Son Haberler

Ayastefanos Antlaşması Nedir? (Nedenleri, Sonuçları)

-
Eylül 5, 2022
Ayastefanos Antlaşması Nedir? (Nedenleri, Sonuçları)

Ayastefanos Antlaşması, Osmanlı-Rus Savaşı’nı sona erdiren bir barış antlaşmasıdır. Osmanlı, antlaşmanın kağıt üzerinde kalmasını sağlamıştır.

Ayastefanos Antlaşması Nedir? Nedenleri, Sonuçları

Ayastefanos Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında imza atılan mütareke ve barış antlaşmasıdır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı 93 Harbi sonrası, daha önceki ismi “Ayastefanos San Stefano” olan İstanbul Yeşilköy’de imza atılmıştır. Osmanlı’nın hezimeti ile sonuçlanan savaş sonrası taraflar barış masasına oturmuş, 3 Mart 1878 tarihinde antlaşmaya imzalaymışlardır. Antlaşma, Osmanlı için ağır şartlar kapsamaktadır; ancak Osmanlı’nın izlediği strateji neticeyi kâğıt üzerinde kalmıştır.

Ayastefanos Antlaşması Nedir?


93 Harbi’nde Rusya, batıdan İstanbul Yeşilköy’e, doğudan da Erzurum’a kadar erişmişti. Bunun üzerine Osmanlı barış istemek zorunda kaldı. Rusya, barış temellerinin ateşkesle görüşülmesini istedi. Önce Edirne’de sonra Ayastefanos’ta masaya oturan taraflar, barış antlaşmasına imzalaydı. 3 Mart 1878 tarihinde imza atılan Ayastefanos Antlaşması’nda Osmanlı İmparatorluğu’nu Hariciye Nazırı Safvet Paşa ile Berlin Sefiri Sâdullah Bey; Rusya’yı da General Kont Nikolay İgnatiyef ve Aleksandır Nelidof temsil etti.

18 Nisan 1877’de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı, 31 Ocak 1878’de imza atılan Edirne Ateşkesi mütareke ile son bulmuş; yapılan barış mülakatları neticeyi 3 Mart 1878 tarihinde mütareke ve barış atlaşması olan Ayastefanos Antlaşması imza atılmıştır. Yeşilköy’deki Simenoğlu Köşkü’nde imza atılan antlaşma, 29 madde kapsamaktadır. Bu maddeler, 13 Temmuz 1878 tarihinde Almanya’da imza atılan Berlin Antlaşması ile yine ele alınmış ve değiştirilmiştir.

Ayastefanos Antlaşması Sebepleri

1871 senesinde imza atılan Londra Protokolü sonrası Rusya, Osmanlı’ya karşı özgür bir siyaset izlemeye başladı. Bu süreçte Balkanlar’daki Slavları tahrik etmeye başlayan Rusya, 24 Temmuz 1875 tarihindeki Bosna Hersek ve 2 Mayıs 1876 tarihindeki Bulgar başkaldırılarına zemin hazırladı. Başkaldırıların makul bir bahanesi yoktu; ancak Rusya bu başkaldırıları devletler arası bir mesele haline getirdi. Emeli; bu başkaldırıları Osmanlı’ya müdahale etmek için bir neden olarak kullanılmaktı. Bu emelle hazırlanan Berlin Muhtırası Berlin Memorandumu, Birleşik Kraliyet’ın muhalefeti sonrası kararsız kaldı. Bulgar başkaldırısının bastırılması ile Rusya’nın panslavizm taktiği riske girdi. Bunun üzerine Rusya, 1 Temmuz 1876 tarihinde Sırbistan’ı, 2 Temmuz tarihinde ise Karadağ’ı Osmanlı’ya karşı savaşa soktu. Osmanlı, bu savaşlarda salt zafer aldı.

Bunlar yaşanırken Paris Antlaşması’na imza atan devletler, Balkanlar’daki meseleleri görüşmek üzere 23 Aralık 1876 tarihinde tertip edilen İstanbul Konferansı’na katıldı. Bâbıâli, Rusya temsilcisinin fikirlerinin olması ve Osmanlı’nın hükümranlık haklarını ihlal etmesi nedeniyle konferans kararlarını yalanladı. Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa devletleri karşısında yalnız kaldı. Zati Rusya’nın da istediği Osmanlı’nın tek başına kalmasıydı.

İstanbul Konferansı’na katılan devletler, Osmanlı temsilcileri ile Londra’da bir araya geldi ve 31 Mart 1877 tarihinde imza attıkları protokolü Bâbıâli’ye bildiri ettiler. Osmanlı, savaşa girmek pahasına protokolün ağır koşullarını yalanladı. Bunu fırsat bilen Rusya, Hristiyan uyruğunun çıkarlarını gözetmek iddiası ve panslavizm siyasetini Osmanlı topraklarında uygulamak emeliyle 24 Nisan 1877 tarihinde Osmanlı’ya karşı savaş duyuru etti ve “93 Harbi” ismi verilen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı başladı. Bu savaşta Romanya, Sırbistan ve Karadağ Rusya’nın yanında yer aldı; İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtalya tarafsızlık duyuru etti. Ancak İngiltere, çıkarlarını gözetmek üzere donanmasını Çanakkale’ye gönderdi.

93 Harbi’nde iki cepheli bir muharebe yaşandı. Doğu Anadolu’da Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Balkanlar’da Gazi Osman Paşa emrindeki Osmanlı orduları, savaşın ilk başlarında büyük kahramanlıklar ve zaferler sergiledi. Ancak, Karadeniz’de üstün olan Osmanlı’ya karşı kara muharebelerine ağırlık veren Ruslar, doğuda Erzurum’a, batıda İstanbul önlerine kadar erişti. Bâbıâli, yaşanan vahamet üzerine Rusya’ya savaşı durdurmayı öneri etti.

93 Harbi’nde Avrupa devletlerinden kimileri Rusya’ya saklıdan destek verdi. Yalnız kalan Osmanlı, bozgunu kabul etmek zorunda kaldı ve mütareke mücadelesine girdi. Hariciye Nazırı Server Paşa ile Müşir Namık Paşa, Rus ordularının başkomutanı Grandük Nikolay’a ateşkes mütareke öneriyi götürmüştür. Grandük, Edirne’ye gelmeden yanıt vermedi. Emeli, Yeşilköy’e kadar erişen Rus ordularının bu taarruzu durdurmak istemediği intibaını vermekti.

Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid de İngiltere ile telgrafla iletişim kurarak, destek istedi. Kıbrıs’ın kendilerine verilmesi kaydıyla Rusları durdurmaya çalışacağını ileten İngiltere’nin arzı kabul edildi. Bunun üzerine Ruslar, taarruzlarını Yeşilköy’de durdurdu. Bu sırada Osmanlı ve Rusya’nın temsilcileri Edirne’de mütareke görüşmeleri yapıyordu ve 31 Ocak 1878 tarihinde Edirne Ateşkesi imza atıldı. Ateşkese göre, Osmanlı kuvvetleri Küçükçekmece-Terkos hattına çekilecekti. Bu hattın 5 km önüne Rus askerleri yerleşecek ve iki kuvvet arasında tarafsız bir bölge oluşturulacaktı. Devam eden görüşmeler neticeyi taraflar, 3 Mart 1878 tarihinde ise Ayastefanos Antlaşması’na imzalaydı.

Ayastefanos Antlaşması Maddeleri

Ayastefanos Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu için zorlu maddeleri bulunan bir antlaşmadır. Antlaşma, 29 madde kapsamaktadır.

Antlaşmanın ehemmiyetli maddeleri şunlardır;

Osmanlı İmparatorluğu Romanya, Karadağ ve Sırbistan’ın bağımsızlıklarını kabul edecek ve bu ülkelerin hudutları genişleyecektir. Karadağ hududu Adriyatik Denizine kadar uzanacak, Sırbistan ise Niş’i alacaktır. Besarabya’yı Rusya’ya verecek olan Romanya’ya Dobruca kalacaktır. Bulgaristan, Osmanlı’ya bağlı özerk bir prenslik haline getirilecektir. Prensi ulus seçecektir; ancak prens Avrupa devletlerinden olmayacaktır. Prensliğin hudutları Tuna’dan Ege Denizine, Arnavutluk’tan Karadeniz’e kadar uzanacaktır. Rumeli’deki Hristiyanların ve Doğu Anadolu’da Ermenilerin yaşadığı yerlerde ve Bosna ve Hersek’te, Rusya ve Avusturya’nın hakimiyetinde ıslahatlar yapılacaktır. Osmanlı, Rusya’ya 1 milyar 410 milyon ruble savaş tazminatı ödeyecektir; bu tazminatın yalnızca 300 bin rublesi para olarak ödenecektir. Kalan kısmına karşılık Rumeli’deki bazı yerler, Kars, Ardahan, Batum ve Doğubayazıt Rusya’ya vazgeçilecektir. 1868 Nizamnâmesi uygulanacak olan Girit’te ıslahatlar yapılacaktır. Rus askerleri, antlaşma tarihinden itibaren 3 ay sonra Rumeli’yi, 6 ay sonra Doğu Anadolu’yu boşaltacaktır. Rus uyruğu, Osmanlı topraklarında Rus konsoloshaneleri himayesinde ticarete devam edebilecektir.

Ayastefanos Antlaşması Neticeleri

Ayastefanos Antlaşması, neticeleri itibariyle panslavizm politikasının bir başarıyı olarak görülmektedir. Antlaşma, bölgede Rusya’yı kuvvetlendirdi. Rusya, özellikle Balkanlar’da tamamen dominant bir konuma geldi. Bu vaziyet, Batılı devletlerde evhama yol açtı. Zira Rusya, Bulgaristan aracılığı ile sıcak denizlere inebilecekti. Birleşik Kraliyet’ın Hindistan’daki koloni bölgelerine erişmesi Ruslar tarafını yasaklanabilecekti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da Bosna-Hersek’i ilhak edemeyecekti.

Rusya’nın Osmanlı üzerindeki nüfuzu ve tek taraflı olarak bölgedeki politik balansı bozması, İngiltere başta olmak üzere öteki batılı devletlerin muhalefetine neden oldu. Batılı devletlerin bu sıkıntılılığını ve tepkisini fırsata dönüştüren Osmanlı İmparatorluğu, Kıbrıs’ın yönetini Birleşik Kraliyet’a vazgeçme koşuluyla Berlin Antlaşması’na Berlin Kurultayı zemin hazırladı. 13 Haziran 1878 tarihinde bir araya gelen Berlin Kurultayı’nde Ayastefanos Antlaşması’nın maddeleri tekerrür ele alındı ve değiştirildi. Böylece uyuşmanın ağır koşulları Osmanlı açısından rahatlamış oldu. Berlin Antlaşması sonrası Rusya’ya karşı elini kuvvetlendiren Osmanlı, Balkanlar’daki varlığını bir vakit daha korumayı muvaffak oldu. Böylece, Ayastefanos Antlaşması kağıt üzerinde kalmış oldu.

Ayastefanos Antlaşması Hakkında Notlar

Osmanlı-Rus Savaşı’na “93 Harbi” denmesinin nedeni Rumî takvimdir. Rumî takvime göre savaş, 1293 senesinde başlamıştır. Bu sene, miladî takvime göre 1877 senesine tekabül etmektedir. Osmanlı İmparatorluğu, 93 Harbi’nde tarihinin en ağır hezimetini yaşamıştır. Ayastefanos Antlaşması ile sonuçlanan 93 Harbi, Osmanlı’ya verdiği hasar nedeniyle “minik kıyamet” olarak tanımlanmıştır. Osmanlı, Rusya ile girdiği savaşta çok sayıda insan ve toprak kaybetmiş, popülasyon göçü yaşamış, tazminat ödemek zorunda kalmıştır. Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid, Almanya’yı da görüşmeye dahil ederek, Ayastefanos Uyuşması’nın kararlarının hiç uygulanmadan devre dışı kalmasını sağlamıştır. Uyuşma, Bulgaristan’da 545 senelik Osmanlı kontrolünü sona erdirmiştir. Antlaşmanın imza atıldığı gün Bulgaristan’da “Kurtuluş Günü” olarak kutlanmaktadır. Ayastefanos ve Berlin antlaşmalarından sonra Osmanlı ve Rusya barış içinde yaşamayı seçim etmiştir.