Son Haberler

Aryanizm ve Fikirleri Nedir? (Nasıl Ortaya Çıktı?)

-
Eylül 10, 2022
Aryanizm ve Fikirleri Nedir? (Nasıl Ortaya Çıktı?)

Aryanizm, “Tek Tanrı” inancı çerçevesinde Hıristiyanlıktan doğan teolojik bir akımdır. Hz. İsa ile alakalı fikirleri nedeniyle “sapkın” olarak görülmüştür.

Aryanizm ve Fikirleri Nedir? Nasıl Ortaya Çıktı?

Aryanizm, Hz. İsa ile alakalı değişik yorumları nedeniyle Hıristiyanlıktan ayrılan bir fikir akımıdır. İsa’nın “Tanrı ile bir” olduğu inancını yalanlamışlardır. Ancak, öbür mahlukatlardan değişik, “kutsal bir ilah” olduğunu korunurlar. 4. asırda İskenderiye’de yaşayan ve “İznik Konsülü” tarafından aforoz edilen rahip Arius’un fikirlerinden ortaya çıkmıştır. ismini de Arius’tan alan teolojik doktrinlerdir. Aryanizm’in en kavgalı doktrinleri, Hıristiyanlıktaki baba-oğul ilişkisini yalanlamaları ve İsa’nın tanrısallığını inkâr etmeleridir. Öğretileri, Hıristiyanların ve Müslümanların Hz. İsa ile alakalı değişik düşünce ve inanışlarına ters anlamlar kapsıyor. Hıristiyanlıktan doğan değişik inanç akımları ile eşlik taşısa da, İsa’nın kimliği ve doğası mevzubahisi olduğunda fikren Aryanizm’den ayrılıyorlar. Günümüzde bazı değişik inanç sistemleri Aryanizm’le eş görülse de, fiili olarak bu fikirler faal değil. Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olmadığını, öbür insanlar gibi etten ve kemikten yaratıldığını ileri sürdüğü için “sapkın” bir Hıristiyan mezhebi olarak değerlendiriliyor.

Tanım

Aryanizm, öbür ismiyle Ariusçuluk, İskenderiye’de 4. asırda ortaya çıkan ve Hıristiyanlığı temel alan teorisel doktrinlerdir. Arius’un geliştirdiği bir akımdır. Öğretileri, “Tek Tanrı” anlayışından doğmuştur. Hıristiyanlıktaki “baba-oğul” ilişkisi ile alakalı öne sürdükleri öğretileri, en çok tartışılan mevzuların başında kazanç. Bu iddiaları, Hıristiyanlarca “Hz. İsa’nın tanrısallığının inkârı” olarak değerlendirilir. Ortodokslara göre Hz. İsa, Tanrı’nın başka bir deyişle “Tanrı Baba”nın oğludur veya “Tanrı Baba” gibi reel bir tanrıdır. Aryanizm’e göre, Hz. İsa için, “ikinci derecede bağımlı bir tanrılık” mevzubahisidir; başlangıcı olmayan, ebedî ve her şeye kudreti olan “reel bir tanrı” değildir. Hz. İsa, yaratılan bir kul ve Tanrı’nın kelamıdır. Aryanizm’in bu ve eşi öğretileri, Hıristiyanlığın ilk asırlarındaki bazı metinlerde dayanak noktaları bulabiliyordu. Arius, 3. asırda yaşayan Origenes’in, “oğlun, babanın emîri altında olduğu” biçimindeki bazı görüşlerini geliştirdi ve kapsamlı bir teoriler zinciri olarak Aryanizm ortaya çıktı.

Nasıl Ortaya Çıktı?

Aryanizm’in fikir babası Arius, 280-336 seneleri arasında Libya’da yaşayan bir rahipti. O yarıyılda “kilisenin babası” olarak görülen Antakya Piskoposu Lucian’ın talebesiydi. Hıristiyanlığın bir bataklıkta olduğunu ve kilisenin hakiki Hıristiyanlıktan ayrıldığını ileri sürüyordu. 3. asrın sonlarında ortaya çıkmaya başlayan Aryanizm’in temeli, 312 senesinde Arius tarafından atılmaya başlandı. Arius, bu senelerde İskenderiye’nin Baucalis mahallesindeki bir kilisede rahipti. Fikirlerini 318 senesinde açıklamaya başladı. Fikirleri geniş kesimler tarafından alaka gördü ve taraftar bulmaya başladı. Mısır Kilisesi Asyut, Arius’un fikirlerine özümsedi. Konstantinopolis İstanbul, İskenderiye, Filistin ve Makedonya’da bazı kiliseler, Aryanizm mezhebini kabul etti. Fikirleri, İskenderiye kilisesinde büyük tartışmaya yol açtı. İskenderiye Piskoposu tarafından tertip edilen buluşmalarda Arius’un fikirleri uzun uzun tartışıldı; Arius geri adım atmadı. Ardından, İskenderiye Patriği Aleksander tarafından aforoz edilerek, görevden alındı, kiliseden kovuldu. Bunun üzerine öldürülmekten korkan Arius, Mısır’ı terk ederek, Filistin’e gitti. Bu bölgede fikirlerini destekleyen din adamlarının takviyeyi ile verdiği vaazlarda çok sayıda yandaş topladı. Kapı kapı gezerek fikirlerini anlattı. Bu yarıyılda “Thalia” Şölen isimli yapıtını kaleme aldı. Ortadoğu ve Küçük Asya’da bir hayli bölgeyi dolaşarak kendisine destek aradı. Bu yarıyılda piskoposlar Nicomedialı İznik Eusebius ile Kayserili Eusebius’un yardımını kazandı. Bu piskoposlar, doğudaki bir hayli piskoposun Arisçuluğu kabul etmesini sağladı.

Airus’un fikirlerinin ve iletişimli olarak müzakerelerin yayılması üzerine yarıyılın imparatoru 1. Konstantin, tartışmaya el koydu. Uzlaştırma teşebbüsleri neticesiz kaldı. Ardından, Konstantin tarafından İznik’te 318 piskoposun katılımıyla Arius’a karşı buluşma tertip edildi. Buluşmada, Mayıs 325 tarihinde beynelmilel İznik Konsülü bir araya gelmesi kararı alındı. İznik Konsülü’nün hakikat emeli; Aryanizm mezhebini hazmetmekti. İnanç temelleri de bu emele müteveccih hazırlandı. 325 senesindeki İznik Konsülü’ne 2 binin üzerinde piskopos katıldı. Bunlardan yalnızca 318’i, Arisu’un fikirlerine karşı birleşti. Konstantin’in emriyle 700’den fazla din adamı buluşmadan çıkarıldı. Geri kalan azalardan 318’i, Katolik inancını tanımlayan bir metin yayınlandı. “Nikya Akidesi” ismi verilen metinde, “Tanrı’nın tek oğlu olan İsa’nın tüm çağlardan evvel Baba’dan doğduğu, Tanrı’nın Tanrısı, nurun nuru, reel Tanrı’nın reel Tanrısı olduğu, doğduğu; ama yaratılmadığı, her şeyin onun tarafından yapıldığı” açıklandı. Azalar, bu metni imza atmak zorunda vazgeçildi. Böylece, Aryanizm aforoz edilmiş oldu. İznik Konsülü’nde Pavlusçular trilojiye inananlar galip geldi; Arisçular trilojiye inanmayanlar kaydetti. Konsül, Arius’un İllirya’ya sürgün edilmesine karar verdi. Böylece Aryanizm mezhebinin tasfiye süreci de başladı.

Bu arada, Arius’a destek veren birkaç piskopos da İznik Konsülü’nde mahkûm edildi. Bu piskoposlar arasına yer alan Nikomedialı Eusebius, birkaç ay sonra sürgün edildi; ancak 328 senesinde piskoposluk görevine çağrıldı. Nikomedeialı Eusebius, İznik Konsülü’nün deklarasyonunu sarihçe yalanlamadan, onu içerikten yoksun vazgeçecek öğretisel yöntemler hazırladı. Öncelikle imparatorun bu öğretileri piskoposlara imza attırmasını sağlamak istiyordu. Ardından, İznik Konsülü’nde tartışmaya katılanların bu öğretileri yalanlayarak maznun ve başkaldırıcı vaziyetine düşmelerine kastediyordu. Böylece teolojik münazaralar siyasal bir kalite kazandı. Ariusçuluk meseleyi siyasal ve dinsel bir kaliteye büründü. Konstantin’in imparatorluk yaptığı 337-361 seneleri arasında Ariusçular Ortodokslardan baskı ve eziyet gördü. Ehemmiyetli piskoposları sürgün edildi. Anlaşmazlıklara son vermek isteyen Doğu Roma İmparatoru Konstantin, 336 senesinde rahip Arius’u saraya davet ederek eziyet ettirmiş ve zehirleterek can verdirtmiştir.

Arisçular, müzakerelerin gölgesinde 360’lı senelere doğru bölündü. Kimileri İsa’nın, Tanrı ile hiçbir ortak yanı bulunmadığını korunurken, kimileri de İsa’nın Tanrı’ya benzediğini ileri sürüyordu. İmparator Constantius’un 361 senesinde vefatının ardından 365 senesine kadar Ariusçular, kısa süren imparatorluklarda propagandalarını kolaylıkla sürdürdü. Theodosius’un tahta çıktığı 379 senesine kadar münazaralar devam etti. 380’li senelerde Kapadokyalı rahiplerin tertip ettiği aktifliklerle bir araya gelen Konstantinopolis Konsülü, İznik Konsülü’nün metni istikametinde tartışmayı ve kavgayı resmen sona erdirdi. Ariusçuluk birkaç sene daha saklıca devam etti. Son teşebbüsleri de Aziz Ambrosius tarafından tesirsiz hale getirildi. Ariusçuluk, daha sonraki senelerde İtalya, Galya ve Afrika başta olmak üzere bir hayli ülkede yayılma meyli gösterse de, taraftarları sürgün edildi, eziyet gördü ve katledildi. 8. asırda tamamen ortadan kalktı. Günümüzdeki bazı teolojik akımlar, Aryanizm’e eş fikirler ortaya koymaktadır.

İznik Konsülü’ndeki “Aryanizm” münakaşasını tasvir eden bir fotoğraf.

Hıristiyanların Aryanizm’e Bakışı

Hıristiyanlığın ilk senelerinde başlayan ve uzun seneler süren en ehemmiyetli münakaşa, “Hz. İsa’nın tanrı mı yoksa peygamber mi” olduğu sualidir. Mesih Hz. İsa, gerçekten Tanrı’nın vücuda bürünmüş hali midir, yoksa Tanrı’nın yarattığı insanlardan seçilmiş bir peygamber midir? Arius’a göre, Hz. İsa, ilk yaratılışın tacı ve başyapıtıdır; tanrısal özellikleri olan ancak kendisi tanrısal olmayan “yaratılmış bir varlıktır”.

Hıristiyanlara göre, Aryanizm öğretileri, bazı ayetlerin yanlış açıklanmasından ortaya çıkmıştır. Yuhanna’daki “İsa’nın bitkin olduğu” 4:6 ve Matta’daki “İsa’nın geri döneceği tarihi öğrenmediği” 24:36 ifadelerinin bulunduğu ayetler yanlış açıklanmıştır. “Tanrı’nın bitkin olması ve rastgele bir şey öğrenememesi” ifadelerinden “İsa’nın yaratılmış bir varlık olduğu” neticesini çıkarmanın yanılgı olduğunu belirten Hıristiyanlar, Ariyanlar ve Aryanistlere cevaben şu yorumlarla yanıt vermiştir; “İsa Tanrı’ydı; aynı zamanda insandı. Beden bulana dek insan olmadı. İnsan olmanın sınırlamaları, tanrısal doğası veya bakiliğini etkilemez.”

Aryanizm’in tenkit aldığı öbür bir mevzu ise, “ilk doğan” ayetleri ile alakalı. Ariyanlar, bu ayetleri, “İsa’nın yaratılışın ilk aktifliği olarak doğduğu ya da yaratıldığı” şeklini açıklıyor. Hıristiyanlar ise, İsa’nın, “kendiliğindene, ebedî olarak var olduğunu bildirdiği” tezini korunuyor. Ayrıca, Yuhanna’da “İsa’nın başlangıçta Tanrı’yla beraber olduğu” doğrultusundaki ayetlerden yola çıkarak, “İsa bu anlamda Tanrı’nın ilk doğanıdır” yorumunu yapıyorlar.

İlk kilisenin muhtelif konseylerindeki münazaralar takribî 100 sene sürdü. Müzakerelerin sonunda Hıristiyan kilisesi, Aryanizm’i yalanlayarak, “sahte bir doktrin” olarak duyuru etti. O senelerden bu yana Aryanizm, Hıristiyan inancının geçerli bir doktrini olarak kabul edilmedi. Aryanizm, ilerleyen asırlarda muhtelif fikir akımları ve öğretilerle varlığını sürdürdü. Günümüzde de Yehova Tanıkları ve Mormonlar, İsa’nın doğası hakkında Aryanizm’e eş doktrinleri korunuyor. Hıristiyanlar, değişik görüşler ortaya koyanlara karşı, “Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in tanrılığına yapılan tüm atakları yalanlamalıyız.” açıklamasını yapıyor.

Aryanizm’le Alakalı Kısa Bilgiler

Aryanizm gibi Hıristiyanlığın tam ana akım dalları veya mezhepleri, heterodoks ve sapkın olarak görülüyor.
Aryanizm, 3. asrın sonlarında ortaya çıkmaya başlamış, 4. asrın hemen hemen tamamında Hıristiyan dünyasında çok ciddi münazaralar yaşanmasına yol açmıştır. Aynı zamanda, Hıristiyanlık tarihinin en ağır depresyonlarından biridir.
Arisçular, “Triloji” karşıtı antitriniteryen veya antiteslis Hıristiyanların öncülerindendir.
Rahip Arius eziyet ile öldürüldükten sonra fikirleri; İtalya’ya Ostogot ve Lombardlar, Fransa’ya Galya, Almanya’ya Gotlar, İspanya’ya Vizigotlar, Kuzey Afrika’ya Vandalar, Ortadoğu’ya Nesturîler, İrlanda’ya, Balkanlara Bogomil ve Pavlikiyanlar ve Habeşistan’a kadar ulaştı.
Aryanizm’in eriştiği bölgelerde “Triloji” inancını yalanlayan Arisçular, topraklarından sürüldü, aforoz edildi, diri diri yakıldı ve us almaz eziyetler gördü. Yalnızca Sirenayka’da Libya 500 bin Ariusçu katledildi.
Aryanizm kavgaları, kilise abonelerinden ulusa, papazlardan rahiplere, piskoposlardan imparatorlara, hatta Roma emperyal ailesinin abonelerine kadar uzanmıştır.
Bazı kaynaklarda, Aryanizm’in kurucusunun, Arius’un öğrencisi olduğu Antakya Piskoposu Lucian olduğu ileri sürülüyor.
Aryanizm’in kurulduğu 312 senesinden sonra, 1. Konstantin’in “Milan Fermanı” ile 313 senesinde Hıristiyanlığı resmen tanıması “tuhaf bir kesişme” olarak değerlendiriliyor.
İmparator Konstantin, Aryanizm’in yayılmasını önlemek için öğretilerinin yazıldığı tam metinleri, kâğıtları ve yazıları yakma emri verdi. Ayrıca, konutlarında bu Arisçulukla alakalı yazı bulunduranlara vefat cezası verilmesini emretti.
Günümüzde Yehova Tanıkları, “Çağdaş Aryan” veya “Yarı Aryan” olarak anılır.
İznik Konsülü’nde galip gelen Pavlusçular, teslis inancını dünyaya yayarak 325’ten günümüze kadar Hıristiyanlığı şekillendirmişlerdir.
Miladi 615 senesinde müşriklerden kaçarak Habeşistan’a hicret eden Müslümanları kabul eden Kral Necaşi, Arius mezhebindendi.
Osmanlı yarıyılında Balkanlar’da Aryanizm’e üye bir hayli Pomak, İslamiyet’i seçti.