Son Haberler

Atilla İlhan

-
Eylül 16, 2022
Atilla İlhan

Atilla İlhan

Edebiyatımızın en renkli ve en karizmatik adamlarından birisidir Atilla İlhan. Bütün anlamıyla çok güzergahlı, bir hayli şairde bulunmayan çalışma ve hayat disiplini olan bir düşünürdün. Çok etkindir ve gerçekten de can verene kadar hiç ama hiç durmamış, devamlı üretmiş, yazmış, var olmuştur.

Yakışıklı bir adamdır 1925 Menemen doğumlu olan şairimiz. Babası Muharrem Bedreddin İlhan,  kardeşi ise Çolpan İlhan’dır. Babası avukat kardeşi Çolpan İlhan ise Rahmetli Sadri Aşina’ın eşi dolayısıyla Kerem Aşina’ın annesi ve oyuncudur. Atilla İlhan 2005 senesinde ölüm etmiştir ama Çolpan İlhan hala tüm hoşluğu ile hayattadır. Şuan ise 77 yaşındadır.

Atilla İlhan 1925 senesinde doğduğu İzmir’de ilk ve orta öğretimine başladı. Karşıyaka Cumhuriyet ilkokulunu, Karşıyaka Ortaokulunu tamamladı. Son durağı yeniden memleketi olan İzmir Atatürk Lisesi oldu. Bu esnada Nazım Hikmet’in şiirlerini okuma, yayma ve saklı teşkilat kurma kabahatlerinden 16 yaşına hapsedildi. Hakikatinde bu oldukça enteresandır. Evet, bu yarıyıllarda Nazım Hikmet yasaktı ama şu biçimde yasaktı: Bulundurulabilir, satılabilir ama okunamaz… Atilla İlhan’da 16 yaşında kıpır kıpır bir genç ve sevdiğe kıza Nazım Hikmet’in şiirini yazıyor ki bahsedilen “Yayma” kabahati yalnızca bundan ibaret. Atilla mektepten uzaklaştırılıyor. Hapsedilen Atilla İlhan babasının tüm itirazlarına karşın uzun bir vakit nezaretinde kalıyor. Manisa Us Hastalıkları Sağlık Kurumunda üç hafta müşahede altında tutuluyor. Bu nezaret sırasında yaşının da verdiği bir coşku ile Nazım Hikmet’i korunuyor. Bunun üzerine iki ay mapusta uyuyor. Cezaevinden çıkınca ise ona “Türkiye’nin hiçbir okulunda okuyamaz.” yazılı bir belge veriliyor.  Bu belge ile 1944 senesine kadar hiçbir mektebe kaydolamıyor. 1944 senesinde babasının uğraşları neticesinde ise mektep yasağının bozulması ile İstanbul’da Işık lisesine yazılıyor.

Atilla İlhan bu yarıyıllarda da şiir yazıyor ve hiç hoşlanmadığını söylediği CHP’nin şiir mükâfatını kazanıyor.

Atilla İlhan, Hukuk fakültesine kaydolduysa da okulunu yarım vazgeçiyor zira 1948 senesinde hayranı olduğu Nazım Hikmet’e destek için Paris’e kaçıyor. Paris senelerinde Fransızcasını ana dili kadar iyi konuşur hale geliyor. Dil ile de kanaat etmeyen İlhan, Fransız cemiyet yapısını, sosyolojik yapısını güçlü bir biçimde analiz ediyor.  Ayrıca Atilla İlhan, Sosyalizmi de çok iyi öğreniyor.

1944 başka bir deyişle CHP mükâfatını aldıktan sonra İstif, Gün gibi mecmualarda şiirleri yayınlanmaya başlıyor. 1948 senesinde ise Paris’deri yurda dönüşünde ilk şiir kitabı olan “Duvar”’ı kendi imkânları ile basıyor.

Atilla İlhan kendi şiirinde bahseder hakikatinde halet-i ruhiyesinden. “ Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz” der. Doğru da söyler. Hayatı süresince yolcuklar etmiş ama en çok İzmir – İstanbul – Paris üçgeninde nezaketi karakteri şekillenmiştir.

1950 senesinde Türkiye Sosyalist Partisi’ne girdi. Reel gazetesinde çalıştı ve bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğradığı sırada yine Paris’e gitti ki bu da 1951 senesine tekabül eder. 1925 senesinde Türkiye’ye döner ve hakikatinde bütün olarak da o zaman tanımaya başlar.

Atilla İlhan, saldırgan bir şairdir hakikatinde. Edebiyat camiasında münazara etmediği birisi hemen hemen yok gibidir. Evvel Esrarengiz akımına karşı çıkar ve genç şairlerden oluşan bir Mavi hareketi başlatır. Mavi hareketi Atilla İlhan tarafından çok umursanabilir ama şuan edebiyat dünyasında pek de kayda değer bir akım değildir; yalnız şu da bir reeldir ki Atilla İlhan’ın kitleleri arttan çeken bir yapısı vardır. Bunu ses tonu ve tiyatral yapısı ile sağlanır. Bu mevzuda başta dediğimizi gibi Atilla İlhan oldukça karizmatik bir adamdır.

Vatan gazetesinde sinema eleştirmenliği yazdı ki zati sinema bakış açısına oldukça hâkim olan bir düşünürdü. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki Atilla İlhan kendini asla bir şair olarak belirlemez. En azından yalnızca kendisini bir şair olarak belirlemez. Atilla İlhan’a göre kendisi bir düşünürdür. Bu bakımdan yazımızın bir hayli yerinde şair yerine bu ibareti kullanmayı uygun buluyoruz.

Atilla İlhan askerliğini yaptıktan sonra senaryo yazarlığını yaptı ve 1962-65 seneleri arasında Paris’te yaşadı. Aynı zaman Demoktrat İzmir’de gazeteciliği sürdürdü ve gazetenin genel yayın rejisörü oldu. Bu arada şunu söylemekte fayda var, Atilla İlhan, TKP ile arasında ciddi miktarda bir mesafe koymuş ve korundukları şeylerin aynı olmadığını belirtmiştir.

1973 senesinde Ankara’ya taşınan Atilla İlhan, bu zamanlarda Bilge Yayınevinde çalışmıştır.

İlk şiiri 1941 senesinde Balıkçı Türküsü adındaydı ve Yeni Edebiyat mecmuasında çıkmıştı. Atilla İlhan daha sonra takma isimler kullanarak ki bunlardan birisi de Beteroğlu takma ismidir epopesi özellikte şiirler yazdı.

Acayipçileri ve daha önceki cemiyetçi asılcıları tenkit etti. Bunun yerine Atatürk’e feza olan, kökü Atatürkçülüğe bağlı olan bir cemiyetsel reelci şiir yapısını önerdi. Bu tekliflerini temel alan yazılarını Yeditepe ve Mavi mecmualarında 1952-54 seneleri arasında yayınladı. Atilla İlhan’ın Kemalizm fikri sol görüşlüdür ki İsmet İnönü’yü yalanlar. Atilla İlhan ulu önder Gazi Mustafa Atatürk’ü anlatan “O Sarışın Kurt” isimli romanı da vardır.

Atilla İlhan’ın şiiri stilini ilk kitabından son kitabına kadar gözetmiştir. Bu ehemmiyetlidir zira her şair bunu yapamaz. Atilla İlhan elbette kendini geliştirmiştir ama değiştirmemiştir. Nitekim Atilla İlhan’ın ismini duyurmuş tam şiirleri ilk şiir kitaplarında yer almıştır.

Atilla İlhan, kendi şiirini kendi yazılarını oldukça sıkı takip eder. Hatta şayet şiiri yanlış anlaşılır ve yanlış anlatılırsa anlatıcıya ateş püskürür. Bu bakımdan Atilla İlhan, okuyucuyu hür vazgeçmez, onun şiiri okuyucunun kendi özgür istemi ile kavraması ile değil de şairin okuyucuya istediği duyguyu vermesi ile tarif edilir.

2005 senesinde ölüm eden şair, romancı, gazeteci, eleştirmen, düşünür ve fikir adamı hala saygıyla anılmakta, şiirleri dilden dile gezmektedir.