Son Haberler

Altının Oluşumu

-
Eylül 12, 2022
Altının Oluşumu

Kimyevi bir element olan altın, kendine özgü sarı bir rengi olan ve insanlık tarihi süresince kıymetini yitirmemiş elementlerden biridir. Analistler, insanoğlunun faydalandığı ilk metalin altın olduğunu söylemektedir. Bozulmayan bir yapıya sahip olması, eşsiz pırıltısı ve tabiatta az bulunması bu metali her daim kıymetli kılmıştır.

Altın elementi, magma ismi verilen erimiş kayaların, katı kayanın içinde tabakalaşması neticeyi oluşur. Magmanın soğuyarak katılaşması esnasında, içindeki su ve öteki buğulaşabilen maddelerde yüksek tazyikin tesiriyle magmadan ayrışır. Oluşan yüksek tazyik ile beraber katı kayaların üzerinde yarıklar ve çatlaklar oluşur. Bu yarık ve çatlaklarda bulunan hidrotermal eriyikler soğur ve bu takiben madde tortulaşmaya başlar. Bu tortulaşma da kuvarsın damarlar biçiminde çökmesiyle oluşur. Altın da düşük erime ısısına sahip olduğu için hidrotermal eriyiklerle beraber kuvars damarları içinde katılaşabilir. Bu surattan altın ararken bakılan ilk yerler magma gövdesinin tabakalaştığı yerler olan kuvars damarlarıdır.

Üretilen altının neredeyse tümü, bahsedilen kuvars damarlarından, ince ve paralel yaprakçık halinde oluşmuş kayaçların bir araya geldiği damarlardan ya da altınlı kumlardan çıkarılır. Elde edilen maddelerden altını ayırmak içinse mekanik ya da kimyevi operasyonlar kullanılır.

Mekanik usulde, elde edilen mineral öğütülerek incecik bir toz haline getirilir, ardından su ve yağlı bir madde karışımında yıkanır.

Kimyevi usulde ise kullanılan operasyonlar oldukça muhteliftir. Özellikle günümüzde büyüyen teknolojiyle beraber bu operasyonlar daha da çoğalmıştır. Minerali öğütme ya da devireme esnasında cıvayla alaşım oluşturma usulü kullanılabilir. Elde edilen alaşım damıtılarak altın elde edilir. Günümüzde ise genellikle siyanürleme tekniği kullanılmaktadır. Metalin geniş havuzlarda potasyum siyanür ya da sodyum siyanür ile çözündürülmesi sağlanır. Ardından da çinko ya da alüminyum gibi bir metalle işlenerek çökelmesi elde edilir.

Altının elde edildiği iki cins maden ocağı vardır. İlki, altın kapsayan kayaçlar, kuvars damarları yerinde işletilir. Her bir damarda bulunan altın oranı 6 ila 12 gram arasında değişebilir ve bu çalışılan ocaklar yerin çok altına, oldukça derinlere inebilir. Zira kıymetli madenlerin yaradılışı derin kayaçlarda reelleşmektedir. Bilim adamları da yeryüzünün yaradılışı esnasında çekirdeğin oluşması için, aralarında altının da bulunduğu metaller yeryüzünün derinliklerine doğru çekilmiştir. Çekirdekte bulunan ve büyük çoğunluğunu altının oluşturduğu metallerle yeryüzünün dış tabakasında 4 metre kalınlığında bir seri oluşabileceği dahi ortaya konan bilimsel asıllardan biridir.

Altının elde edildiği ikinci cins maden ocağı ise alıntılı alüvyonlarının işletildiği ocaklardır. Alıntılı alüvyonların işletilmesi, kayaçların yerinde işletilmesinden çok daha basittir.