Son Haberler

Aura Nedir, Nasıl Geliştirilir?

-
Eylül 11, 2022
Aura Nedir, Nasıl Geliştirilir?

Aura Nedir, Nasıl Geliştirilir?

Aura, insanların etrafını sarmalayan ve evreleri bulunan enerji alanının ismidir. Teofizinin tahlil alanı içerisindelki bu kavram, insanın bedenini saran elektromanyetik alanla alakalı çalışır.

Auranın, bireyden bireye değişen renkleri vardır. Auranın geliştirilmesi gerekir. Bunun sebebi, insanlarla aralıksız enerji alışverişinde bulunmamız ve onlarla etkileşim halinde olmamızdır. Misalin, mutlu birinin yanında biz de mutlu sezeriz veya yeisli birinin yeisinden biz de kısmetimizi alırız. Aura’mızı kuvvetlendirirsek, negatif alışverişlerden kurtulma bahtını elde ederiz. Ayrıca özgüvenimiz çoğalır. Buna karşılık, galibiyet de çoğalacaktır. Aura ayrıca, hastalıklara karşı da bir kalkan tesiri görür. Aura, şayet yeterince kuvvetlenirse, içeriye olumsuz enerjinin sızmasını yasaklayarak hiçbir olumsuz tesirin bireyi etkilememesini sağlar. Aura’yı devirebilecek tek birey, insanın kendisidir.

Aura, iki değişik cinste bulunur. Biri spiritüel, ötekiyi eteriktir. Eterik aura, insanlar tarafından görülebilir. Zira, insan vücuduna takribî 20-25 cm uzaklıkta bulunur. Buna göre, dünyadaki tüm canlıların ve cansız nesnelerin aura’sı bulunur. Ancak, canlı varlıkların aurası daha net görünür ve tespit etilir. Bunun sebebi olarak, canlıları alana getiren atomların etkin yapıya sahip olması gösterilir.

Bedende muhtelif efor merkezleri bulunur. Bu efor merkezleri, çakra ismini alır. Bedeni sarıp sarmalayan aura, çakralarla beraber çalışır. Aura, beyaz ışığı emebilir ve bu ışığı çakralara iletir. İnsan aura’larının renkleri de bazı etkenlere göre değişir. Bu etmenler, şahsın ruh gidişatına da, kendisini geliştirme seviyesine de bağlıdır.

Dünyadaki her şey titreşim halindedir. Bu sebeple, insanların aura’sı da âlemle ebedî bir bağlantı ve etkileşim halindedir ve bunu sağlayan bu titreşimlerdir. Bir kimsenin aura’sı, etraftaki öteki insanların aura’larıyla da ilişki içerisindedir. İnsanların, aura’ları arasındaki etkileşim ve bağlantı şayet uzun sürerse, enerji alışverişi de doğru orantılı olarak çoğalacaktır.  

Aura’lar tabakalıdır. Aura’nın “etetik” sınan kısmında, safhanın tamamında ve etrafta bulunan tüm canlılardan yaşam enerjisi alınır ve bu enerjiler aktarılır. Psikolojik açıdan bakıldığında, ruhsal dünyayla iletişim akışı asıllaşır. Zekasal anlamda bakıldığındaysa, şahsın düşünme manayı da etkilenir.

Aura Nasıl Görülür?

Aynen astral seyahati sarihe çıkaran enerjide de olduğu gibi, aura’yı görmek için yapılan pratik de çok ışık almayan bir odada rahat bir yere oturarak reelleştirilebilir. Bunun için yapılması gerekenler şunlardır:

Birey, ellerini 30 saniye süresince süratle birbirine sürtmelidir.  
Sürtme operasyonunun ardından avuçlar birbirine bakacak ve aralarında azıcık mesafe olacak biçimde yakalanarak, ileri ve geri hareket ettirilir. Bu esnada, aralarındaki mesafenin değişmemesine özen gösterilir.  
Sonrasında, avuç içlerine bakılır.  
Avuç içlerinde dumana eş bir şey belirir. Bu arua’dır.  
Şayet bu operasyon her gün yinelenirse, aura rengarenk olarak görünmeye başlar.  

Aura Nasıl Geliştirilir?

Aura kuvvetlendirme usullerinden birinin ismi Işık Kulesi’dir. Bu usulü hakikatleştirmek için izlenecek adımlar şöyledir:

Uzun ve daha tesirli yol:

Derin ve düzgün biçimde soluk alınmalıdır ve bu soluk alım biçimi pratik süresince devam etmelidir.  
Tüm beden rahatlamalıdır.  
Yürürken düz, dik ve sakin olunmalıdır, kollar da gevşekçe iki yanda bulunmalıdır. 
Aynı biçimde, otururken de omurga dik olmalıdır
Ayaklar birbirine paralel şekilde yerleştirilmelidir.  
Eller, avuç içleri alta bakacak şekilde kalçaların yanında durabilir.
Şayet bir sağlık meseleyi bulunmuyorsa, birey pratik vaktince ayakta durmalıdır. 
Vücudu sarıp sarmalayan elips biçimindeki yoğun mavi parlak ışık gözün önünde canlandırılmalıdır. Bu ışık, bedenin hemen hemen 20-25 cm ötesine kadar erişir. Başın üstünde ve ayağın altında da 40 santimetreye kadar uzanır. Hakikatinde, ruhsal aura bundan daha büyük bir alanı kaplar ve tesiri altına alır. Genelde, gümüş renkli olarak canlandırılsa korunma emeline uygun olması açısından mavi renkte canlandırılması öneri edilir. Alanı daha ufak yakalama nedeni ise, lüzum dinlenen şartları yaratmak emeliyle ufak alanın daha ergonomik olmasıdır.  
Bireyi tümüyle çevreleyen bu yoğun mavi parlak ışık gözün önüne getirildikten sonra, aura’nın en üst noktasında başka bir deyişle başın azıcık üstünde de yeniden parlak ve beyaz renkli bir ışık küresi hayal edilir. Bu küre şahsın başına dokunmayacak biçimde düşünülmelidir. 
Dikkat, kürenin üzerine yoğunlaştırılır. Bu sayede, kor gibi yanan ve magnezyum gibi beyaz ve parlak hale gelmiş bir küre oluşur. Bu esnada, şahsın yukarıya bakmasına lüzum yoktur. Sadece bu parlak beyaz kürenin varlığını yoğun şekilde sezmeye çalışması yeter gelecektir. Bu görsellik, şahsın yüksek varlığının ışığı olarak düşünülür, birey bu ışığı temsil etmesi için bu görselliği yaratır. Hakikatinde, ışık gerçekten oradadır. Ellenmesine, değilmesine gerek yoktur. Zira bu, fiziksel varlıkla değil, şuurlu varlıkla sezilen ve tespit edilen bir ışık-yüksek varlık karışımıdır.  
Bu sırada, iki değişik görselin tamamen farkında olunmalıdır: Birincisi, tümüyle içinde bulunulan yoğun parlak mavi elips. İkincisi, başın üzerindeki yoğun parlak beyaz küre. Bu iki görsel de zati oradadır ancak birey konsantre olarak bu enerjilerin yoğunluklarını artırır. 
Beyaz küreyi bir simgeymişçesine gözünün önüne getiremese de, birey bu kürenin hakikat ve ilahi eforun bir parçasını temsil ettiğine inanmalı ve kabul etmelidir. Ardından, azami pozitif enerjilerin zekâsında gezmesine izin etmelidir. Bu düşünceler, tüm benliği helezoniyidir. 
Birey, hazır sezdiğinde, bu ihtişamlı ve göz kamaştıran kürenin beyaz renkli bir ışık saçtığını görmeye başlamalıdır. Bu ışık, içinde gümüş parıltılar da bulundurur. Evvel şahsın aura’sını, sonrasındaysa, canlı bir şekilde bireye doğru akarak tüm benliğine nüfuz eder. 
Bu safhadan sonra, birey aura’sının dış zarı çok canlı, yoğun bir mavi elips halindeyken, içinin bembeyaz ışıkla dolduğunu görür. Konsantrasyonunu çok tesirli şekilde sürdürebilirse, bu imajı tamamen canlı, yaşayan, hareket eden ve kendinden karşılık bir reellik olarak görür. Bu parlaklık, sürekli şahsın çevresindedir. Her Zaman, şahsın kendisine doğru akar. Her şeyin kaynağıdır. Bu sebeple asla tükenmez. Aralıksız şahsın çevresindedir, dolaşım halindedir, pırıltılı, sert ve besbelli hatlara sahiptir. İlahi eforun muhteşem bir bulgusudur. Bu sayede, birey bu aura’nın içimde çok mutu ve kendisinin farkında bir şekilde yaşamına devam eder.  
Birey, arua’sının zati var olduğunu, ancak bunu kuvvetlendirmek için özellikle mücadele gösterdiğini fark etmelidir.  

Kısa yol:

Birey hemen çevresinde, kendisini saran, parlak ve mavi renkte bir aura elipsini düşünür. Başın üstünde ise aşikar bir şekilde, yüksek benliğin sembolü olan parlak ve beyaz bir küre vardır. 
Başın üstündeki parlak küre fark edilir ve hayali kurulan bir simge olmasına karşın, hakikatinde ilahi ve ebedî eforun bir parçasını temsil ettiğini öğrenir ve bu temsille beraber kendi azami varlığına erişeceğini düşünür. Bunun için de azami iyiliği emeller. 
Parlayan beyaz küre, çevresine beyaz ışıklar saçar. Bu ışık, içi gümüş pırıltılarla dolu, şahsın aura’sına doğru akan ve kendisine nüfuz eden bir ışıktır. Aura’nın sert ve kesin hatlı dış kabuğu, mavi çizgilerle kendini emin eder. 
Lüzum dinlendiği sürece, birey bu canlandırmayı sürdürebilir.  
Birey, bu imajın şuurundan uzaklaşmasına izin verse bile, bu aura gözetmesi görünmez şekilde hala şahsın etrafındadır.