Son Haberler

Atatürk’ün Kişisel Özellikleri

-
Eylül 5, 2022
Atatürk’ün Kişisel Özellikleri

Atatürk'ün Kişisel Özellikleri

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk, cepheden cepheye savaşarak ve yeni kurduğu Türk devletini inkılâplarla geliştirmek için çabalamış bir devlet adamıdır. Bu özellikleri onun Türk ulusunun lideri olmasında büyük ehemmiyet taşımaktadır. Fakat Atatürk’nam bu özelliklerinin yanı gizeme pek çok kişisel özelliği de bulunmaktadır. Bu özellikler şunlardır:

Vatanseverlik

Vatanseverlik, Atatürk’nam en önemli kişisel özelliklerinden birisidir. Vatanını ve milletini en saf ve en derin duygularla hoşlanmak onun en belirgin özelliğidir. Vatan müdafaasını hayattaki her şeyden üstün gören Atatürk, vatanı için canını dahi verebilecek bir kişiliğe sahiptir. Atatürk’nam vatan sevgisi ve milletine olan inancı aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında da önemli bir rol oynamıştır. “Türklerin vatan sevgisi ile dolu göğüsleri düşmanların melun ihtiraslarına rağmen daima bir duvar gibi yükselecektir.” laflariyle vatan sevgisinin her vatandaşın içinde olması gerektiğini vurgulamıştır. Atatürk, kişisel egemenliği kaldırıp egemenliği milletin himayesine vererek bir defa daha vatan ve millet sevgisini ortaya koymuştur. Ayrıca Sakarya Alan Muharebesi’nde askerlerine söylediği “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh, tam vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez.” laflariyle de vatanseverlik duygusuyla Türk ordusuna büyük bir zafer kazandırmıştır.

İdealistlik

Atatürk’nam Türk ulusunun en büyük lideri olmasını sağlayan en önemli özelliklerin biri de idealistliğidir. Atatürk’nam en büyük ideali ise, Türk milletini modern ve muasır medeniyetler seviyesine yükselterek refah bir hayat düzeyinde yaşamasını sağlamaktır. Savaştan yeni çıkmış bitkin ülkeyi geliştirmek ve zenginleştirmek için çok çalışmış ve büyük devrimler yapmıştır. Bu çalışmalar ve devrimler Atatürk’nam ideallerinden asla vazgeçmediğinin bir göstergesi niteliğindedir. Onuncu Sene Hitabeyi’nda az zamanda büyük işler muvaffak olunduğunu ancak bunların da hiçbir zaman yeterli olmayacağını belirtmesi de idealistliğini ispatlamaktadır. Aynı zamanda “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.” diyerek idealist düşüncenin ehemmiyetini vurgulamıştır. Atatürk’nam tam ilkeleri ideallerini gerçekleştirmeye yönelik ilkelerdir.

İleri Görüşlülüğü

Atatürk, ileri görüşlülüğü sayesinde vakaların gidişatını değerlendirerek isabetli bir şekilde tespit etmiştir. Vakaların gelişmesini sezgileriyle değerlendirerek neticeleri hakkında kararlara varmıştır. Özellikle askeri hadiselerde, savaşlarda düşmanın nereden saldıracağını doğru tahmin ederek büyük zaferler elde etmiştir. Çanakkale Savaşı’nda düşmanın nereden çıkarma yapacağını tahmin ederek, gerekli tedbiri almış ve düşman birliklerini büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Bu yenilgi neticeyi I. Dünya Savaşı’nın seyri büyük oranda değişmiştir. 1932 senesinde yaptığı bir gezide söylediği “Kırk yüzyıllık Türk yurdu, düşman elinde vazgeçilemez.” laflariyle Hatay’ın bir gün Türk topraklarına dahil olacağını öngörmüştür. Atatürk, “Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yetmez. Emin ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gereklidir.” diyerek de ileri görüşlülüğün ehemmiyetini bir defa daha vurgulamıştır.

Liderlik

Atatürk, iyi bir liderin sahip olması gereken tam özelliklere sahip bir devlet adamıdır. Yerinde ve zamanında aldığı kararlarla, bu kararları kesinlikle taviz vermeden uygulamasıyla, kibar ve dürüst tutumlarıyla, emri altında çalışanlara emir veriş stiliyle her zaman misal bir lider olmuştur. Sürekli teftişler yaparak kendini göstermiş ve emri altında çalışanlara motivasyon vererek verimli çalışmalarını sağlamıştır. Devlet yönetiminde ve askerlik yaşantısı süresince maceracı bir davranış içinde bulunmamıştır. Yapacağı işlerde ani kararlar almak yerine, enine boyuna ve hadisenin sonrasında yaşanacakları düşünerek kararlar almıştır. Atatürk, “Bir işi zamansız yapmak, o işi bozmak, galibiyetsizliğe uğratmaktır. Her şey sırasında ve zamanında yapılmalıdır.” diyerek, liderlikte sabırlı olunmasını ve atılan adımlara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Liderlik özelliği hakikatinde, Atatürk’nam tam kişisel özelliklerinin bir araya gelmesiyle oluşan bir özelliktir. Atatürk, kişisel özelliklerinin tümünü yöneticiliğine ve liderliğine yansıtmıştır.

Sarih Laflılık

Atatürk, oldukça sarih laflı bir kişiliğe sahiptir. İnandığı doğruları büyük bir cesaretle söylemekten çekinmemiştir. Askerlik yaptığı yarıyılda üstlerine karşı fikirlerini korkmadan söylemiştir. Zaman zaman başına tasa açılsa da, doğru bildiklerini sarihçe ifade etmekte ısrarcı olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’na girmemesi gerektiğini devlet yöneticilerine de belirtmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde, memleketin içinde bulunduğu vaziyeti ulusuna anlatmış, halkının da bilmesi gerektiğini düşünmüştür. Atatürk, “Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda zorunlu olmayan bir gizemi kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Zira ben bir ulus adamıyım. Ben düşündüklerimi daima ulusun karşısında söylemeliyim. Yanlışım varsa ulus beni tekzip eder.” diyerek fikirlerin sarihçe söylenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Karşısındaki insanların da her zaman fikirlerini sarih laflı bir şekilde ifade etmesini beklemiştir.

Manalılık ve Gerçekçilik

Gerçekçi bir kişiliğe sahip olan Atatürk, us ve bilime aşırısıyla önemseyen bir kişiliğe sahiptir. Hadiselere bilim insanı gözüyle bakarak gerçeği bulmak için daima çabalamıştır. Meselelere, usçu bir görüşle yanaşmayı ilke edinmiştir. Gerçeği aramak, gerçekçi konuşmak Atatürk’nam tam ilkelerini oluşturan bir yöntemdir. “Biz daima asıl arayan ve onu buldukça, bulduğumuza inandıkça ifadeye cüret gösteren adamlar olmalıyız.” laflari, Atatürk’nam yönetimde de gerçekçiliği temel aldığını göstermektedir. Sorunlara hayal eforu ile yanaşmak, us ve mana dışı düşünmek, önyargılara göre hareket etmek, araştırma yapmadan adım atmak; gerçeği arama düşüncesiyle ters düşmektedir. Bu düşünceye göre, us ve mananın çözemeyeceği hiçbir mesele yoktur. Atatürk’nam “Biz ilhamımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydolan yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.” laflari de hayatta hiçbir şeyin hurafelere ve palavralara inanarak gerçekleşmeyeceğini göstermektedir. Aynı zamanda Atatürk’nam gerçeği arama eforu; akla, anlama ve bilime verdiği ehemmiyetten ileri gelen bir kişilik özelliğidir. Bunun nedeni ise usçuluk ve manacılık, devlet yönetimi ve cemiyet yaşantısında hurafelerden kurtularak gerçekçiliğe yanaşılmasını sağlamaktadır.

Eğitimcilik

Atatürk, eğitim ve öğretime aşırısıyla ehemmiyet gösteren bir liderdir. Bu da onun kişiliğinde yer edinen eğitimcilik özelliğinden ileri gelmektedir. Birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da yaptığı yeniliklerle ulusunun çağ sıçramasını sağlayan Atatürk, büyük bir eğitimci ve aynı zamanda “başöğretmen”dir. Yeni alfabenin kabul edilmesinin ardından kara tahtanın başına geçerek millete yeni alfabeyi bizzat kendisi tanıtmıştır. Eğitimci kişiliğinden dolayı “başöğretmen” unvanına layık görülmüştür. Atatürk, milli eğitimle çok yakından ilgilenmiştir. “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir cemiyet olarak yaşatır; ya da bir milleti esirliğe ve sefalete terk eder.” diyerek eğitimciliğin bir ulus için en önemli etmenlerden birisi olduğunu vurgulamıştır. Aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nı ve ardından yaptığı inkılâpları ikna ediciliği ve öğreticiliği sayesinde muvaffak olmuştur. Bu bakımdan Atatürk’nam büyük bir eğitimci özelliği taşıdığı görülmektedir. Ayrıca “Okullarda hoca vazifesinin güvenilir ellere teslimi, memleket evlatlarının o vazifeyi kendine hem bir iş, hem bir ülkü sayacak bilgili ve saygıdeğer hocalar tarafından yetiştirilmesini temin için, öğretmenlik diğer yüksek işler gibi tedricen ilerlemeye ve herhalde refah teminine müsait bir iş haline konulmalıdır. Dünyanın her tarafında hocalar insan topluluğunun en fedakâr ve saygı değer parçalarıdır.” diyerek, eğitimciliğin gönülden yapılması gereken bir iş olduğunu vurgulamıştır.

Tüm bu özelliklerin yanı gizeme Atatürk’nam çok fazla ön tasarıda olmayan kişilik özellikleri de bulunmaktadır. Bu kişilik özellikleri ise şu şekildedir:

Çok istikametli düşünmesi
Gurura yer vermemesi
İnsan ve millet sevgisi
İyi kalpliliği
Rehberliği ve öncülüğü
Sistemli ve tasarılı çalışması
Sanatseverliği 
Ümitsizliğe karşı durması
Sabırlı ve disiplinli oluşu
Dine olan bağlılığı ve sevgisi