Son Haberler

Ahmet Mithat Efendi’nin Edebi Kişiliği

-
Eylül 7, 2022
Ahmet Mithat Efendi’nin Edebi Kişiliği

Ahmet Mithat Efendi’nin Edebi Kişiliği

Edebiyatımızın “ yazı makinesi” , yazdıklarının hesabını kendisi dahi öğrenmeyen çalışkan yazarıdır. İstanbul’da 1844 senesinde Bezci esnafı Hacı Süleyman Ağa’nın oğludur.  Annesi, Nefise Hanımdır. Nefise Hanım, Süleyman Ağa ile ikinci konutluluğunu yapmış ve evvelki konutluluktan Hafız İbrahim isimli bir ağabeyi ve Halime, Şerife , İsmet ismindeki kız kardeşleri vardır Mithat Efendi’nin.

Babasını minik yaşta yitirmiştir. Bu surattan da ailece ağabeyleri Hafız Ağa’nın yanına Virdin’e gittiler ve tarihler 1854 senesini gösteriyordu.  Ahmet Mithat, ilk öğrenimine burada başladı. 1857 senesinde ailece İstanbul’a taşındıktan sonra Ahmet Mithat, çırak olarak bir attara verildi. Mısır çarşısında çıraklık yaparken, Hacı İbrahim efendi diye birinden Arapça, yabancı birisinden de Fransızca öğrendi.

Ağabeyleri, 1861 senesinde aileyi yanına Niş’e aldırdı. Ahmet Mithat Efendi, Niş Rüşdiyesinde öğrenim yaşamına devam etti ve mektepten sonra başka bir deyişle 1864 senesinde Rusçuk’ta Tuna Vilayeti Mektubî Kalemi’nde memur olarak çalışmaya başladı.

Çalışkanlığıyla Mithat Paşa’nın dikkatini çekti ve bugüne kadar sadece Ahmet olan ismi, Mithat Paşa’nın ona kendi ismini vermesiyle Ahmet Mithat oldu.

O gerçekten yaşamı süresince çalışmış ve tabir yerindeyse tırnakları ile bir yere gelmiş birisiydi.  Bu bakımdan bir yandan Fransızcasını ilerletmek için çalışması bir yandan Tuna Gazetesine yazılar yetiştirmesi bir yanda da devlet memuriyetine devam etmesi yaşamının tipik temposuydu.

1866 senesinde mühendis çevirmeni olarak Sofya’ya sevk edildi ve ailesinin isteği ile evlendirildi. Bu arada o Tuna gazetesin başyazarı olmuştu dahi.

Düzensiz bir yaşam sürdürüyordu ve bu düzensiz yaşamı suratından ağabeyi ile münazara etti ve onun evini terk etti. Rusçuk’a döndüğünde ne karısı ne de ailesi vardı. Bir süre tapuda yazı kopya ederek uyumunu sağlamaya çalıştı.

Bu sırada Göçmenin Komisyonu Başkanı Şakir Bey ile tanıştı ve Şakir Bey onun koruyucusu oldu. Bu sayede karısını Sofya’dan kendi yanına aldırdı.  Tuna Nehri İdaresi sandık muhakkaklığı, Ziraat Müdürlüğü Katipliği gibi o zamanının iyi misyonlarına getirildi.

1869 senesinde Bağdat Valisi olarak soyulan Mithat Paşa ardından Bağdat’a gitti. Vilâyet Matbaasını ve Zevm ismindeki gazeteyi şirkete başladı.

Ağabeyi can verince ailenin öteki erkeği olarak konut uyumu sorumluluğu ona düştü ve o da İstanbul’a dönmeye karar verdi. 1871 senesinde İstanbul’a, annesinin ve kız kardeşlerinin yanında döndü.

Bu zamanlar onun yükselme devri olarak kabul edilebilir. Ceride-i Askeriyye isimli gazetede başyazarlık yapmasının yanı sıra Tahtakale’de bulunan evini matbaaya dönüştürerek kendi kitaplarını  kendi basmaya başladı. Kısa sürede yazdıkları yakaladı ve matbaayı genişletmek için emeliyle onu Babıâli’ye taşıdı. Basiret isimli mecmuada yazarken Namık Kemal ile tanıştı ve Namık Kemal’in yazdığı gazete olan İbret gazetesinin basımını üstlendi. İbret gazetesi Vatan yahut Silistre piyesinin tefrika edildiği gazete idi ve piyes sahnelenince çıkan vakalar üzerine Namık Kemal tutuklanırken, gazetenin basım işlerini yürüttüğü için Ahmet Mithat da hapsedildi ve sürüldüler. Sürülmesinin öncesinde matbaası varken Devir ve Bedir isimli iki gazete ile Dağarcık ismindeki öteki gazetede aynı anda yazı yazmaktaydı.

Sürgüne sevk edilen Ahmet Mithat Efendi, Abdülaziz’in tahtan inip yerine V.Murat’ın tahta çıkması ve 3 sene süren Rodos Sürgünü sürgündekilere bağışlama gelmesiyle beraber memleketlerine geri dönebildiler. Döner dönmez de İttihad isimli gazeteyi çıkarmaya başladı 1876 seneyi onun için iyiydi. V. Murat’ın yerine II. Abdülhamit’in tahta çıkmasıyla padişahın gözüne girdi. Sonraki seneler ise velinimeti Mithat Paşa’nın yargılanması ve sürülmesi onu çok üzdü. Bu hadiselerin içinde de olsa sonuca mani olamadı.

Refah yarıyılı dediğimiz zamanlar ise 1878 senesinde  34 yaşında başlar Ahmet Mithat için. O zamanlarda Takvim-i Vekayi’ye 1878 senesinde müdür olur.  Ayrıca Çevirmen-ı Ahval’in tüm yazılarını kendisi yazıyordu Daha sonra kadro genişledi. Çevirmen-i Ahval devlet gazetesi idi ve en uzun ömürlü gazetemizdir. . Ondan bir sene sonra da Matbaa-i Amire’ye müdür olur. Bunu 1885 senesinde Karantina başkatipliği, 1895 senesinde Meclis-i Umûr-ı Sıhhıye ikinci başkanlığı misyonlarına getirildi.

Bir ara devlet tarafından Osmanlı Devleti’ni temsil etmek için Stockholm’a gönderilir.

Meşrutiyet zamanı emekliye böler. Bu senelerde Darülfünun’da, Medresetü’l Vâizin’de ve Darü’l Mualimmat’ta tarih, dinler tarihi, pedagoji dersleri verir. Darüşşafaka’da ücretsiz vazife alıyordu ve bu gidişatta nöbeti esnasında yaşama gözlerini yumdu. Tarihler 1913’ü gösteriyordu.

Ahmet Mithat Efendi’nin Nezaketi Şahsiyeti

Lakabı YAZI MAKİNESİ’dir. Yaşamı süresince sayısı 200’e yakın eser vermiştir. Bir Hayli eserinin ismini, kendisinin bile anımsamadığını söyler.

Emeli milleti eğitmektir. Bu bakımdan da inceler ve hemen hemen yazmadığı mevzu yoktur: Çocuk bakımı, hokkabazlık, yanlış Batılılaşma, namus, şeref, matematik, askerlik, medeni haklar, sosyal haklar, edep, cariyelik, sosyal müesseseler, tarih, polisiye, aşk, serüven…

Edebiyatın; yazının tüm cinslerinde eser vermiştir diyebiliriz: Eleştiri, roman, hikaye, tiyatro, tercüme, telif, gezi, felsefe, psikoloji, yazı, fıkra..

Millet için roman” kavrayışı vardır ve emeli milletin eğitim ve bilgi seviyesini yükseltmektedir. Bu bakımdan her mevzuda roman yazar ve roman yazarken romanı dağılıp aralarda ansiklopedik açıklamalar yapar. Onun eserlerini okurken sanki yeni bilinen bir bilgiyi aktarma hevesi görürsünüz. Hani roman ya da hikaye yazmasa, düz olarak bilgi verse, bunun okunmayacağını öğrenir de bu surattan edebiyatı kullanır tadı vardır.

Benimsediği emel suratından da meddah stilinde yazar.

Romanları teknik açıdan oldukça kusurludur. Açıklamalar yaparak romandaki hadise akışını kesmesi bir yana bir hayli bilgisi de gereksiz detaylılarla doludur. Ayrıca tiyatroları da sosyal emele hizmet ettiği için onlarda da teknik oldukça zayıftır.

Romantik akımı temsil eder.

Tanzimat’ın hem birinci hem de ikinci yarıyıl yazarıdır ama anlatış ve stil  olarak birinci yarıyıla daha yatkındır.

En popüler, millet arasında en çok tanınan yazardır. Bu bakımdan ilk popüler yazarımız diyebiliriz.

Polemiğe girmiş, Servet-i Fünun şairlerinden Cenap Şehabettin’e ve öteki Servet-i Fünunculara “Dekadan” diyerek tartışma tarihine de iz bırakmıştır.

Eserlerinde bayanlara değer vermiş, bayanların okuması, bir meslek sahibi olmalarını savunmuş ve bu mevzuyu Felsefe-i Zenan, Diplomalı Kız vb eserlerinde işlemiştir.

Roman ve öykülerindeki mekan oldukça geniştir. Balkanlar, Arap Yarımadası, Kuzey Afrika, Batı Avrupa onun eserlerindeki yerlerin bir kısmıdır.

Millet öykülerinin etkisindedir. Öyle ki romanlarında ödül- ceza sistemi, bir iyi ve bir makûs taraf ayrıca “İyiler hep kazanır, makûslar hep kaybeder” kavrayışı vardır.

Çok fazla eser vermesine karşın mevzu tekerrürüne düşmez.

Eğer hoşlandığı bir Batılı yazar varsa bu yazarın romanının eşini yazmaktan ve bunu açıklamaktan çekinmez. Bu da aslında onun edebiyat yaşamının sonunu hazırlamıştır.

Onun romanları öğreteceği bir şey kalmadığı gün bitecekti ve o da bunun farkındaydı. Meşrutiyet yarıyılından sonra öğretecek bir şey kalmadı ve o da Meşrutiyet yarıyılından sonra yazmadı.

Onun yazarlık yaşamını çok iyi anlatır Tanpınar şu satırlarında : “ Bir zamanlar attar çıraklığı yaptığı Mısır Çarşısı esnafının içinde, onlara yarenlik  edermiş gibi yazar… Onun sanatı yoktur, her zaman millete yönelen iyi maksatları vardır”

İLKLERİ

Esaret müessesini eserlerinde

eleştiri

eden ilk yazardır.
Esrar-i Cinayet

ilk polisiye

romanımızdır.
Hasan Mellah

ilk serüven

romanımızdır.
Edebiyatımızın

ilk hikayesü

Letaif-i Dedikodu,  onun kaleminden çıkmıştır.
Voltaire Yirmi Yaşında

ilk biyografik

romanımızdır.
Müşahedat

ilk natüralist

romandır.
Acâib-i Evren ve Amerika Hekimleri

ilk fennî

romanımızı yazmıştır.
Geniş coğrafî mekanları ile Tanzimat Edebiyatı’na

egzotizm

kavramını sokmuştur.

ESERLERİ

Romanları

Hasan Mellâh yâhud Sır İçinde Esrar 1874
Dünyaya İkinci Büyü yâhut İstanbul’da Neler Olmuş 1875
Hüseyin Fellah 1875
Felâtun Bey ile Râkım Efendi 1875
Karı-Koca Masalı 1875
Paris’de Bir Türk 1876
Çengi 1877, reyin
Süleyman Musûlî 1877
Yeryüzünde Bir Melek 1879
Henüz On Yedi Yaşında 1881
Karnaval 1881
Amiral Bing 1881
Vah! 1882
Acâib-i Evren 1882
Dürdâne Hanım 1882
Esrâr-ı Cinâyât 1884
Cellâd 1884
Volter Yirmi Yaşında 1884
Hayret 1885
Cinli Han 1885
Çingene 1886
Demir Bey yâhud İnkişâf-ı Esrâr 1887
Fennî Bir Roman Yâhud Amerika Hekimleri 1888
Eşkıya Montari 1888
Arnavutlar-Solyotlar 1888
Gürcü Kızı yâhud İntikam 1888
Nedâmet mi? Heyhât 1889
Rikalda yâhut Amerika’da Vahşet Evreni 1889
Aleksandr Stradella 1889
Şeytankaya Tılsımı 1889
Müşâhedât 1890
Ahmed Metin ve Şîrzât 1891
Bir Acîbe-i Saydiyye 1894
Taaffüf 1895
Gönüllü 1896
Eski Mektûblar 1897
Mesâil-i Muğlaka 1898
Altın Âşıkları 1899
Hikmet-i Peder 1900
Jön Türkler 1910

Öyküleri

Kıssadan Hisse 1870
Letâif-i rivayat
Suni’fi Zann1870
Gençlik 1870
Esâret 1870
Teehhül 1870
Felsefe-i Zenân 1870
Gönül 1870
Mihnetkeşân 1870
Firkat 1870
Yeniçeriler 1871
Vefat Allâhın Emri 1873
Bir Asıl Hikâye 1876
Bir Fitnekâr 1876
Nasîb 1877
Çifte İntikam 1887
Para 1887
Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar 1887
Diplomalı Kız 1890
Dolabdan Temâşâ 1890
İki Hud’akâr 1893
Emânetçi Sıdkı 1893
Cankurtaranlar 1893
Ana-Kız 1893
Durûb-u Emsâl-i Osmâniyye Hikamiyyatının Ahkâmını Tasvir 1872
Hayâl-Hakîkat 1891

Öteki Yapıtları

Üss-i İnkılâb ve Zübdetül Hakâyık 3 cilt, 1877-78
Müdâfa’a 3 cilt, 1883-85
İstibşâr 1892
Beşâir
Nizâ’-ı ilm ü din 4 cilt
Şopenhavr’ın Hikmet-i Cedidesi
Volter
Beşir Fuad
Avrupa’da Bir Cevelan seyahatname, 1890’da yayımlamış
Menfa özyaşamhikayesü

Bu yazı hazırlanırken, Atilla Özkırımlı Türk Edebiyatı Ansiklopedisi c.1 s.58 – 59 ve Türk Dili ve Edebiyatı / Akçağ Yayınları s.235 kaynaklarından faydalanılmıştır.