Son Haberler

Aliterasyon Nedir?

-
Eylül 14, 2022
Aliterasyon Nedir?

Tekrarlama ya da tekrir de denir. Birçok kaynakta bu üç ad aynı anda geçmez ama aynı anlama geldiği öğrenilmelidir. Tekrir, Arapça “krr” kökünden kazanç, Aliterasyon Fransızcadan kazanç; Tekrarlama ise sanatın Cinskçe ismidir.

Aliterasyon ahlakı sanatlar konusunda işlenir. İskender Pala şöyle tanımlamaktadır: “ Şiirde veya nesirde aynı harf veya hecelerin bir ahenk oluşturacak şekilde tekrar edilmesine aliterasyon ses tekrarı denir.”  Yrd. Doç. Dr Yavuz Bayram ise Tekrir başlığı altında şu tanımı vermektedir: “Bir veya birden fazla kelimenin dörtlük, beyit veya şiir içerisinde aynı anlamda tekrarlanması ve anlamın pekiştirilerek, ahenkli bir anlatım oluşturulması sanatıdır.”

Verilen tanımlarda da görüldüğü gibi aliterasyon sese dayalı bir ahlakı sanattır. Ahlakı sanat sınıflandırmasında “dil ve hünere bağlı sanat” olarak geçer. Aliterasyon yazılması güçtür; yazılmasının güç olduğu gibi seslendirilmesinin de güç olduğu bir sanattır.

Tanımlarda bir veya birden fazla aynı kelimenin tekrarı olarak geçer sanat. Bu kelimelerin aynı dilden olması ehemmiyetlidir yalnızca, dilinin ne olduğu değil. Başka Bir Deyişle Divan şiiri için konuşursak tekrar edilen kelimenin illa ki Arapça ya da Farsça ya da Cinskçe olması gerekmez.

Bu sanat bize mısraları daha güzel dinlememize olanak veriyor.

Kafiye ile tekrir ayrı sanatlardır…

Tekrir, dize sonunda olmak zorunda değildir. Başta, ortada, sonda olabilir. Ayrıca yerlerinin karışık olması da sanatı yasaklamaz, illaki hep başta, sonda, ortada olmak zorunda değil ki zati bu şekilde var olan sanatın ismi leff ü neşr olarak geçer.

Kafiye ya da Cinskçe ismiyle uyak, dize sonlarındaki ses geçimleridir. Uyaklardaki geçimli ses mutlaka dize sonunda olmalıdır. Ayrıca sesin uzun mu kısa mı hece mi olduğu da kafiyeyi değiştirir.

Aliterasyonun kafiye gibi de miktarı ve çeşidi yoktur. Kafiyenin ise yarım, bütün, zengin olmak üzere üç çeşidi, ayrıca cinas, tunç olmak üzere de iki cinsi vardır.

Aliterasyon şehirk ne zaman kullanıldı?

Aliterasyon sanatının şehirk kullanıldığı yer, epopeden hikayeciliğe geçiş yarıyılı olarak öğrenilen nazım –  nesir karışık hikayeleri ile tanınan Dede Korkut hikayeleridir. Dede Korkut hikayelerinin nazım kısmında aliterasyonlara tesadüfülür. Bu bakımdan da Cinsk edebiyatının en eski ahlakı sanatlarından birisidir tekrir sanatı:

Örnek:

Av av

ladık

kuş kuş

ladık”

K

arşı uyuyan

k

arlı

k

ara dağlar

k

arıyıptır meçhul.”

Elbette burada şehirk eser olduğu için günümüzden farklı bir sanatı, daha kolay bir sanatı görmekteyiz. Özellikle Osmanlı edebiyatında tekrir sanatı, kulak için geçim yaratan ve sık kullanılan bir ahlakı sanata dönüşmüştür. Ama “bir sanat olarak Mebâni’l-i inşa* ve Talim-i Edebiyat’ta** değerlenmiştir.” [Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatına Giriş, Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koş Keskin; Vezin ve Aruz, Akçağ, 6. Baskı]

Bu sanat için ehemmiyetli olan ses geçimleri, ses hoşluğu ve söyleniş khadiseliğidir. Bu bakımdan kulak için yapılan sese dayalı sanatlar arasında gösterilir.

Kelimeler arası musiki sağlayan bu sanat, bugün bile kullanılmaktadır. Ahlakı sanat özellikle özgür şiirlerde de aşırıca kullanılmış, reelinde bir nevi özgür veznin savrukluğunu örtmüştür.

Divan edebiyatında aliterasyon…

Divan edebiyatında kullanılan ismi “tekrir” idi. Seçime göre hem lafçık hem de laf öbeği tekrar edilirdi. Seslerin/harflerin tekrar ettiği pek fazla görülmezdi.  Lafçıklerin genelde arka arkaya tekrarlanması da temeldi. Elbette bunun ödünleri de vardı.

Divan şiiri için tekrir sanatı ile alakalı terimler şunlardır:

Kesret-i tekrir: Buna tekerrür de denir. Şayet tekrarlanan lafçık beytin anlamına derinlik vermiyor yalnızca ses uyumu veriyorsa buna kesret-i tekrir ya da tekerrür denir. Bu bir yazı kusurudur, güzel görülmez.
Hüsn-i tekrir: Tekrarlanan öbek ya da lafçık istenildiği gibi  kulak tırmalamadan beyite anlam derinliği veriyorsa bu tekrire hüsn-i tekrir denir.

Tekrir sanatı şayet seslenme emeliyle yapılıyorsa başka bir deyişle tekrar eden laf ya da laf öbeği bir seslenme emeli taşıyorsa bu sanat aynı zamanda

istifham

sanatıdır. Tekrar eden laf ya da laf öbeği ünlemlerle yapılırsa bu sanata da

nida

sanatı denir.

Aliterasyon örneklerine bir göz atalım:

                              1.                                 

Eylül’de melûl oldu gönül soldu da lâle

Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle

Gelmez bu üzüntü neyleyeyim fazla suâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz dahi kale Edip Ayel / 1894 -1957

Açıklama : “l” seslerinin tekrarı aliterasyon sanatını oluşturmaktadır.

                               2.                 

                           GAZEL

Suratın berg-i

gül-i terdir gül-i ter

Boyun serv ü

sanavberdir sanavber

*

Senin şem’-i cemâlinde vücûdum

Münevverdir münevverdir münevver

*

Hıraman kâmetin bustân-ı canda

Sanavberdir sanavberdir sanavber

*

Bana peyveste şol mihrab-ı ebrû

Berâberdir berâberdir berâber

*

Dimâğnı bûy-ı aşkında dema-â-dem

Mu’attardır  mu’attardır mu’attar

*

Senin nakş-ı hayâlin cân içinde

Musavverdir musavverdir musavver

*

Zihî devlet ki valsın gâhi gâhi

Müyesserdir müyesserdir müyesse

*

Sanâyî’den ne san’attır Nesîmî

Mükerrerdir mükerrerdir mükerrer

Nesimi

Vezin : Fe’ûlün / fe’ûlün / fe’ûlün / fe’ûlün

                      3.                   

Büyüksün

İlâhî

büyüksün büyük

Büyüklük yanında kalır pek küçük Ali Haydar Paşa

Vezin : Fe’ûlün / fe’ûlün / fe’ûlün / fe’ûlün

                      4.                   

Ey

varlığı varı var

eden

var

Yok yok

sana

yok

demek ne düşvâr Ziya Paşa

Vezin : Mef’ûlü / mefâ’ilün / fe’ûlün

                      5.          

Bir yâreli kuş çırpınıyor sanki telinde,

Çıkmada bu âvâz o esrarengizin ciğerinden…

Ûdun mu hüner yoksa o cânânın elinde,

Bir feyz mi var kim daha mu’ciz hünerinden;

Çal

sevdiceğim,

çal

hoşum,

çal

meleğim,

çal

! …   Ey yâr-ı Negâmkâr – Tevfik Fikret ***

Vezin : Müstef’ilün / müstef’ilün / müstef’ilün / müstef’ilün

                       6.          

Dem

bu

demdir

bu

demi

hôş göregör ey ‘arif

Anma ‘Îsî demini urma geçen

demden dem

Fuzuli

Vezin : Müfteilün / fâ’ilün / müfteilün / fâ’ilün

Açıklama : Ey arif olan kişi ! Bu zaman şimdiki zamandır. Bu zamanı güzel gör ve geç. İsa zamanından dem vurma, o zamanı anma çünkü o zaman geçen zamandır.

                        7.          

Gözlerümdür

güzelüm

gözüni

cân ile seven

Göze

göster

gözüni gözden

ırağ olma igen A. Visâlî

Vezin : Fâ’ilâtün / fe’ilâtün / fe’ilâtün / fe’ilün

Açıklama : Hoşum! Gözünü can-ı gönülden seven yalnızca benim gözlerimdir. Sen o hoş gözlerini seni seven bu göze göster, hiçbir zaman ondan uzak olma !

* Süleyman Paşa’nın eseridir. Fransızca edebiyat kitaplarından yararlanarak Batı belagatini, başka bir deyişle hoş konuşma sanatını,  ülkemize getiren şehirk kişidir. Başka Bir Deyişle Batılı anlamda şehirk hoş konuşma kitabı Fransız kitaplarından esinlenilerek Süleyman Paşa tarafından Tanzimat edebiyatı yarıyılında yazılmıştır.
** Talim-i Edebiyat, Receizade Mahmud Ekrem’in 1879 senesinde Mekteb-i Mülkiye’de verdiği edebiyat dersinin anekdotlarıdır. Bu eserde, Ekrem’in ders anekdotları, derste anlattığı edebiyat kuramları yer almaktadır. Kitap 1882 senesinde basılmıştır. Receizade Mahmud Ekrem, Tanzimat Yarıyılı II. kuşaktır. Servet-i Fünun yarıyılının tabanını hazırlamıştır.

***Bu şiir bestelenmiştir; şehirk söyleyen kişi Zeki Müren’dir.