Son Haberler

Aynayı Kim, Nasıl İcat Etti?

-
Eylül 12, 2022
Aynayı Kim, Nasıl İcat Etti?

Aynayı Kim, Nasıl İcat Etti?

Ayna, ışığın yüzde 100’e yakın bir kısmını düzgün olarak yansıtan cilalı yüzeylere denir. Günlük yaşamda çok sık kullandığımız aynalar, evvelleri metal bir yüzeyin parlatılmasıyla elde edilirken, günümüzde ise gümüş yardımı kullanılarak elde edilmektedir. İnsanlık tarihinin en ehemmiyetli buluşlarından biri olan aynalar, konutlarda, bürolarda, lokantalarda ve bir hayli mekanda süsleyici emellerle kullanıldığı gibi tepegöz makinelerinde, projeksiyonlarda, periskoplarda, güvenlik önlemlerinin alındığı bazı yerlerde araçların altını aramak emeliyle değişik alanlarda da yoğun bir biçimde kullanılmaktadır.

Ayna, ilk zamanlar yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılmış, sonraki yarıyıllar da bir suratı çok ince bir metal tabakasıyla kaplanmış sırça levhalardan yapılmıştır. Aynanın ışığı yansıtarak görüntü vermesini sağlayan bu metal kaplamaya ‘gizem’ ismi verilmiştir. Metaller, çok kolay şekillendirilip, cilalanabilirler. Ayrıca dayanıklı olmaları ve yüzeylerinin rahatlıkla pürüzsüz hale getirilebilmeleri sebebiyle çok daha öncekinden beri ayna imalinde kullanılmaktadırlar.

Aynalar, muhtelif süreçlerden geçerek günümüze kadar erişmişlerdir. Buluşu çok daha önceki zamanlara giden ve görüntüyü aksettiren ilk aynalar, takribî 4 bin sene kadar evvel Ortadoğu ve İtalya’nın kuzeyinde volkan lavlarının parlak artıklarının cilalanmasıyla yapılmıştır. 14. asırda Venedik’te gümüşleme yöntemi ile ayna yapma tekniği geliştirilmiştir. Venedikliler gümüşleme yöntemi ile sırça bir katmanın arka yüzeyine cıva sürerek ayna yapmayı muvaffak olmuşlardır. Özellikle bayanlar bu sırça parçasına büyük alaka göstermişler ve ellerinden hiç düşürmemişlerdir. Günümüzde yalnızca üç asır evveline kadar Avrupa’da sırça eşya ve özellikle de ayna imalinin gizemine sahip tek ülke Venedik’tir. Venedikliler bu gizemi büyük bir itinayla gizlemişlerdir. Hatta Murano adasına kurdukları ayna ve sırça eşya fabrikalarına sırça ustalarından başka hiç kimsenin girmesine izin vermemişlerdir.

Milattan evvelki zamanlarda Romalılar, Yunanlılar, Mısırlılar ve Etrüsklerin bronz ya da daha bedelli olan gümüş el aynaları kullanıldıkları öğrenilmektedir.

14. asırda Almanya’nın Nürnberg kentinde, asıldıkları odanın içinde bulunan her şeyi yansıtan dışbükey aynalar yapılmıştır. Dışbükey aynalar, sırça ustaları tarafından üfleme yöntemiyle oluşturulan sırça kürelerin ortadan ikiye parçalandıktan sonra iç kısımlarını ince bir cıva katmanıyla kaplanması neticesinde elde edilmiştir.

Venediklilerin ayna imalinde kullandıkları yöntem 19. asırda yerini başka bir idareme vazgeçmiştir. 1835 senesinde Alman kimyacı Justus yon Liebig tarafından, günümüzde ayna yapmak için kullanılan yeni yöntemin esasları atılmıştır. Bu yöntem ile gümüşnitratın özel bir yöntemle sırçaya tatbik edilerek, içindeki gümüşşöhret sırçaya yapışması sağlanıyordu. Neticesinde de net görüntü veren aynalar elde edilmiştir. Gümüş nitrat, sırça yüzeye sıvanırken ayrıştırmak için Rochelle tuzu ya da şeker kullanılmıştır.

Günümüzde kullanılan aynalar ise 1903 senesinde Emil Bloch tarafından geliştirilmiştir. Bloch, düz sırçayı altın folyo ya da gümüş ile kaplayarak çağdaş anlamda ilk aynayı elde etmiştir.

Anadolu’da Obsidyenden Yapılan Aynalar

Aynanın Anadolu’da ki tarihi İ.Ö. 6000 senesine kadar uzanmaktadır. Anadolu’daki ilk ayna ve dünyanın en daha önceki aynası arkeolog J. Mellaart tarafından Çatalhöyük’te bulunan obsidyen aynalardır. Obsidyen, volkanik patlamalar neticesinde lavların soğumasıyla oluşur. Az sayıda ülkede bulunan obsidyeni Anadolu’da; Nemrut Dağı, Hasan Dağı, Ağrı Dağı, Sarıkamış, İkizdere ve Kars ortamında bulunmaktadır. Anadolu, binlerce sene süresince işlenmiş obsidyen ihraç etmiştir. M.Ö. 6000’de, obsidyenin bir yüzeyi parlatılarak yapılan ayna Anadolu Uygarlıkları Müzesi’ndedir. Ayrıca obsidyen ayna misalleri ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Tarih süresince muhtelif adlarla adlandırılan aynaya Uygurlar ‘közgü’ ismini vermişlerdir. Bunun yanı gizeme Anadolu’da aynaya; yüzgörgüsü, yüzgörgü, bakanak, bakar, gözgör, gözgeç, bakbakı, gözünke, kılıklık gibi adlar verilmiştir.

Ayna Çeşitleri

Düz Aynalar

Yansıtma işlevini gören yüzeyleri düz olan aynalardır. Bu aynalara ışık ışınları düzgün olarak yansır. Cisimlerin aynada oluşan görünümleri cisimlerden çıkarak aynada yansıyan ışınların uzantılarının kesiştiği yerde oluşur. Düz aynada görüntü sanaldır. Görüntü ile ayna arasındaki mesafe cisimle ayna arasındaki mesafeye denktir. Düz aynalar, tepegöz makinelerinde, projeksiyonlarda, periskoplarda, kuaförlerde ve bazı binaların sırçalarında izolasyon emeliyle kullanılmaktadır. 

Küresel Aynalar 

Küresel aynalar, tümsek ayna ve çukur ayna olmak üzere 2’ye böler.

Tümsek Ayna 

Yansıtıcı yüzeyi tümsek olan aynalardır. Her zaman ayna ile odak arasında olan görüntü cisimden minik, düz ve zahiridir. Tümsek aynalar gelen ışıkları dağıtabilme ve görüntüleri küçültebilme özelliğine sahiptirler. Tümsek aynalar genellikle vasıtalarda dikiz aynası olarak ve bazı kavşaklarda görülmeyecek noktaları görebilmek emeliyle kullanılmaktadır. Ayrıca güvenlik önlemlerinin alındığı bazı yerlerde araçların altını aramak için de tümsek aynalar kullanılmaktadır.

Çukur Ayna 

Çukur aynalar, merkezin dış kısmındaki cismin görüntüsünü, merkez ve odak arasında tutarak cisimden minik, reel ve ters görüntü verirler. Cisim merkezdeyken görüntüsü de merkezde, boyu cismin boyuna denk, reel ve terstir. Cisim merkez ile odak arasındayken görüntü merkezin dışında, cisimden büyük, ters ve asıldır. Cisim odak ile ayna arasında ise görüntü, aynanın artta cisimden büyük, düz ve zahiri bir görüntüdür.

Parabolik Aynalar 

Yansıtıcı yüzeyleri parabolik olan aynalardır. Düşük genleşmeye sahip sırça ve pyrex maddelerinden yapılan parabolik aynalar, görüntünün daha net olması için ince olarak planlanmaktadır. Özel bir şekle sahip bu aynalar, enerjinin tek bir noktaya odaklanması için planlanmıştır. Araba farlarında ve fenerlerde geri yansıtıcı olarak da kullanılmaktadır. Dünya Olimpiyat Oyunları’nda, olimpiyat meşalesi, güneş ışığından büyük parabolik aynalar dayanağıyla alevlendirilmektedir.