Son Haberler

Asaf Halet Çelebi

-
Eylül 14, 2022
Asaf Halet Çelebi

Asaf Halet Çelebi

Türk edebiyatında unutulan, kıyıda köşede kalan ama bu vaziyeti hak etmeyen bir şairdir. Bu kenara itikliğinin sebebi ise şüphesiz şiirinde kullandığı karışık ve anlaşılmaz dildir. Nitekim kendi şiirini düz yazılarında açıklamış birisidir ama elbette ki azıcık külfetli bir şair olduğu için umursanmamıştır. Şimdi biz bu kıymetli şairin yaşamından ve azıcık da şiir dünyasından bahsedeceğiz.

Yaşamı

İstanbul 1907 doğumludur. Gerçek İstanbulludur. Dâhiliye Gözaltıyı görevlilerinden Mehmet Sait Halet Beyin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Galatarasay’da yaptı. Sanayi-i Nefise Okuluna girdiyse de kısa bir vakit sonra dağılarak Adliye İş Okuluna geçti. Üsküdar Asliye Ceza Duruşması zabit kâtipliğinde bulundu, Osmanlı Bankasında, Deniz Yolları Yönetinde çalıştı. Can Verdiğinde Edebiyat Fakültesi Felsefe Kısmı kütüphane görevlisiydi. 1958 senesinde 51 yaşına can vermiştir, kabri ise Beylerbeyi Küplüce’dedir.

Asaf Halet Çelebi’nin soy adı gerçeğinde Çelebi değildir, Mevlana’ya dinlediği sevgi ile soy adını Çelebi olarak almıştır. Rastgele bir akrabalık ilişkisi yoktur Mevlana ile.

Asaf Haleti nevi bireyine münhasır birisidir. Özelikle giyim stili ile çok dikkat toplamış hatta semtin çocukları tarafından alay mevzusu olmuştur. Aralıksız cebinde taze bir karanfil taşır ve bu karanfili canlı yakalamak için de cebinde, karanfilin olduğu cebinde, küçük bir su kesesi meblağ. Üstelik üstüne bir – iki beden dar gelen şeyleri giydiği için de oldukça fazla şakaya maruz kalmıştır.

Şairimizin bir öbür meçhul istikameti ise Türk müziğini çok iyi öğreniyor olmasıdır. Hatta Türk sanat müziğindeki bazı yanılgıları ortaya çıkarmış ve bunun hakkında bir hayli yazı yazmıştır. Bu yazıları Hakan Sazyek tarafından derlenmiştir.

Yukarıyada da belirttiğimiz gibi yaşamının bir kısmında hatta büyük bir kısmında kütüphane memuru olarak çalışmıştır. Başka Bir Deyişle okuyacak çok zamanı olmuş ve gerçeğinde şiirlerinin esasını da bu okudukları oluşturmuştur. Bir Hayli şiirinde de dünyayı etkileyen felsefe sistemleri Budizm gibi mevzu edilmiştir. Hatta bu felsefe sistemlerinin özel adlandırılmalarını da – Sidharta, Mara gibi- şiirinde işlemiş ve belki de bu surattan anlaşılamaz hale gelmiştir. Her ne kadar düz yazılarında şiirini ne üzerine inşa ettiğini açıklasa da yeniden de pek dinlenmemiştir sesi.

Şiir Serüveni

Gençlik senelerinde yazdığı gazel ve rubaîleri yayınlamayan Asaf Halet Çelebi, Ses mecmuasında 1938 senesinde çıkan hür vezinli şiirleri ile tanındı. Daha sonra Saldırı, Cadde, Servet-i Fünun – Uyanış mecmualarında ve Gün gazetelerinde yayımlanan şiirleriyle dikkat çekti. Bu şiirlerde bir yandan Doğu kültürünün egzotik, mistik ve sıcak yapısı varken bir yandan da Batı’nın hür şiir kavrayışı vardı. Şiirleri soyuttu ve yarıyılında soyut şiirinin tek temsilcisi oldu.

Şiirleri “ …Yapı bakımından, çoğu masallardan, dinlerden veya şairin rüya ve hayallerinden gelme sembollerini direnir.” Mehmet Kaplan’ın bakış açısına göre ki bu bakış açısı tamamen doğrudur. Ayrıca yeniden Mehmet Kaplan’a göre şiirinde uyumdan çok psikolojik muhteva ile hayal ve masal unsurları vardır. Onun şiirlerinde bir bağ vardır, bir tümevarım.

Gerçekten de Asaf Halet bütüncül bir yaklaşım sunar şiire karşı. Şiirde bir gazete kupüründen alınma haber de olabilir şair için ama şair bunu öyle bir işlemelidir ki şiirin tamında bu fark edilmemelidir. Bu bakımdan Kaplan ona geçimsizliğin şairi demiş olabilir. O, tek tek dörtlüklerle hatta mısralarla uğraşmaz; tam ile uğraşır ve şair bu istikameti ile Yahya Kemal ve takipçilerini ufalar.

Asaf Halet’i Yahya Kemal ve takipçilerinden ayırma gereği duyduk zira Asaf Halet bir Saf Şiir taraftarıdır. Saf Şiir’in o zamanki çekirdek kadrosunun başı Yahya Kemal’dir. Ayrıca Asaf Halet’in ilk yazısı da Saf Şiir kavrayışı üzerine ve gerçeğinde bir Sembolist tanıtım yapılmıştır. Hatta şiirin uğraşarak yapılabileceğini söylüyor, çalışma ile inşa edilebileceğini söylüyor. Başka Bir Deyişle; Yahya Kemal’in mükemmeliyetçi kavrayışı ile tamamen anlaşıyor ki bizde onu Yahya Kemal’den ayırmanın zorunluluğunu duyduk. Ayrıca Asaf Çelebi, şiir ile hikâyecik ilişkisini de bir kenara atar ve böylece İlginç akımından da ayrılır.

Şairimiz vezin ve uyağı da afaki buluyor. Vuzuh başka bir deyişle miktarı kabul edecek olsa dahi vuzuhun tanımının yapılamayacağını söylüyor düz yazılarında.

Asaf Halet her ne kadar Saf Şiir kavrayışını korunsa da benzetme sanatlarını çok kullanmaz. Bu sanatları söz akrobasiyi olarak niteler ve iyi bir şairin bu cins şeylere gerek dinlemediğini vurgular.

Asaf Halet’in şiir formu da tamamen biçimsiz değildir. Gerçeğinde şiirlerinin formsuz oluşunu kendisi kabul etmez. O zati formsuzluğun değil yeni bir formun peşindedir. Bugünkü modern sanatların çerçevesine şiirler ortaya koyar gerçeğinde ama bu dahisi kendi zamanında ne yazık ki göz arkasını edilmiştir.

Asaf Halet Çelebi, Doğu medenilikleri ve Fars edebiyatı üzerine yazılar yazmış, Divan edebiyatıyla alakalı tahliller yapmıştır. Şairliğinin yaradılışında felsefe ve müzik bilgisinin yanında Osmanlı kültürünün, Fars kültürü birikiminin ve Fransız şiir ahlakının ehemmiyetli bir yeri vardır.

Nitekim Asaf Halet’in kendisi de anlaşılan şiirler yazmadığını anlaşılan şiirlerin vasat şairlerin işi olduğunu vurgular. Bu bakımdan şayet bir Asaf Halet Çelebi şiiri okuyacaksınız ve bu şiiri kavramak istiyorsanız şiiri bir ön hazırlığınızın bulunması koşul. Ancak o zaman bir bile şairin ne anlatmak istediğini kavrayabilir ve onun şiirlerinden tat alabilirsiniz.