Son Haberler

Asit Yağmuru Nedir, Zararları Nelerdir?

-
Eylül 13, 2022
Asit Yağmuru Nedir, Zararları Nelerdir?

“Asit Yağmuru” terimi, atmosferde bayağı ölçülerden daha fazla nitrik ve sülfürik asit kapsayan kuru ve yaş çökeltilere verilen genel bir addır. Öncülleri olan ve asit yağmurları için lüzumlu kimyevi şartlara neden olan koşullar, volkanlar ve çürüyen nebat örtüleri gibi natürel kaynaklar olabileceği gibi fosil yakıtlarının yanması neticeyi ilk olarak ortaya çıkan sülfür dioksit SO2 ve nitrojen oksitler NOx sebebi ile de, başka bir deyişle insan eliyle de ortaya çıkabilmektedir. Misalin Amerika’da, barbarca sülfür dioksitin üçte ikisi, nitrojen oksitlerin ise dörtte biri, kömür gibi fosil kaynakları yakarak elektrik üreten santrallerden gelmektedir. Asit yağmurları, bu gazların atmosferde su, oksijen ve değişik kimyeviler ile etkileşime geçip muhtelif asidik bileşimler oluşturması neticesinde alana gelmektedir. Netice sülfürik ve nitrik asitten oluşan yumuşak çözeltilerdir. Elektrik kuruluşlarından ve değişik kaynaklardan sülfür dioksit ve nitrojen oksit gazları salındığında, var olan rüzgarlar bu gazları ülkelerin her tarafına hatta ülke dışına suratlarca km öteye götürebilmektedirler. 

Islak Çökeltiler

Islak çökelti, asit yağmurları, sisler ve karlardır. Şayet havada bulunan asidik kimyeviler rüzgarlar sayesinde havanın nemli ve yağışlı olduğu bölgelere götürülürlerse, asitler yere yağmur, kar ya da sis halinde düşmektedirler. Bu asitli sular yerin yüzeyinde ve yerin altına doğru aktıklarından, pek çok nebat ve hayvanı etkilemektedirler. Bu tesirin büyüklüğü pek çok etkene bağlıdır. Misalin suyun ne kadar asidik olduğu, asit yağmurunun gözlemlendiği toprağın kimyası ve asit yağmurlarına direnç kapasitesi ve bu suya bağımlı yaşayan balıkların, ağaçların ve tam değişik canlıların cinsi, asit yağmurlarının ne kadar tesirli olabileceğini gösterebilecek kimi faktörlerdir.

Kuru Çökeltiler

Havası kuru olan bölgelerde asidik kimyeviler toza ve dumana karışabilirler ve toprağa kuru bir çökelti halinde düşebilirler. Bu alanlarda kimyeviler toprağa, yere, ağaçlara, binalara, konutlara, otomobillere vb. yapışırlar. Yüzeylere yapışarak biriken bu kimyeviler, daha sonradan gelen bir yağmur kasırgası ile yüzeyden koparak toprağın üstünde ve toprağın içerisine doğru akan bir hale gelebilmektedirler. Yüzeyde biriken kimyevileri alıp götüren bu su çok daha asidik olabilmektedir. Atmosferdeki asidik kimyevilerin alt yukarıya yarısı toprağa kuru çökeltiler halinde tekerrür düşerler.

Asit Yağmurlarının Hasarları

Asit yağmurları göllerin ve akıntıların asitleşmesine neden olurlar ve yükseklerde yaşayan ağaçlara misalin iki bin feetden yüksekte yaşayan alaçamlara ve alıngan orman topraklarına hasar verirler. Dahası asit yağmurları, tekerrür inşa edilemeyecek tarihi binalar ve heykeller de dahil olmak üzere binaların yapı malzemelerinin ve boyalarını bozulmalarını süratlendirirler. Yere düşmeden evvel sülfür dioksit SO2 ve nitrojen oksit NOx gazları ve bunların türevleri olan sülfatlar ve nitratlar, cemiyet sıhhatine gözle görülür hasarlar verirler ve hayat niteliğini düşürürler.Asit yağmurlarının tek tek balıklara hasar veren veya onları öldüren, balık popülasyonunun rakamını eksilten, su kütlesinden emin bir cinsi tamamen ortadan kaldıran ve biyolojik spektrumu eksilten çoklu tesirleri vardır. Asit yağmuru bir akarsunun çevresindeki toprağa düşüp dereye doğru aktığı zaman, bu topraklarda bulunan alüminyum hür kalarak dereye veya göle karışır. Bu sebeple akarsunun veya gölün pH’ı düştükçe başka bir deyişle asitliği çoğaldıkça, içerisindeki alüminyum ölçüyü de çoğalır. Hem düşük pH hem de yüksek alüminyum, balıklar için zehirlidir. Bununla birlikte düşük pH ve yüksek alüminyum seviyesi balıkları öldürmese dahi onlarda kronik bir stres oluşturur ki bu da balığın cılız ve minik kalmasına, besin ve yaşam alanı için rekabet edememesine yol açar. Bazı cins nebat ve balıklar asitliği çoğalmış suları tolere edebilmektedirler. Ancak değişik kimileri asitliği artan sulara direnemeyerek yok olurlar. Genelde cinslerin genç fertleri etrafsal faktörlere erişkinlerden daha duyarlılardır ve bu faktörlerden daha çok etkilenirler. Misalin pH 5 iken balık yumurtalarının geneli çatlayamaz. Daha düşük bazı pH’larda bazı erişkin balıklar da yaşayamaz. Hatta bazı asit göllerinde balık yaşamı yoktur. Biyolojik organizmalar ve onların yaşadıkları etrafın toplamına ekosistem denir. Bir ekosistemde yaşayan nebatlar ve hayvanlar çok yüksek oranda birbirlerine bağımlılardır. Misalin asit yağmurları sebebi ile asitliği artan bir gölde kurbağalar görece asitliğie çok daha dayanıklı olabilirler ancak onlar harcadığı böceklerin, misalin mayıs sineğinin, asitliğe olan hoşgörüyü daha az olduğundan yaşayamayacaktır ve bu da kurbağaların gıda kaynaklarından bir kısmının yok olması anlamına gelecektir. Sulak bir ekosistemde yaşayan pek çok balığın, nebatın ve böceğin birbirleri ile olan bağı sebebiyle pH’da veya alüminyum seviyelerinde olabilecek farklılıklar tam ekosistemi tesirler. Bu sebeple göllerin, ırmakların ve bataklıkların asitlik oranı çoğaldıkça bu sularda yaşayan nebat ve hayvan cinsleri ve rakamları da azalır.Asit yağmurları genellikle ağaçları doğrudan öldürmez. Bunun yerine yapraklarına hasar vererek, beslenme olanaklarını eksilterek ve toprak taşıtı ile zehirli olan maddelere ağaçları maruz vazgeçerek onları zayıflatırlar. Pek çok zaman ağaçların hasar görmesi ya da vefatı, asit yağmurlarının bu gibi tesirlerinin yanında bir ya da birkaç değişik tehdidin de birliktesi oluşması ile görülür. Bilim adamları asit yağmurlarının topraktaki faydalı yiyecekleri çözerek, daha ağaçlar ve değişik nebatlar onları kullanamadan bu yiyeceklerin uzaklaşmalarına neden olduklarını öğrenirler. Ve yeniden ortaya çıkan alüminyum gibi kimi bazı zehirli maddeler de ağaçlar ve değişik nebatlara hasar vermektedirler. Bu iki hasarlı tesirin sentezi, başka bir deyişle hem faydalı yiyeceklerin uzaklaşması hem de hasarlı kimyevilerin ortaya çıkması nebat hayatına hasar verir. Öte yandan ağaçların bulunduğu topraklar asit yağmurlarına dayanıklı olsalar bile asit yağmurları bu ağaçlara hasar verebilmektedir. Özellikle yükseklerdeki ağaçlar asit yağmurlarından daha fazla maruz kalırlar zira zehirli gazların bulunduğu bulutlar yüksek kesimlerde daha çok bir araya gelme meyildedir. Daha sonra asit yağmurları bu ağaçların üzerine düştüğünde yapraklarındaki ve iğnelerindeki faydalı bazı maddeleri de birliktesi götürür. Bu faydalı maddelerden yoksun kalan yapraklar sebebi ile ağaçlar kış soğuğu etrafsal etmenlere karşı daha kırılgan ve duyarlı bir hale gelirler.Asit yağmurları pak yağmurlar gibi görünür, kokar ve tatları da pak yağmurlar ile aynıdır. Asit yağmurlarının insanlara hasarı doğrudan olmaz. Bir asit yağmurunun altında yürümek veya asit yağmurları sebebiyle pH’ı düşmüş bir gölde yüzmek ile pak bir yağmur altında yürümek veya pak bir gölde yüzmek arasında bir fark yoktur. Ancak asit yağmurlarına neden olan sülfür dioksit SO2 ve nitrojen oksit NOx gibi gazlar insan sıhhatine hasarlılardır. Bu gazlar atmosferde sülfat ve nitrat partikülleri oluşturmak üzere etkileşimlere girerler ve rüzgar taşıtı ile uzun mesafeler kat edebilirler. Üstelik bu partiküller insanlar tarafından akciğerler taşıtıyla solunabilirler. Pek çok bilimsel araştırma, bu hasarlı ince partiküller ile insanlarda görülen hastalıkların astım ve bronşit gibi kalp ve akciğer rahatsızlıklarından kaynaklanan erken vefatların arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir.