Son Haberler

Ali Şir Nevai Kimdir?

-
Eylül 11, 2022
Ali Şir Nevai Kimdir?

Ali Şir Nevai Kimdir?

Öğrenilen ismi ile Ali Şîr Nevayî’nin reel adı Nizamüddin Ali Şir Nevaî’dir fakat ilk adı pek kullanılmaz. Âlim – şairimiz Herat doğumludur ve yaşama gözlerini 1441 senesinin besbelli soğuğunun bütün ortasında, Şubat ayında açmıştır. Vefatı ise 60 yaşında başka bir deyişle 1501 senesinde yeniden Herat şehrinde olmuştur.

Nevayi yarıyılı hakikatinde karmaşıklıklarının yaşandığı bir yarıyıldır. Bir yarıyıl Anadolu’nun da aynı kasvetleri yaşadığı edebiyat dili meseleyi Nevaî yarıyılı için de geçerlidir. Nitekim Timur Devlet dili olarak şan salmış olan Çağatayca, ulus dili olarak ezilmiş onun yerine şairler, yazarlar, âlimler Farsça yazmaya başlamışladır. Farsça o kadar ciddiye alınmış ki Farsça öğrenmeyenler cehalet damgası yemiş ve daha makûssu Türkçe “İşlenmemiş bir pırlanta, kaba bir dile” benzetilmiş. Farsçadan tumturaklı bütünlemeler divanları doldururken Türkçe yalnızca çarşıda, pazarda konuşulan bir dil olmuş. Nitekim birisi hasbe’l kader Türkçe yazacak olsa filler dışında kullandığı tüm kelimeler Farsça ve Arapça olmaktaymış. Bu yarıyıllarda çocukluğunu geçiren Nevaî ise güçlü bir Farsça bilgisi ile donatılmıştır.  Üstelik Nevaî’nin babası bir Bahşı’dır ismi de Kikçine’dir.

Aile bakımından oldukça varlıklı bir aileye sahip olan Nevaî ne yazık ki çocukluğunu ülkesinden uzak olarak Irak’ta geçirmek zorunda kalmıştır. Babası can verdiğinde ise bir müddet boşluğa düşen Nevaî’ye, Ebu’l Kasım sahip çıkmış ve onu himaye etmiştir.

Nevaî’nin en yakın dostu ise daha sonra Horasan’a hükümdar olacak olan Hüseyin Baykara’dır. Evvelleri yalnızca mektuplaşarak aralarında pak bir arkadaşlık kuran ikili, Nevaî saraya gelince arkadaşlıkları damgalamışlardır. Gerçekten de bu iki ad ömürleri süresince arkadaş kalmışlardır.

Nevaî, boş bir şair değildir. Babasından aldığı eğitimi destekleyerek kendini geliştirmiş ve Herat’a dönerek Saray’a girmiştir. Saray’da evvel mühürdarlık misyonunu üstlenerek güven kazanmış ve daha sonra da Vezirlik mevkisine yükselmiştir. Nevaî’nin son resmi misyonu ise Emirlik olmuştur. Bu kadar yükselmesin sebebi elbette gayretliliği ve bilgisidir. Onun yarıyılında, çok hoşlandığı Herat şehri, Semerkand ile yarışacak derece de hoşlaşmış, ilim ve sanat dairesi olmuştur.

Her saygın bireyin başına gelen şey Nevaî’nin de başına gelmiş ve kötüleler ile boğuşmuştur. Şair ruhuna yediremediği bu yargılamalar neticeyi Emirlik misyonundan ve Herat şehrinden uzaklaşmıştır. Onu bu karanlık yarıyıllardan kurtaran ise daha önceki bir arkadaş eli olmuştur. Hüseyin Baykara, hükümdar olduğu zaman Nevaî’yi saraya danışman olarak aldırmıştır. Elbette bu gayri resmi bir unvandır ama yeniden de Nevaî için büyük bir namın başlangıç noktasıdır. İtiraf etmek gerekirse Nevaî, her âlimin nail olamadığı bir zenginliğe ve rahatlığa erişmiştir. Hüseyin Baykara tarafından devamlı mükâfatlara boğulmuş ve övgülerle anılmıştır. Nevaî, bu şanı ile yarıyılındaki şairlerinin de göz bebeği olmuştur. Genç şairler ona kasideler sunmuş onun methiyesine nail olabilmek için çırpınmışlardır. Hüseyin Baykara’nın bu cömert sevgisi Nevaî’yi hak ettiği yere yükseltmiştir. Öyle ki Baykara, daha önceki arkadaşına öyle güvenmiştir ki sefer sırasında onu vekil duyuru etmiştir. Nevaî, bu bahşedilen makamla sanki ikinci hükümdar olmuştur. Ne yazık ki Baykara’nın seferi dönüşü bir kalp krizi geçirmiş ve bir daha yatağından kalkamamıştır. Vefatı üzere başta Baykara olmak üzere bir hayli şair ona mersiyeler yazmış, ulus ona matemler yakmıştır.