminde de sık kullanılan nazım biçimidir. Yahya Kemal Beyatlı bunun en güzel  örneklerini vermiştir.

Uyak şeması : a b a b – c d c d – e f e f ….

Örneklersek:

GEÇMİŞ YAZ

Rü’yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle, — a

Her ânını, her rengini, her şi’rini hazdan. — b

Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle! —a

Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan —b

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: —c

Geçmiş gecelerden bkocaman durmakta tennde; —d

Mehtâb… kocaman güller… ve senin en güzel aksin… —c

Velhasıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!—d

YAHYA KEMAL BEYATLI

1.D SARMA / HELEZONİ UYAK

Çapraz uyak gibi dörtlüklerle kurulur ve  dörtlüklerin rakamında bir sınırlama yoktur. Uyak şeması çapraz uyaktan farklıdır. Dörtlüklerde şehirk dize ile son dize kendi arasında; ikinci ve üçüncü dize ise kendi arasında uyaklanır. Helezoni uyak, helezoniyi ya da sarmalama gibi farklı isimlerle anılır. Cinsk edebiyatında çok  kullanılmamıştır ama her türlü konuya geçim sağlayan bir nazım biçimidir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirlerinde helezoni uyak görülür.

Uyak şeması : a b b a – c d d c – f e e f…

Örneklersek:

HER ŞEY YERLİ YERİNDE

Her şey yerli yerinde; havuz başında servi — a

Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan, — b

Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan, — b

Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış konutu — a

*

Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak, — c

Serpilen aydınlıkta dalların arasından —d

Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman —

Suskunluk dokunuyor bir yerde yaprak yaprak…—

*

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu — e

Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin — f

Hazların aleminde yumulmuş kirpiklerin — f

Suratınde bir tebessüm bu ağır öğle sonu. — e

*

Belki rüyalarındır bu taze açmış güller, — g

Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, — h

Bitmeyen aşk cinsküsü kumruların sesinde, —h

Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. —g

*

Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda — k

Zulümde bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, —- m

Bir şeyler anımsıyor belki maceramızdan  — m

Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda. — k

AHMET HAMDİ TANPINAR

1. E. ÖRÜŞÜK UYAK / TERZA – RİMA

Şehirk kez İtalya’da kullanılmıştır. İtalyan edebiyatından Fransız edebiyatına orada Servet-i Fünun şairlerince Cinsk edebiyatına taşınmıştır. Çok fazla yaygınlaşmadan son bulmuştur.

Örüşük uyakta üçlükler vardır. Şehirk dize ve son dize kendi arasında kafiyelenir. Sonraki mısrayın uyaklı olacak şehirk ve son dizesi öteki dizenin ikinci dizesi ile uyaklı olmak durumundadır. Üçlüklerin rakamı sınırlandırılmamıştır ama şiir biterken tek bir dize kullanılır o da son üçlüğün ikinci mısrasıyla uyaklı olmak zorundadır. Son dize anlamda en etkili dizedir.

Uyak şeması :  a b a –   b c b  – c d c – d e d …. e

Örneklersek:

KELEBEK

Mavi bir gölge uçtu pencereden — a

Baktım: âvâre bir küçük kelebek— b

Yarama geldi kim bilir nereden— a


Belli yorgundu; bir tüberkülozlu çiçek — b

Gibi serpildi lambanın yanına— c

Bir duman uçtu, gitti titreyerek…— b

 

Anladım kıydı yavrucak canına — c

Söyle ey mavi gölge, söyle şayet — d

Bir ölümden de çok fenaysa bana,— c

 

Şu karanlık, şu kimsesiz geceler. — d

Ali Canip YÖNTEM

1. F DÜZ UYAK

Eski şiirdeki mesnkonutu nazım biçimine benzer uyak şeması ile çıkar karşımıza. Her ikisinde de ikilikler yani beyitler kullanılırken her beyit kendi arasında uyaklanır. Elbette Fransız edebiyatından daha farklı özelliklerle alınmış ama bizdeki mesneviye benzediği için olsa gerek sık kullanılmıştır.

Yeni şiirdeki düz uyakta beyitler kendi arasında anlam şehirgisi kurar; yani eski şiirde  olduğu gibi konu beyitte bitmez, beyitler arası anlam köprüleri kurulur. Kısaca düz uyakta şiirde anlam ve konu bütünlüğü vardır; mesnevide ise beyitte anlam bütünlüğü vardır.

Mesneviler eskilerin hikayesi gibiydi. Yani uzun konularda yazılırdı mesnkonutu. Düz uyakta ise böyle bir vaziyet yok. Kısa konular da işlenir. Hatta birkaç beyitlik kısa şiirlere de rastlanır düz uyakta.

Servet-i Fünun döneminde de aruz bırakılmamıştır. Bu bakımdan ne kadar Batı’dan alınan nazım biçimleri bile olsa aruz kullanılmıştır. Ancak mesnevide  uzun konular işlendiği için şaire kvakalık sağlamak emeliyle aruzun kısa kalıpları kullanılması kuraldı, düz uyakta ise aruzun uzun kalıpları da kullanıldı.

Düz uyaklı şiirlerde, şair, şiirin planı doğrultusunda şiiri bentlere ayırabilir, ayrıca beyit rakamlarında bir sınırlama yoktur. Düz uyak, aşırıca kullanılan bir nazım biçimidir.

Uyak şeması : aa – bb – cc – dd – ee – ff …

Örneklersek:

SES

Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum, > a

“Yarab! hele kalp sızılarım durdu!” diyordum.  > a

His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı  > b

Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı > b

Bir taze bahar alemi izledi felekte, > c

Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek’te, > c

Akşam!.. Lekesiz,,saf, iyi bir surat gibi akşam!..  > d

Ta karşı bayırlarda alevlenmiş iki üç sırça; > d

Sakin koyu,şen cepheli kasrıyle Küçüksu, > e

Ardında vatan semtinin ormanları kuytu; >e

Bir neşeli hengamede çepçevre yamaçlar >f

Hep aynı tehassüsle meyillenmiş ağaçlar > f

Dalgın dinliyor rüzgarın ahengini dal dal. > g

Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal. >g

Bir anda bir pancur açılmış gibi yazdan > h

Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan > h

Coşmuş yine bir aşkın uzak hatırasıyla, > j

Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla, > j

Dağ dağ o güzel ses bütün çevreyi gezindi: > k

Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi. >k

*

Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım.  > l

Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım, > l

Her yerden o,hem aynı bakış ,aynı amaçta, > m

Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde;  > m

Her yerden o, hem aynı güzellikte göründü, > n

Sandım bu biten gün beni ram ettiği gündü. >n 

YAHYA KEMAL BEYATLI

NOT : Bu şiirde iki bent vardır. Yahya Kemal anlama göre iki bendli bir şiir oluşturmuştur. Şiirin vezni ise mef’ûlü / mefâ’îlü / mefâ’îlü / fe’ûlün kalıbıdır ve uzun kalıplardan bir tanesidir.

1.E. HALK ŞİİRİNDEN ALINAN NAZIM BİÇİMLERİ

Bu, 1911 yılında ortaya çıkan Cinskçülük akımıyla şairlerin  halk şiirlerine yönelmesiyle meydana gelmiştir. Batı’dan alınan herhangi bir nazım biçimi olmadığı için bunu farklı bir makalede konu olarak alacağız.

2. SERBEST DÜZENLİ NAZIM BİÇİMLERİ

Burada var olan nazım biçimlerinin dışında bir konuyu işleyeceğiz. Burada işleyeceğimiz nazım biçimleri şairlerin kendi beğenilerine göre Batı ve Cinsk edebiyatındaki mevcut biçimleri şekillendirmesiyle oluşmuştur. Çok fazla nazım biçimi vardır ama biz en sık kullanılanları aldık bu yazıya.

Kesin sınırlar içine alınamayan bu biçimlerde hece miktarı da aruz vezni de kullanılmıştır. Ayrıca bu şiirlerdeki bent rakamları da sınırlı değildir. Bu biçimleri incelerken üç ana başlıkta inceleyeceğiz: Denk düzenli biçimler, karışık düzenli biçimler ve serbest nazım.

2.A DENK DÜZENLİ BİÇİMLER

Bu biçimlerde bent rakamları denktir. Aynı zamanda belirli bir miktar ve uyak şeması da vardır. Bu biçimlerin adlandırılması da bent rakamlarına göredir. Bu biçimlere yakından bakalım:

2.A.1. ÜÇLÜLER

Bentleri üç mısradan oluşan biçimlerdir. En çok kullanılan uyak şemaları ise şunlardır:

a a a – b b b – c c c – d d d…

a x a – b x b – c x c – d x d…

b b a – c c a – d d a – a e a ..

a b b – a c c – d e e – d f f …

a a b – c c b – d d e – f f e…

a b a – c b c – d e d – f e f …

Son iki uyak şemasında bent rakamının çift olması gerekir.

Örneklersek:

AKŞAM MÛSIKÎSİ

Kandilli’de, eski bahçelerde, > a

Akşam kapanınca perde perde, > a

Bir hatıra zevki var kederde. > a

*

Artık ne gelen, ne beklenen var; > b 

Tenhâ yolun ortasında rüzgâr > b

Teşrin yapraklarıyle oynar. > b

*

Gittikçe tennleşir saatler, > b

Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer > b

Suskunluk dâima ilerler. > b

*

Ürperme verir hayâle sık sık, > c

Hep bir kapıdan giren karanlık, > c

Çok belli ayak sesinden artık. > c

*

Gözlerden uzaklaşınca dünyâ > d

Bin bir geceden bkocamannde gûyâ >d

Başlar rü’yâ içinde rü’yâ. > d

Yahya Kemal BEYATLI

2. A.2. DÖRTLÜLER

En sık karıştırılan düzendir. Sarma uyak, çapraz uyak, koşma, semai ve mani tipi nazım biçimleriyle karıştırılır ama dörtlüklerin uyak şeması farklıdır ve  diğerlerine benzemez. Yalnızca dört mısradan oluşması yönünden benzerlik gösterir. Uyak şemaları şu şekildedir:

a a a a – b b b b – c c c …

x a x a – x b x b – x c x c…

İstiklal Marşımız dörtlü nazım biçiminden a a a a – b b b b – c c c c… uyak şeması ile yazılmıştır.

2. A.3. BEŞLİLER

Bentleri beş mısradan oluşur, aruz vezni ile de yazılabilir ama aruz vezni kullanıldığı ve 5 mısradan oluştuğu için muhammes değildir. Muhammes ile uyak düzenleri farklıdır.  Beşlilerin uyak şeması şu şekildedir:

a b a b b – c d c d d – e f e f f …

a b a b a – c d c d c – e f e f e…

a b b b a – c d d d c – e f f f e…

a b a b c – d e d e c – f g f g e…

Örneklersek:

DOKSAN BEŞE DOĞRU

Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler; 

Çiğnendi, yazık, halkın ümmid-i bülendi! 

Kanun diye topraklara sürtündü cebinler; 

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi… 

Bihude figanlar yine, bihude eninler. 

Eyvah! otuz üç sene o zehir giryeleriyle, 

Hüsranları, buhranları, ehvali, melali, 

Amal-ü devahisi ve barış-ü seferiyle 

Bir su baskın gibi akmış, mütevekkşehir, mütehali. 

Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle! 

Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler, 

Bir an edin seyr-i cahiminizi tekrar, 

Dönsün bize o tenn nazra-i muğber. 

Heyhat! otuz üç sene, otuz üç sene bütün ekdar 

Heyhat! ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer
TEVFİK FİKRET

Şiirin yalnızca şehirk üç bendi alınmıştır, şiir aslen 10 bentten oluşmaktadır.  

2.A.4. ALTILILAR

Altı mısradan oluşurlar ama divan şiirindeki altıgen ile alakaları yoktur çünkü uyak düzenleri farklıdır. Altılıların uyak düzenler şunlardır:

a  b c  a b c  – d e f d e f …

a a b c b c – d d e f e f …

a  b a b c c – d f d f g g …

a a b c c b – d d e f f e …

Örneklersek: 

MAZİ… ATİ. 

Mazi… O şimdi gölge iken şimdi zî – hayat 

Bir cisim olan; o şimdi can veren, şimdi canlanan 

Mevcûd; evet, o dalga, o gird-ab-ı hatırat 

İnsan için nedir?….Evet, insan ki doğmadan 

Can Vermekle uğraşır ve bu takdire katlanır, 

Mazide bir taayyünü haiz midir?… Hayır.

*

Can Vermek hayatı tâzelemektir: Biz can vermesek

Efkâr can verir, hâyat-ı beşer şahs-ı fikretin

Bir tümce-i tekâmülü… Her fikr-i müşterek

Bir sadmedir onunla kımıldar bu hey’etin

Zerrât-ı bî- nihâyesi zerrât-ı nâimi;

Kevnin, hulâsa, fikr-i beşerdir munazzımı.

….
TEVFİK FİKRET 

2.A.5 YEDİLİLER

Bentleri  7 mısradan oluşan biçimlerdir.  Yalnız uzun bir nazım şekli olduğu için dizeler arasında bütün uyak beklenmez; bir dizenin kafiyeyi olmayabilir. Aruz ya da hece miktarıyla yazılabilir. Genelde kullanılan uyak şemaları şu şekildedir:

a b a b c c b – d e d e f f e…

a a b b b c c – d d e e e f f ..

Örneklersek:

ITRÎ

– Rıfkı Melûl Meriç’e – 

Büyük Itrî’ye eskiler derler,

Bizim öz mûsıkîmizin pîri;

O kadar halkı sevkedip yer yer,

O şafak vaktinin cihangîri,

Nice bayramların sabâh erken,

Göğü, top sesleriyle gürlerken,

Söylemiş saltanatlı Tekbîr’i.

*

Tâ Budin’den Irâk’a, Mısr’a kadar,

Fethedilmiş uzak diyarlardan,

Vatan üstünde hür esen rüzgâr,

Ses götürmüş bütün baharlardan.

O dehâ öyle toplamış ki bizi,

Yedi surat sene müddetn hikâyemizi

Dinlemiş ihtiyar çınarlardan.

….

 Yahya Kemal Beyatlı   Şiirin şehirk iki bendi alınmıştır.

2.A.6 SEKİZLİLER

Edebiyatımızın en çok tanınan lirik şiirlerinden olan Makber Abdülhak Hamit Tarhan  şiiri, sekizli nazım biçimdedir.  Bu şiirin uyak düzeni a a b b a a x d – d d e e f f x d… şeklindedir. Edebiyatımızda çok fazla kullanılmamıştır.

Bu şiirin uyak düzeni a a b b a a x d – d d e e f f x d… şeklindedir. Edebiyatımızda çok fazla kullanılmamıştır. 

MAKBER

Eyvah ne yer ne yar kaldı

Gönlüm dolu ah u çeper kaldı

Şimdi buradaydı gitti elden

Gitti ebede gelip ezelden

Ben gittim o haksar kaldı

Bir köşede tarumar kaldı

Baki o enisi dilden eyvah

Beyrutta bir kabir kaldı

*

Bşehirdir bana nerde nerde Ya Rab

Kim attı beni bu tasaya YA Rab

Nerde arayayım o dil rübayı

Kimden sorayım bi-nevayı

Derler ki unut o aşnayı

Gitti meblağak reh-i bekayı

… 

Abdülhak Hamit Tarhan

Şiirin yalnızca şehirk iki bendi alınmıştır.

2.B. KARIŞIK DÜZENLİ NAZIM BİÇİMLERİ

Bu nazım biçiminde bentlerdeki  dize rakamları ve bu dörtlüklerin miktarları hece miktarı veya aruz miktarı kullanılabilir farklılık gösterir. İki ana başlıkta incelenir:

2.B.1 Dörtlüklerin hece rakamı dokunuşuk olanlar

Bentlerin kümelenişinden ziyade bentlerdeki dörtlüklerin geçimi önemlidir. Dörtlüklerin hece rakamı dokunuşuk olan nazım biçimlerinde bentlerdeki dize rakamı denktir ama mısralardaki hece rakamı farklıdır. Örneklersek:

HİKAYE

Senin dudakların pembe 

Ellerin beyaz, 

Al yakala ellerimi bebek 

Yakala biraz! 

*

Benim doğduğum köylerde 

Ceviz ağaçları yoktu, 

Ben bu yüzden serinliğe hasretim 

Okşa biraz! 

*

Benim doğduğum köylerde 

Buğday tarlaları yoktu, 

Dağıt saçlarını bebek 

Savur biraz! 

*

Benim doğduğum köyleri 

Akşamları eşkiyalar basardı. 

Ben bu yüzden yalnızlığı hiç beğenmem 

Konuş biraz! 

*

Benim doğduğum köylerde 

Şimal rüzgarları yapıttı, 

Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır 

Öp biraz! 

*

Sen Cinskiye gibi aydınlık ve güzelsin! 

Benim doğduğum köyler de güzeldi, 

Sen de anlat doğduğun yerleri, 

Anlat biraz!

Cahit Külebi

NOT : Böyle bir şiirin nazım biçimi sorulduğunda; karışık düzenli nazım biçimlerinden olduğunu, dörtlüklerin hece rakamı dokunuşuk ama dörtlüklerle yazıldığını belirtmeliyiz. Burada uyak şeması çıkarmaya gerek yoktur.

2.B.2.  Bentlerin dize rakamı dokunuşuk olanlar

Bentlerdeki dizeler aynı miktardadır ama bentlerin kümelİnişi farklıdır.

Örneklersek:

MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden 

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak 

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak 

Sular sarardı suratın perde perde solmakta 

Kızıl havaları izle ki akşam olmakta 

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller 

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller 

Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer 

Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta 

Kızıl havaları izle ki akşam olmakta

 Ahmet Haşim

Vezin : Me fâ i lün / fe i  lâ tün /   me fâ  î  lün / fe ‘ lün

2. SERBEST NAZIM

Bu konu “ Serbest Miktar Nedir “ başlığında işlenmiştir.

Batı’dan gelen nazım biçimleri ise başka bir yazının konusu olacaktır.