Son Haberler

Bahailik Nedir?

-
Eylül 7, 2022
Bahailik Nedir?

Bahai inancı, “birlik” temelinde kurulmuştur. Tanrı, din ve insanlığın birliği ilkelerini şiar edinmiştir. Bahailikte ilahi dinlerden izler vardır.

Bahailik Nedir?

Bahailik, 19. yüzyılda İran’da kurulan, idare merkezi İsrail’in Hayfa kentinde bulunan ve tam insanların ruh birliğini ilke edinen bir inançtır. “Tanrı birliği”, “din birliği” ve “insanlığın birliği” biçiminde üç ana ilke temelinde kurulmuştur. İran’da doğup İsrail, Avrupa ve Amerika’da yayılmıştır. Bahailiğin kurucusu Bahaullah’ın tam öğretilerinin çevresinde döndüğü dingil, “insanlığın birliği” prensibidir. Bahailere göre Bahaullah’ın öğretileri yalnızca fertlere uygulanmaz; devletlerin ve milletlerin bir araya gelmesi ve tek bir ailenin fertleri olarak birbirine bağlanması için de geçerlidir. Irkçılık, dünya barışının önündeki en büyük manidir. Tüm din ve ırklar birdir.

Bazı görüşlere göre insancıl ve barışçıl bir akım olan Bahailiği, taraftarları “yeni bir din” olarak kabul ederken, genel olarak çıkış tarihi nedeniyle İbrahimî dinler arasında görülmez. “Yeni bir peygamber ve yeni bir din” iddiası nedeniyle de İslam’la taban tabana ters görüşleri vardır. Öbür dinlerle de bazı kritik noktalarda görüş ayrılıkları bulunuyor. Bahailer ise, peygamberlerin aynı din ve öğretileri getirdiğini; dolayısıyla dinlerin bu noktada buluşabileceğini ileri devam ettir.

“Baha” sözcüğü Arapça “nur” ve “görkem” anlamlarındadır.


Bahailik Nasıl Doğdu?

Bahailik, Seyyid Ali Muhammed’in Bab kurduğu Babiliğin temelini oluşturduğu ve Mirza Hüseyin Ali Bahaullah tarafından kurulan bir inanç sistemidir. 1800’lü yıllarda İran’da yaygın olan Babî inancının devamı olarak kurulmuştur. O yarıyılda İran cemiyetinin içinde bulunduğu sosyal ve kültürel koşullar, Bahailiğin doğuşunda tesirli olmuştur. İran’daki ekonomik ve sosyal meseleler, baskıcı idare anlayışı, iç ve dış problemler millette büyük sıkıntılılıklara yol açmış ve kurtarıcı arayışına yöneltmiştir. Bu nedenle yeni inanç sistemi olarak Bahailik, İran’da taraftar bulmakta zorlanmamıştır. Bab, 23 Mayıs 1844 senesinde Şiraz kentinde yeni bir çağa ve kurtarıcıya işaret ederek, Müslümanların beklediği mehdinin kendisi olduğunu iddia etti. Binlerce birey Bab’a inanarak “Babi” oldu. Bab’ın bu teşebbüsü idarenin baskısını ve eziyetlerini artırdı ve Bab, 1850 senesinde Tebriz’de mermiye dizilerek infaz edildi. Bir Hayli Babi de büyük eziyetlerle öldürüldü.

Bab’ın öldürülmesinin ardından Bahaullah, Babilere liderliğini bülten etti. Bunun üzerine Bahaullah ve taraftarları Bağdat’a sürgün edildi. 21 Nisan 1863 senesinde ise Bahaullah, sürgünde iken kendisinin “ilahi elçi” olduğunu iddia ederek, Bahailiğin prensiplerini açıkladı. Bahaullah, 3 Mayıs 1863 senesinde İstanbul’a sürgün edildi. 16 Ağustos 1863 senesinde İstanbul’a erişen Bahaullah, 4 ay sonra da Edirne’ye sürgün edildi. 12 Aralık 1863 senesinde ailesi ile beraber Edirne’ye erişti. Burada 4,5 sene yaşadı. Bahaullah, 1867 senesinde Edirne’den dünya krallarına ve idareyicilerine mektuplar yollayarak öğretilerini bülten etti. 40 sene Osmanlı topraklarında yaşadı. Osmanlı Devleti, Bahaullah’a ve Bahailere sürgün dışında rastgele bir baskı ve eziyet uygulamadı.

Bab ve Bahaullah uhdesindeki idare yetkisine “Ahit” ve “Misak” ismi verilir. Bu yetki; Bahaullah’ın ölümünün ardından oğlu Abdülbaha’ya, daha sonra da Abdülbaha’nın torunu Şevki Efendi’ye geçmiştir. Ardından bu yetki, İsrail’in Hayfa kentinde kurulan Yüce Adalet Konutu’ne devredilmiştir. Yüce Adalet Konutu, aynı zamanda Bahai Dünya Merkezi’dir.

Bahaullah, ailesi ve taraftarları 1868 senesinde o yarıyılda Osmanlı Devleti toprağı olan İsrail’in Akdeniz kıyısındaki Akka Kalesi’ne sürgün edildi. En ehemmiyetli yapıtı Akdes Kitabı’nı da burada kaleme aldı. Bahaullah, 29 Mayıs 1892 senesinde 75 yaşında Akka’da ölüm etti. Ölüm ettiği köşkün hemen yanındaki “Behci” ismi verilen bir odaya defnedildi. Akka’nın hemen yanındaki Hayfa şehri de Bahai Dünya Merkezi oldu.

Bahailiğin öbür kutsal mekanları şu kentlerde bulunur: Chicago Wilmette Amerika Birleşik Devletleri, Frankfurt Almanya, Sidney Avustralya, Yeni Delhi Hindistan, Panama, Apia Samoa, Santiago Şili, Kampala Uganda.


Bahai İlkeleri

Bahailer, çağın şartlarına ve gereksinimlerine uygun olarak tüm dünyada sevgi, barış ve birlik etrafının sağlanmasını ilke edinmiştir. Bu ilkelerin temelinde insanların tek bir Yaratıcı’nın kulları olarak tek bir ailenin parçaları olduğu inancı uyur. Bu ilkeler çerçevesinde cemiyete faydalı fertler olma gayreti gösterirler. Bahailer, “tüm insanlığın tek bir ağaç, tüm cemiyetlerin bu ağacın dalları ve her bir ferdin bu dallardaki yapraklar veya meyveler olduğu” inancını rehber edinmiştir.

Bahai öğretilerine göre, tüm ilahi dinlerin temeli birdir. Dinlerin ortak noktaları, değişikliklerinden fazladır. İlahi elçilerin hepsinin öğretileri netlikle doğrudur. Tam elçiler, insanlığa hizmet etmiş ve ruhları harikuladeliğe eriştirmek için rehberlik etmişlerdir.

Bahailier, “Tanrı, tenimiz ne renkte olursa olsun, dünyanın hangi bölgesinden kazançsak gelelim, hepimizi beğenir. O halde biz neden birbirimize yabancılar gibi bakıyoruz?” sualini yöneltiyor.

İnsanların “ruhani” ve “parasal” iki doğası vardır. Ruhani doğası ile Allah’a erişirken, parasal doğası ile bu dünya için yaşar. Parasal doğası; riyakârlılığı, kabahatliliği ve adaletsizliği yansıtır. Ruhani doğası; sevgi, acıma, şefkat, doğruluk ve adaleti temsil eder. Kısaca, hoş kaliteler ruhani tabiatını, günahları ise parasal tabiatını yansıtır.

Bahailikte kadın ve erkek denktir. Kadın-erkek denkliği yalnızca cemiyet faydayı için değil, insanın varoluşu ile alakalı temel bir doğrudur. Abdülbaha’ya göre; insanlık dünyasının iki kanadı vardır; birisi kadınlar, ötekiyi erkeklerdir. İki kanat denk derecede büyüyene kadar kuş uçamaz. Kanatlardan birisi zayıf kaldığı sürece uçmak imkânsızdır.

Din, bilimle geçim içindedir. Din dindir, bilim bilimdir. Dinle kazandırılan manevi anlayış, bilimsel bulgularla tamlık kazanır. Din ve bilimin incelediği aslın Yaratıcısı tektir. Bir şeyin bilimsel olarak kusurlu ve dinî olarak geçerli olması muhtemel değildir. Bu gibi paradokslar yalnızca insanlığın böbürü ile iletişimlidir.

Adalet ve birlik, fukaralığın yok edilmesi için iki temel ilkedir. Adalet; kanunların uygulanması, ekonomik sistemlerin tertip edilmesi ve muhtaçlığı yok etmek için insan potansiyelinden faydalanabilen vasıtaları sağlar. Parasal kaynaklar, insan refahını tek başına sağlayamaz.

Bahailiğin ilkelerini ve öğretilerini özetleyecek olursak: Allah birdir; ilahi dinlerin temeli birdir; insanlık kâinatı birdir; din, bilim ve us geçim içindedir; dinsel, ırksal ve kavmi taassuplar terk edilmelidir; kadın ve erkek denktir; insanlığın barışı için çalışılmalıdır; evrensel eğitim kastedilmelidir; özgür düşünce ile reeller incelenip ortaya çıkarılmalıdır; fazla zenginlik ve muhtaçlık kaldırılmalıdır.

Bahaullah’ın Edirne’de sürgünde kaldığı ev

Türkiye’de Bahailik

Bahailik, Bahaullah’un İstanbul’a sürgün edilmesi ile Anadolu’ya yayılmaya başlamıştır. 3 Mayıs 1863 senesinde Bağdat’tan ayrılan Bahaullah, o yarıyılda Osmanlı İmparatorluğu başşehri olan İstanbul’a doğru yola çıktı. Anadolu’nun muhtelif köy, kasaba ve şehirlerine uğrayan Bahaullah, Türkiye’deki Bahailiğin de temelini atmıştır. Böylece yerel bir Bahai topluluğu oluşmuştur. 16 Ağustos 1863 senesinde İstanbul’a erişen Bahaullah, 4 ay sonra Edirne’ye sürgün edildi.

Bahaullah’ın Edirne’de kaldığı konuta Talep-ı Gizem Gizem Kenti ismi verilir. Bahailik, Edirne’den dünyaya yayılmaya başlamıştır. Bahailik misyonunun en ehemmiyetli büyümeleri Bahaullah’ın Edirne’de kaldığı yarıyılda yaşanmıştır. Bahaullah, Edirne’den krallara ve hükümdarlara mektuplar yollayarak yeni bir inanç sistemi olarak Bahailiği dünyaya bülten etmiştir.

Bahaullah, Edirne’den Akka’ya sürgün edilirken şöyle demiştir: “Bu genç bu diyardan ayrıldı ve her ağacın ve her taşın altına bir emanet vazgeçti. Allah yakında bu emanetleri Hakk’ın kudreti ile alana çıkaracaktır.”


Bahaullah’ın Yapıtları

Bahaullah; milliyetleri, inançları veya kavmi orijinleri ne olursa olsun tam insanlığın reel meselesinin; insan tabiatının birliğini yansıtacak bir küresel cemiyetin temellerini atmak olduğunu belirtmiştir. Öğretilerinde ve kaleme aldığı yapıtlarda her bakımdan “birlik” temasını işlemiştir.

Bahaullah’ın en ehemmiyetli yapıtı Akdes Kitabı’dır Kitab-ı Akdes. Bu yapıtını 1873 senesinde Akka’da kaleme aldı. Akdes Kitabı’nda Bahailiğin ilkeleri, uyulması gereken kaideler ve Bahai idare sistemi yer alır. Bahaullah’ın öbür yapıtları ise şunlardır; Gizli Laflar, İkan Kitabı, Hz. Bahaullah’ın Sesi, Hz. Bahaullah’ın Levihleri, Ordular Rabbi’nin Çağrısı, Yedi Vadi ve Dört Vadi, Birlik Çadırı, İlahi Gizemlerin Madenleri, Kurdunoğlu Risalesi, Kutsal Vasiyetnameler.

Bahaullah’ın yapıtlarından bazı alıntılar:

“Bilim, Tanrı ilminin insanlar tarafından bulunan kısmıdır.”
“Arkadaşlar! Birlik çadırı heyetti; birbirinize yabancı gözüyle bakmayınız. Hepiniz bir ağacın meyveleri ve bir dalın yapraklarısınız.”
“Hiç kuşkusuz ki hangi ulustan, ırktan veya dinden olursa olsun, tüm insanlık esinini tek bir İlahi Kaynak’tan almaktadır ve aynı Tanrı’nın kuludur.”
“Dünya milletlerinin evrensel bir dil ve ortak bir yazı özümseyecekleri gün yanaşıyor. Bu olunca, bir insan hangi şehre gidecek olsa, kendi memleketine gelmiş gibi olur.”
“Hasta dünyayı iyileştirmek için Hakk’ın takdir emrettiği en tesirli ilaç ve en güçlü araç, tam halkların tek bir gayede ve ortak bir inançta birleşmeleridir.”


Bahailikle Alakalı Bazı Bilgiler

Bahailik, Birleşmiş Milletler’de BM temsil edilir.
Dünyadaki siyaset dışı sosyo-ekonomik projelere katkıları vardır.
Dünya üzerinde 200’den fazla ülkede 5 milyonun üzerinde Bahai olduğu hipotez edilmektedir.
Bahailikte namaz, oruç, hac ve dua gibi vecibeler vardır. Namaz, fertsel bir ibadettir.
Bahailer günde 3 müddet namaz kılarlar. Kıbleleri Hayfa’daki Bahai Dünya Merkezi’dir.
2-20 Mart tarihleri arasındaki “Âlâ” ayında 19 gün oruç yakalanır. Bahailer, 21 Mart Nevruz Bayramı’nı “oruç bayramı” olarak kutlar. 
Bahailerde “19” sayıyı kutsaldır. Sene 19 aya, ay da 19 güne dağılınmıştır. Artık kalan 4 gün ise, Gregoryan Takvimi’ne göre şubata denk gelen ay olan “mal ayı” içinde kabul edilir.
Hac imanına “hacc” ismini veriyorlar ve Bahaullah’ın Akka’daki mezarını ziyaret ederek yapıyorlar.
Bahailikte içki yasaktır, cenaze namazı toplu olarak kılınmaz.
Bahaullah; binicilik, kılıç, hattatlık ve şiir eğitimi alan bir asilzadeydi.
Bahaullah, Tahran’da bulunan ve “Siyah Çukur” ismi verilen zindanda ayakları ağaç kütüklerine bağlı, boynu zincire vurulmuş halde 4 ay süresince eziyet gördü ve öğretilerini bu zindanda filizlendirdi.
Bahailiğin doğduğu ülke olan İran’da Bahailer hala kamu hizmetleri ve üniversite öğrenimi haklarından yoksun yaşamaktadır.
Bahailer rastgele bir siyasi düşünce ve düşünceyi korunmaz ve taraf olmazlar.
Bahaullah, Osmanlı yarıyılında 40 sene süresince sürgün hayatı yaşadı. Sürgün edildiği yerler sırasıyla şöyledir; Tahran, Kırmanşah, Bağdat, Samsun, İstanbul, Edirne, Midilli, İzmir, İskenderiye, Port Said, Akka ve Hayfa.