Son Haberler

1980 Sonrası Şiiri ve Dönemin Önemli Temsilcileri

-
Eylül 12, 2022
1980 Sonrası Şiiri ve Dönemin Önemli Temsilcileri

1980 askeri darbesinden sonra sinen ve susan sanatçıların oluşturduğu yarıyıl olarak adlandırabiliriz. Bu surattandır ki bazı analistler, eleştirmenler bu şiir yarıyılını bir kayıp olarak ve 2000’li senelere kadar devam eden bir suskunluk olur görürler.

Türk şiiri, Doğu tesirindeki edebiyattan Batı tesirindeki edebiyata geçtiğinde, Ulusal Çaba yarıyılında, Cumhuriyet yarıyılında hep üretici, hep hareketliydi. İkinci Yeniciler, Cemiyetsel Asılcılar, Tuhaf Akımı, Yedi Meşaleciler, Maviciler, Beş Hececiler hep şiirimizde bir hareketliliğe, faydaya neden oldular. Lakin 80 darbesinden sonraki yarıyılda insanlar sustular, şairler sustular ve edebiyatımız fertselci bir sinmişliğin suskunluğuna gömüldüler.

1980 Sonrası Türk Şiirinin Genel Özellikleri

Yukarıyada da bahsedildiği gibi bu yarıyıl bir suskunluk yarıyılıdır. Türk şiirine çok da bir katkısı olamamış ya da herhangi bir “değer” katmamış bir dönemdir.

1980 askeri darbesinin evvelinde 1960 askeri darbesi ve 1971 muhtırası asıllaşmıştı. Bu zamanlarda edebiyatımız 80 darbesindeki kadar susmamıştı. Ama dokuz sene süren askeri darbe, edebiyatımızı derin bir suskunluğa gömdü.

80 evvelinde ortaya çıkan II.Yenicilere yakın bir edebiyat karşıladı 80 sonrasında bizi. 80’den evvel cemiyete yönelen Cemiyetsel Asılcılar bu yarıyıllarda yerlerini kötümser bir fertselciliğe vazgeçtiler. Güzel, millet oylamasında %97’lik bir fobi güvenceyi olan asker yönetimi, edebiyattaki gidişata elbette ki göz açtırmayacaktı.

1980 sonrası yarıyıl şiiri, darbeyle beraber Marksist kavrayıştan ve politik ideolojilerden uzak durmuştur. Başka Bir Deyişle cemiyette bütün bir itaat yaratma gayreti, şairlerden başlamıştır. Andırmak gerekir ki 1923 sonrası başka bir deyişle Cumhuriyet yarıyılında sanatçılar, Atatürk devrimlerini millete taşıyan unsurlardı zira Atatürk sanatı ve sanatçıyı halka erişmede en güçlü unsur olarak görerek onları aralıksız gururlandırmıştı. Yeni kurulan ve 600 senelik monarşik bir kavrayıştan demokrasiye geçerken bile susturulmayan sanatçılar, hali hazırda demokrasiye 57 yıldır emek vermiş Türkiye’de 80’de susturulmuştur. Edebiyatımız “Sanat cemiyet için yapılır” kavrayışından büyük bir fobiyle uzaklaşarak daha önceki Osmanlı edebiyatının hayali dünyasına sığınmıştır. Fobinin karar sürdüğü zamanda zati devrimden, düşünceden söz edilemez…

1980 sonrasındaki şairler, cemiyetsel mevzulardan uzaklaşarak daha çok II.Yeni taklidi bir hal aldılar.

Bu yarıyıl şairlerinin belki en ehemmiyetli ve hoş fikri Türk edebiyatını bir tam olarak görmek oldu. Onlar, Divan Edebiyatı’ndan Millet Edebiyatı’na, Tuhaf akınından II.Yeni’ye tüm şiir yarıyıllarını bir tam olarak görüp şiirlerinde hepsinden faydalandılar. Bu da onların şiir sanatındaki değerlerini arttırdı.

1980 sonrası şiirde öne çıkan şairler, Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Seyhan Erözçelik, Lale Müdür, Ahmet Erhan ve Minik İskender oldu.  Özellikle Minik İskender’in ters şiirleri bugün hala ses getirmektedir.

1980 sonrası edebiyat dünyasında mecmualar çıkmaya devam etti. Yazko Edebiyat, Üç Çiçek, Şiir Atı ve Sombahar bu mecmuaların kimileri ve en önemlileridir.

1980 sonrası şiirinde imgelemeler, çağırışımlar, tabakalı şiirleri oldukça yaygındır, işlenilen mevzular ise yukarıyada da söylediğimiz gibi fertseldir.

Bu yarıyıl için sayılan şairlerin şiir kavrayışları ve kısa yaşam hikayeleri şu biçimdedir :

1980 Sonrası Şiirinin Ehemmiyetli Temsilcileri

Haydar Ergülen

14 Ekim 1956 Eskişehir doğumludur. Sosyoloji mezunudur ve şuan Kadir Has ile Bahçeşehir Üniversitelerinde “Yaratıcı Yazarlık” ve “Türk Şiiri ve Şairleri” dersi vermektedir. Sosyolog ve şair kimlikleri ile tanınmaktadır. Ayrıca reklam yazarlığı, reklamcılık ve yayımcılık ile de uğraşmıştır.

1980 sonrası şiirimizin ehemmiyetli şairlerinden kabul edilir. Politik çalkantıların çok olduğu yarıyıllar görmesinin yanında şiirlerinde politik bir ileti ya da mevzu görülmez. Ayrıca ideolojik yaklaşımların olmaması da da göze çarpmaktadır.

Ölüm, yalnızlık, yabancılaşma, aşk, varoluş problemlerini işler şiirlerinde genelde. Yalnızca ve lirik bir anlatımı vardır. Tabakalı ya da imgeli anlatımlara çok bulaşmamıştır.

Üç Çiçek ve Şiir Atı mecmualarında ter dökmüştür. Çok rakamda sınama ve akademisyen olmasından dolayı yazıları da vardır.  Kırk Şiir ve Bir isimli kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Mükâfatına, Cahit Külebi Özel Mükâfatına, Akdeniz Altın Portakal Şiir Mükâfatına layık görülmüştür. 2005 senesinde ise Efkâr Gibi Ödünç kitabıyla Cemal Süreya Şiir Mükâfatına layık görülen bol mükâfatlı bir şair – sosyolog – akademisyendir.

Hüseyin Atlansoy

1962 senesinde Eskişehir’de doğan şairimiz, Haydar Ergülen gibi hem Eskişehirli hem de Sosyolog’dur. Şiirlerinde çok anlamlılık ve çağrışım vardır. Aynı zamanda gerçekten iyi ironileri bulunur şiirlerinde. Şiirlerini Diriliş, Yönelişler, Yedi İklim, Bürde, Kayıtlar, İpek Dili, Dergâh, Kaşgar ve Hece mecmualarında yayımlayan şairin işlediği mevzular fertseldir. Ananenin olanaklarından sonuna kadar yararlanır ama bu onu daha az özgün yapmaz. Şiirlerinde Sezai Karakoç tesiri görülen şairimizin işlediği başlıca temler, metropol yaşamı ve bunun insan üzerine tesiridir.

Murathan Mungan

Mardinli olan yazar, 1955 senesinde avukat olan İsmail Mungan ve Habibe Mungan’dan dünyaya gelmiştir. Tiyatro ve radyo oyunu, şiir, sınama, roman, şarkı sözü yazarlığı, hikaye, masal, sinema yazısı, senaryo gibi edebiyatın her dalına uzanmış zaferli bir sanatçıdır. 1980 sonrası kuşağın en popüler sanatçısıdır.

Murathan Mungan öğrenim yaşamına Mardin’den sonra Ankara’da devam etmiştir. Lisans ve yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kısmı’nde bitirmiştir. Bu bakımdan tiyatroya olan alakası bir hobiden ötedir. Ayrıca yazdığı “Bir Tuhaf Orhan Veli” tiyatrosuyla da büyük alkış toplamıştır.

Çalışkan sanatçımızın, metinler arası bağlar kurduğu şiirlerindeki genel mevzuları, kendilik meseleleri, kendini tanıma ve kabullenme sorunlarıdır.

Yazılarında bayanlara ayrı değer vermiş onların iç dünyalarını zaferli bir biçimde yansıtmıştır. Bu safhada “Bayandan Kentler” hikaye kitabı ve “Yüksek Topuklar” romanı ayrıca tek romanıdır netlikle anılmaya değerdir.

Minik İskender

Gerçek ismi Derman İskender Metheder olan yazar – şairimiz 28 Mayıs 1964 senesinde İstanbul’da doğmuştur. Girdiği tıp fakültesini son sınıfta yarıda vazgeçip sosyoloji kısmına yüreklense de bu kısmı da 3 sene sonra vazgeçmiştir. Tenkit, sınama yazıları yayınlanmış ama profesyonel anlamda ilk şiiri Adam Sanat Mecmuası’nde 1985’te yayımlanmış. Avrupa’da bir hayli şiir ve edebiyat mükâfatına layık görülmüştür.

Şiirlerinde sarih bir başkaldırı ve atak vardır. Argo kullanmaktan çekinmez ve cinsellik üzerine de yazmaktan sıkılmaz. Kendi çapında cesur birisidir. Şiirlerinde kullandığı küfür, mahalli özelikler de sarihçesi onu oldukça özel kılmaktadır.

Genç şairleri besleyen bir ruh yapısında sahiptir. Genç şairlerle Anadolu’nun muhtelif yerlerini Ankara, İzmir, İzmit, Elazığ, Gaziantep, Milas, Seferihisar, Gümüşlük, Bodrum, Bolu, Kırşehir dolaşmış ve ünlü sanatçı, gruplarla turnelere katılmıştır.

Oyunculuk tecrübeyi de olan Minik İskender,  2003 imali Mustafa Altıoklar’ın “Ağır Roman” isimli filminde oynamıştır. Ayrıca “O Şimdi Asker” filminde de minik bir rolde görüyoruz kendisini.

Kendisinden bahsetmeyi pek seven birisi olduğu için popüler sayılır. Şiirleri, başkaldırı ve saldırganlık bakımından değerlendirildiğinde gayet iyidir ama aynı zamanda özgündür de. Bu özgünlük onun küfür kullanımından değil, mevzuları işleyişinden dile gelmektedir.

Türkiye’de de oldukça fazla mükâfata sahip olan şairimizin, en ehemmiyetli özelliği Erdal Öz Edebiyat Mükâfatı Jürisine göre 30 senelik sanat yaşamında meblağlı bir tutum sergilemesidir. Ayrıca bir akım başlatmasa bile özgün olması, kendi yarıyılı şairlerinde pek fazla görülmeyen bir özellik olduğu için özgünlük tarafı da Erdal Öz edebiyat mükâfatını almasına neden olmuştur. Bazı etraflar inkar etseler de durağan edebiyatımıza yeni bir soluk getirdiği de gerçektir.

Yüze yakın yapıtı vardır.